7/10
·555 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 10:22
Merhaba arkadaşlar. Yazan Edgar Allan Poe, devam ettiren Jules Verne. Şu kadroya ‘okuyan’ diyerek kendi isimlerimizi ekleyelim de daha anlamlı olsun. Şaka bir yana kitap öncesi kitap hakkında bilgi verirsek, daha sağlıklı ilerleyeceğimiz kanısındayım. Öncelikle bu eserin temeli Edgar Allan Poe tarafından Arthur Gordon Pym’in Öyküsü ismiyle atılıyor. Poe’nin tamamlanmış tek romanı olma özelliğine sahip olduğunu öğrendiğimiz bu eser kısaca (araştırınca) Pym tarafından Grampus isimli gemide yaşananların anlatıldığı, gemi kazası ve isyan sonucu yaşadıkları, başkaları tarafından kurtarılmaları, maceranın buna rağmen devam etmesi, yamyamlık ve siyahilere yönelik diğer acımasız bakış açısıyla ilerleyen bir romanla karşılaşırız. Bu eserde ise bizler Halbrane isimli gemiyle Hint Okyanusu’nun -neredeyse- tam ortasından başlayarak yapılan Antarktika yolculuğunun konukları oluyoruz. Ve yine Jules Verne hiç gidip görmediği bir yeri anlatırken bizler tam da oradaymış gibi hissetmekten kendimizi alamıyoruz. Romanı bize anlatan Jeorling karakteri yanında birkaç önemli karakter daha var ama bunlar sadece bu romanda mı var yoksa Poe’nin kitabında da var mı bunu bilemiyorum. Bunu bilemediğim için de bir yorum ya da birleştirme yapamıyorum bu durumda. Bilinen bir durum ise Halbrane gemisi ve mürettebatın, Arthur Pym’nin yol haritasına uyarak yaptığı maceranın anlatılması. Haliyle deniz yolculuğu ve bunun zor şartları bir yandan işlenirken diğer yandan da açlık ve isyan tehlikesi de işlenmiş. Özellikle yukarıda belirttiğim betimleme ve tasvirleri anlatmaya ise dilim dönmüyor. Okurken ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hiç gitmediği bir adadan başlayan yolculuk, diğer hayali adalar ve üstündeki hayvan ile bitkileri dahi işlemeye kadar ilerliyor. Ama en özel ve güzel kısımlardan birisini
Buzlar SfenksiJules Verne · Alfa Yayıncılık · 2014343 okunma
Okuuu
Puan vermedi·139 syf.··
2025 20. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 20:56
"Melankoli, yüzünü ışığa dönmüş üzüntüdür." -ITALO CALVINO Bitirmeyi zor bekledim desem yeridir arkadaşlar; okurken sizin de düşüncelerinizi merak ettiğim özellikle şu iki konuda samimi bir şekilde düşüncelerinizi merak ettiğim soruları sormam lazım. Birincisi; önceden zaman zaman düşünürdüm , hep mutluluk olsa hiç hüzün olmasa diye. Herkes güleç olsa deyim yerindeyse "hayat bayram olsa". Nasıl olurdu ? İkincisi; fark ettiniz mi bilmiyorum ama çevremizde özellikle depresyon , anti depresan ilaçlarının kullanımı ne kadar arttı. Öyle ki şeker gibi kullanılacak. Peki sizce bu çözüm mü ? Bu konularda benim düşüncelerim eseri okuduktan sonra net bir şekilde son şeklini aldı arkadaşlar ; Hayat hep bayram olsa biz bunun farkına varamazmışız ki arkadaşlar . Aklıma yakın bir arkadaşımın ya hayat çok sıkıcı , çok monoton serzenişi geldi. Eserde de bahsedildiği üzere yeri gelecek insan "dip" i görüp küllerinden yeniden doğmaya çalışacak. Görüyoruz ki Virginia Wolf, Beethoven , Sylvia Plath .. gibi bazı sanatçılar küllerinden doğup bu dip zamanlarında popülerliğini sağlayan başyapıtlarını meydana getirmiştir. İkincisi ise arkadaşlar ; ilaçlara karşı birisi değilim başta bunu belirteyim ama yazarın da dediği gibi en ufak bir mutsuzlukta hemen onlara sarılmayalım. Nasıl mı melankoli ruh halimizi daha da şiddetlendirmeden , mantıklı bir şekilde o sürecimizi yönetmeye çalışalım. ( ileri derecede varsa tabii o ayrı !!) Fazla uzatmayayım içindeki araştırmalarla sizi bilinçlendirecek, kılavuzunuz olacak eseri okumadan geçmeyinnnn !!!
