8/10
·288 syf.··
2026 8. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 15:06
Küçük yaşta annesini kaybetmiş Nazlı üvey annesi Cemile aynı evde yaşarlar. Arkadaşının düğününe katılan nazlıya görücü gelir ve mehmetle hikayesi orada başlar. Mehmet izmir de çalışan bir öğretmen annesinin zoru ile nazlıyla evlenmeyi kabul eder çünkü mehmetin sevdiği kadın mehmetin ailesine uygun olmadığı için annesi hakkını helal etmez. Annesinin bu düşüncesi yüzünden de mehmet hiç sevmediği nazlı ile evlenmek zorunda kalır nazlı mehmetin başka bir sevdiği olduğunu daha sonra öğrenir. Maalesef bu toplumumuzda hala yaygın sırf aile kabul etmiyor diye sevmedikleri insanlarla evlenmek zorunda kalan yüzlerce insan vardır eminim. Bunlardan biri de nazlı ve mehmet oldu nazlı mehmeti sevdi fakat mehmet nazlıyı sonradan sevdiğini anladı. Mehmetin annesi öldükten sonra nazlı boşanmak istediğini dile getirdi ve aile evine döndü. Doğuda dul olmak ayıplandığı için artık nazlıya gelen talipler 5 çocuklu babası yaşında olan kişilerdi birgün kapı çaldı ve burak ailesi ile birlikte nazlıyla evlenmek istediğini söyledi. Burak, mehmetin öğretmen arkadaşı kabul etti 10 sene sonra iki tane çocukları oldu ve mehmetle nazlı yine bir toplanmada karşılaştılar. Mehmet işte bu toplanmada aslında arzuyu hiç sevmediğini hep nazlıyı sevdiğini daha geç anladığını nazlıya söyledi ve kitap bitti. Sonu şaşırtmadı pişman olacağı belliydi sade kısa akıcı bi anlatımdan dolayı hızlı okundu kitap serinin devamı varmış okur muyum?bilmiyorum.
1000Kitap
Görücü Usulü AşkNejla Arslan Kurt · Hayat Yayıncılık · 20151,668 okunma
Kendi kurgularımda kaybolmak
9/10
·160 syf.··
2026 10. kitabı
Kitap üzerine uzun uzun yazmayacağım ama kitabın bana düşündürdükleri üzerine kısaca bir şeyler söylemek istiyorum. Öncelikle çok ama çok uzun zaman önce Umag kültürde Mehmet Eroğlu'nun da ders verdiği bir yazarlık atölyesine katılmıştım. Orada Eroğlu bize bir kitap listesi vermiş ve kursun sonunda Tatar Çölü'nü okumamızı istemişti. Son derste ise Tatar Çölü'nü ele alan bir konuşma yapmıştı. Bu konuşma, hayatım boyunca dinlediğim konuşmalar içinde ki işim gereği belki yüzlerce dinlemişimdir, beni şimdiye değin en çok etkileyenlerden biridir. Çok uzatmadan söyleyeyim; yarına ötelediğimiz tüm beklentilerimizin aslında bizi ölgünleştiren bir varoluşu nasıl ürettiğini ve en zoru bu trajik varoluşun her tercihi kuşatan özsel bir yanı olduğunu anlamıştım. Bu kitapta tam da Tatar Çölü gibi yaşamın o özsel yanına dair bize, elbette bence çok açık bir şeyi söylüyor. Kim olduğumuza dair imgemiz aslında hiç de kim olduğumuza karşılık gelmez; bu anlamda kendi geçmişimizi işimize geldiği gibi değiştirir ve sonuçta onu anlayıp kendimizi anladığımız şeyler üzerinden meşrulaştıracağımız bir bağlamda yeniden inşa ederiz. Bu çoğunlukla ahlaken kendimizi kurduğumuz bir hayal dünyasıdır. Bazı bazı bu dünyayı sarsan karşılaşmalar yaşar ve kim olduğumuza dair ne denli yanıldığımız konusunda şaşkınlığa düşeriz. Oysa çoğunlukla bu anlar da unutulmaya yazgılıdır; zira hiç kimse kendi bütünlüğünü parçalayacak ve onu bildiği yolun dışına itecek bir yolu, yol olarak görmez.
