10/10
·136 syf.·
2026 9. kitabı
Herkesin içinde kimseye söylemediği,kendine bile zor itiraf ettiği bir 'iç odası' vardır ya;bu kitap sanki o odanın anahtarı gibi.Özellikle 'Ay Anam' şiiri...İnsanı bambaşka bir dünyaya götürüyor.Şair insanın kendisine olan yabancılaşmasını bitiricek olan şeyi öyle bir kelimeye dökmüş ki,başka türlü anlatılamazmış diyorsun.Her sayfasında kendimden bir parça bulduğum en kıymetli okumalarımdan,en özel yolculuklarımdan biriydi.Keyifli okumalar dilerim.
RüveydaNurullah Genç · Timaş Yayınları · 20247bin okunma
8/10
·210 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 02:31
Kitabı bitirdim ve çok yorgunum. Çok yordu beni. Yüreğimin üstüne bir öküz oturdu ve öküzün adı da Fugui sanırım :) Bu yorulma kötü anlamda değil. Zor, çok zor geçen bir hayatı okumanın getirdiği bir yorgunluk. Kahramanımız Fugui oldukça zor ve talihsiz bir hayat yaşıyor. Aynı şeyleri yaşasam ne hissederdim diye düşünmekten karnıma ağrılar girdi. AMA ; kitap şunu da iliklerinize işliyor; ne kadar zor bir hayat yaşarsanız yaşayın, başınıza ne gelmiş olursa olsun YAŞAMAK çok güzel .. Kitabın sosyolojik arka planı da güçlü.. Hangi rejim gelirse gelsin,hangi devrim olursa olsun birileri çok üzülüyor. Mümkün olduğu kadar çok kişinin insanca bir YAŞAMAK geçirmesi dileğiyle ..
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·272 syf.··
2026 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 01:32
Alex Schulman Bence fazla travmatik bir kitaptı. Akışı ve hikayesi güzel. Okurken sıkılmadım. Merak ve sorular silsilesi son sayfaya kadar devam ediyor. Hüzünlüydü. Normalde daha çabuk biterdi ama küçük bebeğim olduğundan dolayı boş vakit bulabilme şansım kısıtlıydı. Normalde max 2 günde sindirerek rahatça okunur. Anne olgusu benim için çok yüksek bir yerde. Annesine aşırı bağlı biri olarak, bu satırları okurken zorlandım. Sanki ben yaşıyormuşum gibi çok zor, çok korkunç bence. Otokontrolünü sağlayamayan insanların çocuk yetiştirme konusunda destek alabilmeleri şart!! Yoksa sorunlu bireyler yetişip bu bozuk psikolojik durumu nesillerce devam ediyor. Ne gerek var ki? Öz eleştiri yap ve kendini bil! Ona göre davran ve ona göre yetiştir. Son olarak; kitabı beğendim,tavsiye ederim.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,112 okunma
Aşkın da bir sınırı var mı?
8/10
·144 syf.··
2026 44. kitabı
Sabahattin Ali’nin Değirmen adlı öyküsünü okurken en çok dikkatimi çeken şey, sevginin insanı hem yücelten hem de tüketen yönünün çok güçlü bir şekilde anlatılması oldu. Hikâyede fiziksel bir eksiklik, sevmenin önünde engel gibi görünse de aslında asıl engelin insanların kendi zihinlerinde oluşturduğu sınırlar olduğunu görüyoruz. Atmaca’nın sevdiği kadın için yaptığı fedakârlık ilk bakışta romantik bir davranış gibi görünse de bana göre hikâye sadece aşkı değil, aşk uğruna insanın kendinden vazgeçmesini de sorguluyor. Sevdiği kişinin eksikliğini paylaşmak istemesi, sevgiyi sahip olmaktan çok birlikte acı çekebilmek olarak gördüğünü düşündürüyor. Sabahattin Ali’nin dili oldukça sade olmasına rağmen duyguları okuyucuya yoğun şekilde geçiriyor. Özellikle değirmenin dönen taşları, hikâyedeki kaçınılmaz sona eşlik eden güçlü bir sembol gibi duruyor. Okurken karakterlerin yaşadığı çaresizliği ve iç çatışmayı hissetmemek zor. Bu öykü bana gerçek sevginin yalnızca mutlu anları paylaşmak olmadığını, bazen insanı mantığın sınırlarını zorlayacak noktalara da götürebileceğini düşündürdü. Ancak hikâyenin sonunda insan, sevginin fedakârlıkla beslenmesi gerektiğini kabul etse bile, kendini tamamen yok edecek kadar ileri gitmenin ne kadar doğru olduğunu da sorgulamadan edemiyor. Kısacası Değirmen, kısa olmasına rağmen uzun süre etkisi devam eden, sevgi, fedakârlık ve insan ruhunun derinlikleri üzerine düşündüren güçlü bir öykü.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 23. kitabı
Bu hepi topu 88 sayfalık kitap hakkında aslında söylenecek çok söz, yazılacak çok kelime var. Lakin yazarın da dediği gibi: “Bu topraklar (Gazze), intikamların üst üste yığıldığı, kinlerin kat kat biriktiği, hüznün hüzünle örtüldüğü bir ağıt gibi.” O yüzden kelimeler kifayetsiz kalıyor. Yazar, bazı noktalarda kitabın gerçek yazarı olan gazeteciye sesleniyor. Geçişler yeterince belirgin olmadığı için arada kopmalar yaşanabiliyor. “Ne oldu şimdi, bunu kimin ağzından okuyoruz ya da dinliyoruz?” diye düşündüğüm yerler oldu. Onun dışında okuyucu, akıcı ve vurucu bir hikâyenin içinde kayboluyor. En azından bende bu hissi uyandırdı. Nebil’in çocukluğu çok zor geçmiş; vatansız ve kamplarda büyümüş. O da yetmezmiş gibi tam bir şeyler düzelmeye başladı derken hayatında hiç unutamayacağı ağır yükler binmiş omuzlarına. Vatanı ve intikamı için mücadele ederken 20 yıl hapis yatmış, karısından ve kızından ayrı düşmüş. Anne ve babasının cenazesine bile gidememiş. İşte o yirmi küsur yılda kitaplara sığınmış; dünyadan tamamen kopmadan, ondan uzaklaşmanın yolunu böyle bulmuş. Yaşlı Nebil El Cebir, bu saçma, öfkeli ve insanlık dışı dünyada kitapların arasında kaybolmuş. Gün ışığı onun için kitaplarını okuyabilmesini sağlayan bir lamba olmuş. Bunu da bir gazeteci keşfetmiş ve ortaya içinizi burkan bu hikâye çıkmış. Tüm bu yaşananlar için çok üzgünüm. Bu kitap bana o topraklarda yaşanan acıları çok net bir şekilde hissettirdi.
Gazze'nin Son KitapçısıRachid Benzine · Beyaz Baykuş Yayınları · 2025185 okunma
muhteşem
Puan vermedi·407 syf.··
2026 15. kitabı
·
54 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Muhteşem. Böyle kaliteli bir esere zor rastlanır. Herkese önerimdir. Sindirerek okudum. Tabi biraz hayat akışım da yavaşlattı okumamı. Ancak bu yavaşlama olumlu bir tesir bıraktı idrakime. Mutluyum, hem de çok mutluyum.
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma