Puan vermedi·200 syf.··
2026 85. kitabı
İlk kez manga okudum ve açıkçası bu kadar seveceğimi hiç düşünmüyordum “Ölüm Busesi” resmen hem garip hem korkutucu hem de aşırı sürükleyici bir deneyim oldu benim için. Ama en çok çizimler etkiledi beni… Bazı sahneler gerçekten rahatsız edici derecede karanlık ve ürkütücüydü ama aynı zamanda aşırı estetik görünüyordu Özellikle karakterlerin yüz ifadeleri, gölgeler ve o gotik atmosfer baya büyüleyiciydi. Sayfaları çevirirken sürekli durup çizimlere baktım resmen Hikâyede ölüm, saplantı, gençlik kaosu ve korku iç içe geçmiş durumda. Karakterlerin hem gerçek dünyayla hem kendi karanlık taraflarıyla uğraşması mangaya çok tuhaf ama çekici bir hava katıyor. Bazen absürt, bazen rahatsız edici ama bir şekilde insanı içine çekiyor Serinin sıralaması aslında: Ölüm Arzusu → 1. kitap Ölüm Kafası → 2. kitap Ölüm Busesi → 3. kitap Ben sıralamaya göre okumamış olsam da dünyasını çok merak ettiğim için ilk kitabı da kesin okuyacağım Çünkü karakterlerin geçmişini ve olayların nasıl bu noktaya geldiğini daha çok görmek istiyorum. Mangadaki atmosfer bana eski korku filmleriyle punk/gotik estetiğin birleşimi gibi geldi. Hem eğlenceli hem huzursuz eden bir havası var. Özellikle korkuyu sadece jumpscare gibi değil, görsel atmosferle vermesi çok hoşuma gitti Kısacası bu kitap benim için manga dünyasına baya etkileyici bir giriş oldu… Karanlık atmosferi, ürkütücü çizimleri ve tuhaf enerjisiyle aklımda kaldı . . .
Zombie Makeout Club 3: Ölüm BusesiPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20264 okunma
Gotik Bir Distopyanın Peşinde...
Puan vermedi·200 syf.··
2026 57. kitabı
Hikaye, adından da anlaşılacağı üzere bildiğimiz o klasik, ağır zombi klişelerinden çok farklı. Kara mizahla harmanlanmış, fazlasıyla dinamik ve alternatif bir dünya var karşımızda. Yılların eskitemediği bir manga okuyucusu olarak, bu kitaptaki o hızlı tempoyu sonuna kadar hissettim. Bir oturuşta, adeta bir solukta bitti zaten. Kestirilemez, asi ve tam anlamıyla "cool" karakter tasarımları hikayeyi sürüklüyor. Zombie Makeout Club serisinin üçüncü kitabı olan Ölüm Busesi'nin o gotik, punk ve distopik havayı buram buram hissettiren çizim tarzı o kadar muazzam ki Peter Richardson’ın yarattığı bu evren, görsel olarak tam anlamıyla bir görsel şölen. Pop-kültür ögeleriyle süslenmiş, biraz vahşi, biraz romantik ama kesinlikle çok tarz bir distopya arıyorsanız bu kitaba kesinlikle bir şans vermelisiniz.