Edebiyat
Melankoliye ÖvgüEric G. Wilson · Doğan Kitap · 202553 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·255 syf.··
2024 12. kitabı
Hşbize Allahın 1lütfu olarak verilmiştir, Allahı tanımak için geldiysen, bunu ona gösterirsen, kalbine hikmet ilham edecektir 102 Muhammediliğin batini tarafını anlamak istiyorsan, tarikata girmen, derviş olman gerekir çünkü gerçek manada öğrenmek sadece kişisel tecrübeyle mümkündür 49 Zikirlerin kalp, sinirleri etkilemesi sadece başlangıçta olur, snde diğerleri gibi yakında alışırsın, cemaatle yapılan ibadetlerden manevi kudret kazanmaya başlarsın. Peygamber efendimiz bu zikir çeşidini Hz.Aliye talim etmiştir. Bundan dolayı buna zikri hafi denir, buradaki çeşidi kalpten kalbine yapılan sessiz iletişimin tersine aşikar yapılmaktadır 85 Tarikat kurucusunun öğretileri, zikirleri hristiyanlara, yahudilerede uygunmuş, bu zikirler konusuna vakıf 1hoca yönetiminde yapıldığında, manevi alemleri, Allah mutlak kudretini kanıtlayan tecrübeler yaşanabilirmiş 202 1çok Avrupalı entelektüel, bilgin islam hakkında araştırma yapmak üzere aramızda bulundu, dilimizi, literatürümüzü biliyorlardı.Hakkımızda cilt cilt kitaplarda yazdılar ancak temelde islamı anlamış değillerdi çünkü gerçek anlayış sadece okuyup öğrenmeyle elde edilen zahiri bilgiler değil gönülden istenilen keşf, irfanla elde edilir, arif kavramlarını söz konusu bu farkı vurgulamak için kullanırız. Arif zahiri bilgide belki bilgisiz sayılabilir ancak hakikat konularıda alimden daha derin 1anlayış, ihvana sahiptir 62 Şeriat kabuk gibidir, ne kadar kalın olursa içindeki yemişde okadar sulu, yumuşak olur.H2si de 11ine muhtaçtır,1i olmadan diğeri olmaz, şeriat öz saklayan, muhafaza eden, tarikatın gelişimi mümkün kılan dıştaki kabuk gibidir 71 Tarikatın vazifesi ilahi ışıkla kemale erip, yemiş olarak Allaha sunulması için ağacı taze tohumlarla çiftleştirip çoğaltmaktır fakat şeriat kabı olmaksızın içindeki yemişin bunu
Tasavvuf
Dervişler Arasında İki HaftaCarl Vett · Kaknüs Yayınları · 201753 okunma
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2025 00:00
"Her işinizde, sizinle insanların elleri arasına, daima bir çiçek girer; o, ramazandır." İçine sonsuz Ramazanlar sığdıran bu kitapla, Ramazan'ın başında karşılaşmamış olmanın hüznünü yaşıyorum. Ramazan'ın başında karşılaşsaydım kitabı o ilk teravih, ilk sahur, ilk oruç, ilk iftar heyecanı ve sevinciyle okuyacak; Müslümanlar için seneyi nur gibi aydınlatan bu mübarek ayın kıymetinin daha çok farkına varacak ve daha bilinçli bir Ramazan geçirecektim belki de... Yine de Ramazan'ın sonlarına doğru yazdığı satırları okuyup Sezai Karakoç ile birlikte beraber hüzünlenmek de güzel bir okuma serüveni oldu benim için. İçinde sonsuz Ramazanlar barındıyor dedim, çünkü Sezai Karakoç'un oruç yazılarını hem güncel bir şekilde o dönem okuyan Müslümanların, hem günümüzde okuyan bizim, hem de bu yazıları henüz okumamış ama okuyacak olan tüm Müslümanların geçmiş, şimdi ve gelecek Ramazanlarına, oruçlarına, hislerine ayna tutan bir eser, bu eser. İnsan yaş aldıkça zamanla bazı şeyler eskisi gibi olmuyor, eskisi gibi heyecan vermiyor veya hevesimiz kaçıyor bazı şeyler için. Ama okurken düşündüm ve fark ettim ki Ramazan için asla "artık eski oruçların tadı yok ya" veya "Ramazan geldi ama gelmese de olurdu / geldi de n'oldu" (hâşâ) minvalinde cümleler kurmuyorum. Daha doğrusu kuramıyorum, öyle hissedemiyorum, hissetmek de istemiyorum (hissedilmesi teklif dahi edilemez kısaca). Çünkü üç aylar bir girsin, Ramazan bir yaklaşsın içim yine kıpır kıpır oluyor, bi' sevinç kaplıyor içimi, eskimeyen bir güzelliği, bir büyüsü var bu güzel ayın. 1960'larda, 30'larında, bilgi birikim olarak beni bilmem kaça katlayacak bir düşünür/yazarla 2023'teki dümdük işsiz olan kör cahil ben, Ramazan'da ortak bir paydada buluşuyoruz, aynı heyecanı paylaşıyoruz, içimizde aynı birlik hissi var ve büyük ihtimalle,
Samanyolunda ZiyafetSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 20254,589 okunma