1000Kitap
Zombie Makeout Club 3: Ölüm BusesiPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20264 okunma
Reklam
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mart 2026 00:00
"ÖLÜM KAFASI" Ölüm Şehri'nin kasvetli sokaklarında başlayan hikâye, zahmetsiz gorepunk estetiğiyle harmanlanmış benzersiz bir dünya sunuyor biz okuyuculara. Kayıp kız kardeşini aramak için tehlikeli bir yolculuğa çıkan Yuka. Ancak onu bekleyen şey, basit bir kayıp vakasından çok daha fazlası. Seri cinayetler, deliliğin sınırlarında gezinen karakterler ve her köşede pusuya yatmış komplo teorileri... Yuka kısa sürede kendisini bu karanlık ağın tam ortasında buluyor. Yuka'nın yolu, onu beklenmedik bir karakterle kesiştiriyor: Ai. Bir tesiste uyanan bu gizemli kız, hikâyenin en kritik figürlerinden biri olmaya aday. İki genç kadın, birbirlerine dolanmış kaderlerinin farkında olmadan, aslında aynı tehlikenin gölgesinde hareket ediyorlar. Hikâyenin antagonisti ise henüz tam olarak tanımadığımız, ancak varlığını her an hissettiren gizemli bir örgüt. Bu örgütün en korkutucu silahı ise "ev hayvanı" haline getirdikleri insanlar. Bedenleri ve yetenekleri avlanan gençler, aslında kimin tarafından ve neden hedef alındıklarını çözmeye çalışırken, takipçilerinin amacı giderek daha fazla merak uyandırıyor. Kara Kan fenomeni nedir ve gençleri nasıl etkilemektedir? Gençleri avlayan örgütün amacı ne? Ai neden bir tesiste tutuluyordu ve gerçek kimliği ne? Yuka'nın kız kardeşi nerede ve tüm bu olaylarla bağlantısı ne? "Evcil hayvan" figürü kim ve neden Yuka ile Ai'yi takip ediyor? Yuka ve Ai'nin yolları kesişirken, hangi yolu izleyecekleri ve bu karanlık labirentten nasıl çıkacakları hikâyenin en merak uyandıran unsuru. Gorepunk estetiğinin tüm çarpıcılığıyla hayat bulduğu Ölüm Şehri'nde, iki genç kadının hayatta kalma mücadelesi, aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerine de ayna tutuyor bizlere. Ölüm Şehri, isminden de anlaşılacağı gibi, kasvetli, tehlikeli ve sürekli bir tehdit
Edebiyat
Zombie Makeout Club 2: Ölüm KafasıPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
8/10
·176 syf.··
2026 92. kitabı
Zombie Makeout Club-Ölüm Kafası #okudumbitti Zombie Makeout Club serisinin “Ölüm Kafası” cildini ben ilk cildi okumadan elime aldım ve açık söyleyeyim: “Devam kitabıdır, kopuk kalırım” diye çekinmiştim… ama beklediğimden çok daha rahat girdim dünyasına. Burası Ölüm Şehri: gürültülü, karanlık, sürekli bir tehdit hissi taşıyan, sanki sokakları bile yaşayan bir yer. Hikâyeyi sürükleyen ana damar ise “Kara Kan” denen gizemli fenomenin etrafında büyüyen olaylar. Kitap daha baştan “gizem + tehlike + takip edilme hissi”ni üstüne yapıştırıyor ve sayfalar ilerledikçe bu his iyice yoğunlaşıyor. Merkezde Yuka var: kayıp kız kardeşini ararken kendini seri cinayetler, delilik ve örgüt kokan bir komplo ağının içinde buluyor. Bu arayış, klasik bir “kayıp kişi” hikâyesi gibi değil; sürekli yön değiştiren, seni sayfaya yapıştıran bir gerilimle ilerliyor. Üstelik Yuka’nın yolu, tesis içinde uyanan Ai’ye çıktığında hikâye daha da tekinsizleşiyor. İkisi de yeni bir düşmanın ve onun “insan evcil hayvanı” gibi tüyler ürperten bir unsurun hedefinde… Bu fikir rahatsız edici ama tam da bu yüzden etkili. Bazı sahnelerde “bir şeyler çok yanlış” duygusu resmen boğazına oturuyor. Serinin en sevdiğim tarafı anlatım biçimi oldu: diyalog az, ama çizimler o kadar güçlü ki her şeyi “anlatmadan” hissettiriyor. Korku, şiddet, paranoya—hepsi sayfalarda bir atmosfer olarak dolaşıyor. Bu yüzden okurken temposu düşmüyor; aksine, panel panel gerilimi yukarı taşıyor. Gotik–punk/gorepunk estetik de sadece görsel bir süs değil; hikâyenin rahatsız edici çekiciliğini besleyen ana damar gibi çalışıyor. Yazardan okuduğum ilk kitaptı ve gerçekten kalemini (ve kurduğu dünyayı) çok sevdim. Bu kitabı Burcu Ünlü ’nun tavsiyesiyle merakla okudum; iyi ki de okumuşum. Çünkü ilk cildi okumamış olmama rağmen merakımı
Zombie Makeout Club 2: Ölüm KafasıPeter Richardson · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
6/10
·264 syf.·
2025 93. kitabı
Yazarın korku filmini okumuş beğenmiştim bu da öyle olur sandım ama zombie vs hayatta kalma kitaplar bana hitap etmiyor galiba çünkü sıkılıyorum, kitap tek bir günü anlattığı için hani ilk 25 sayfası cidden heyecanlıydı, sonradan durağanlaştı ve bir şey bekledim olursa puanı yükseltirim dedim O şey oldu da ama o kadar uzatılmış ve gereksiz şey okuyacağımıza o sahneyi ve duyguları daha çok okumak isterdim doğrusu onu okumadığım için bir de korku filminden daha az sevdiğim için puanı yükseltmedim ama tek bir şey söylemem gerekirse Herkese Ramora gibi bir arkadaş lazım kitabın baş kahramanı kardeşin kardeşe yapmadığı bu zamanda Ramora arkadaşı için canını hiçe sayıp onu kurtarmak için elinden geleni yapıyor.
1000Kitap
Kurtuluş ŞarkısıPaul Tremblay · İthaki Yayınları · 202533 okunma
9/10
·156 syf.·
2025 94. kitabı
Kargaya sordum:”Erdem nedir?” Karga “Beden, Soğuk, Dişler” diyor. Zombie kavramı yeni bir kavram değil ama benim kastım yükselen popüler kültür ürünlerinde ön plana çıkmış olan değil. Çok daha eski. Ve batıda değil doğuda. Çin’de. "Zıplayan vampirler" (Jiangshi) bu Çin folklörünün bir ürünü. Ve tabii ki popüler kültür bunu kullanıyor tıpkı “Kazıklı Voyvoda”(Vlad Drakula)’da olduğu gibi. Kitap bir ters dokunuş zombi gözüyle dünyaya bakmak gibi dursa da aslında bir bilimkurgu veya distopya olmaktan çok bir postmodern sistem eleştirisi. Bedensel varlığın, seçimlerin, kendin olmanın sürekli vurgulandığı liberal ve neoliberal kapitalist toplumdaki gerçeklere bir gönderme. Yeni erdem nedir? Bireyin seçimleri gerçekte kime aittir? Parçalara ayrılmış kişiliğimizin hangisi tamamen bize aittir? “Ben” denilen şey bir çok parçadan oluşan bir mozaik mi yoksa kabaca beyin ve bedenden oluşan ikili yapımı? Kapitalist düzende sıkışmış parçalara ayrımış. Açıklık, tutku, haz ve erdem arasında salınan bireyin hangi yolu izlerse izlesin yanlızlaştığını bulunduğu ortama ve insanlara yabancılaştığını okuyoruz bu satırlarda. Yazar meta bağımlılığını cennet vaadini bilinmeze yolculuğumuzu bir sis perdesi içinde anlatıyor. Bence romanın dikkat çeken yanı ise şimdi şu andalığı geçmişten kopuk kopuk bahsetmesi ve gelecekle ilgili bir bakışının olmaması. Tıpkı yaşadığımız şu an gibi. Algı ve algı oyunlarının ortasında hafıza problemi yaşayan hedonist bir varoluşun içinde debelenen insanlık… Kargaya sordum: “Gelecekte ne olacak?” Karga:”Kaos, Yıkım, Hissizlik” dedi…
Sonsuza Dek Sürüyor Derken BitiyorAnne de Marcken · Metis Yayıncılık · 2025163 okunma
Reklam
Reklam