KUYUCAKLI YUSUF ROMANI ÜZERİNDEN BOZUK TOPLUM TEMASI ÜZERİNE BİR İNCELEME
Puan vermedi·222 syf.··
2022 1. kitabı
Kuyucaklı Yusuf 1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli ilçesinde Kuyucaklı köyünde başlayıp Balıkesir’in Edremit kasabasında kötü bir olayla sona ermiştir. Romanın çok geniş konuları vardır ve dönemini eleştirebilen çok cesur bir romandır. Roman Kuyucaklı köyünde bir karı kocanın öldürülmesi ile başlar. Olay erkek kahramanlarından biri olan Yusuf’un gözleri önünde gerçekleştirilmiştir Yusuf son derece soğukkanlı davranır aynı şekilde olay yerine gelen kaymakamın sorularına da aynı soğukkanlılıkla cevap verir. Yusuf’u büyütecek kimse kalmadığı için erkek çocuğu olmayan Kaymakam Yusuf’u oracıkta evlat edinir. Daha sonra Edremit’e yerleşirler. Yusuf buraya adapte olmaya çalışmakla birlikte yaşadığı travmatik olay sayesinde bunaltı içinde büyüyen bir kişiliğe sahip olmaktadır. Yusuf’un çaresiz olması, bireysel kararlar verememesi onun kararsız kişiliğini de oluşturmaktadır. Ayrıca yetişkinliğe adım attığı kasabanın ataerkil yapıda olması da Yusuf’un karakterinin oluşumunu etkileyecektir. Yusuf’un evlatlık olduğu ailede kendinden başkasını düşünmeyen Şahinde, huysuzluğu ile kocasına gün yüzü göstermeyen bir kadın olarak tanıtılır. Salahattin bey ile şahinde arasında ki yaş ve eğitim farkı anlatıcıya göre bu evlilikteki huzursuzluğun en önemli nedenlerindendir. Gençliğini doyasıya yaşadığını düşünen Salahattin Bey artık gençlik zamanlarından nasibini almış, gençliğe dair yapmak istediği ne varsa hemen hepsini yapmış ve biraz hayatının sakinleşmesini, evlilik vaktinin geldiğini düşünerekten şahinde ile evlenir Şahinde’nin çok güzel ve uysal olduğunu sanan Salahattin Bey’in artık şahinde hakkında düşünceleri değişmeye başlar. “Gene pek az zaman içinde tespit etti ki bu güzel kedinin çok sivri tırnakları, bu kuzunun sert boynuzları vardır. Şahinde,
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,7bin okunma
İzahı olmayan şeylerin mizahı olur
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2022 36. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2022 00:22
Kitap tek kelimeyle Mükemmeldi.  Çok anlaşılırdı, çok akıcıydı. Günde 100 sayfayı zar zor geçen ben bir oturuşta bitirdim 224 sayfayı. Kitapta anlatılanların çoğu gözlerimin önünde canlandı. Çocukların gözünden yazılmış başyapıt niteliğinde bir kitap diyebilirim. Bazı yerleri okurken sesli güldüm, bazı yerlerdeyse gözlerim doldu, yüreğim burkuldu. Hatta bizzat kendi yaşadığım çok benzer anılarım vardı, onlar da bir bir geçti gözlerimin önünden. İki eski sınıf arkadaşının 1963-1964 yıllarında hayatlarında ya da sınıflarında gerçekleşen önemli olayları birbirlerine anlattıkları, ''büyüklerin ikiyüzlülüklerini, yalanlarını, toplumdaki haksızlıklarını ve eğitim alanındaki saçmalıklarını eleştirdikleri'' mektuplar eşliğinde bizlere aktarması, çocuklara ''Sevgili Çocuklar'' diye değil de ''Sevgili Çocuklarım'' diyerek seslenmesi ve din, dil, ırk fark etmeksizin tüm çocukları sahiplenmesi Aziz Nesin'in ne kadar iyi yürekli bir insan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Başlı başına çok iyi işler yapan  ve kitaplardan elde edilen gelirlerle kimsesiz, yoksul çocukların okutulduğu, yetiştirildiği Nesin vakfından söz etmiyorum bile... ''İzahı olmayan şeylerin mizahi olur'' diye bir sözü vardı çok sevgili Aziz Nesin'in.  Bu eserinde de bir kez daha haklı çıkarıyor Aziz Nesin kendisini. Eğitim sistemimizde yer alan ezberciliğin bu kitapta çok güzel eleştirildiğini düşünüyorum. Okula Müfettişin geleceğinden haberdar olup diğer okullara hangi soruları sorduğunu öğrenen öğretmenlerin, öğrencilerine müfettişin soracağı soruları cevaplarıyla birlikte yazdırıp ezberletmeleri, eğitim sistemimizin ne kadar vahim durumlardan geçtiğini/geçmekte olduğunu olduğunu bir kez daha gösteriyor bence. Bana oldukça anlamlı geldi anlatılan gerçek olaylar. Gerçek olaylar diyorum çünkü bu tür
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,7bin okunma