Bir Son DuygusuJulian Barnes · Ayrıntı Yayınları · 20213,548 okunma
Reklam
7/10
·286 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
İnsan geçmişinden kurtulabilir mi ? Gölge gibi takip eder aslına bakarsanız yaşadıklarımız bizi. En çok da eksik kaldığımız sevgi kırıntıları. Ne düşünsek ne yapsak sanki onun eksikliğini gideremeyiz. Bu eksiklik bizi saflaştırır, masumlaştırır. Bu konuya dair nereden bir adım gelse sorgusuz sualsiz bizi içine çeker. "Ben mi çok aptalım, yoksa hayat mı çok zalim, bilemedim..." (s.55) diyecek kadar. Kendimizden önce herkesi önceliğimiz yaparız. Ve farkında olmadan en çok kendimize biz kendimiz zarar veririz. Kimi zaman bunu adına AŞK deriz, kimi zaman GÜVEN, kimi FEDAKÂRLIK, kimi zaman MERHAMET, kimi zaman da İNSANLIK... Ama adı ne olursa olsun bu duygular en çok bizi yıpratır, bizi yıkar... İçimizdeki yaralar tazeliğini her daim korusa da; herkesin kendi defteri ne isterse onu yazar mantığı hep vardır aslına bakarsanız. Biz de önemli olan başımızı yastığa koyduğumuz da baş başa kaldığımız kendimizdir. Ona hesap verebiliyorsak gerisinin çok da ehemmiyeti yoktur. Biz oldukça dirençliyizdir. Tökezler - düşer - kalkar her şeye yeniden aynı şevkle başlarız. Çünkü "İyiliklerin en güzeli UMUTTUR. " "Zoru kolay, uzağı yakın eden, Karanlığı aydınlatan, acıyı hafifleten, Ölümü unutturup suçları bağışlatan UMUT... İyilik de kötülük de bulaşıcıdır, devamlılık gösterir. Kötülerin içinde iyi olmak kadar, iyilerin içinde kötü o zordur. Önce biz başlayalım düzeltmeye. Sevmediklerimizi sevmeye, Saymadıklarımızı saymaya, Suçladıklarımızı bağışlamaya... " "BELKİ BİR GÜN KENDİMİZİ DE BAĞIŞLARIZ." Okuduğum ilk Gülseren Budayıcıoğlu kitabıydı. Dili sade ve akıcı, konuları işleyişi ise oldukça başarılıydı. Okurken kendimi zaman zaman sorguladığımı hissettim. Konular benzer olmasa da kişinin kendini sorgulamasında eksik kalan taraflara değiniyordu. Acabalarla dolu bir okuma oldu benim
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap adı: İçindeki Mucize Yazar adı: Anıl Şehirlioğlu Kitap türü: Kişisel Gelişim, Kişisel Rehber Sayfa sayısı: 302 Yazarın daha önce başka bir kitabını okumuştum ve o kitabı da oldukça çok beğenmiştim. Kitapta sadece seans sırasında karşılaşılan farklı insan sorunlarından, onların yaşadığı ve hayatları boyunca taşıdıkları yükleri, travmalarını okumuyorsunuz, buna sebep olan sorunlara ulaşıp çözümünü okuyarak şahit oluyorsunuz. Her bölüm sonunda özellikle olumlamalar çok dikkatimi çekti. Dünyada yaşayan her bir insan tek dert onda var sanırken, nice insanların ne dertleri var, çözmek için kimi uğraş verirken kimi de yazarın dediği gibi, her yaşadığı şeyi hakedilmiş bir şey olduğunu kendini inandırarak yaşamaya çalışıyor. Bir çok konu işlenmiş kitapta, alma verme dengesi, beklentiler, yüklenilmş fazla sorumluluklar, güçsüzlük, yalnızlık, ait hissedememe, suçluluk ve en önemlisi DEĞERSİZLİK, belki de travmaların en ağırı ve iyileşmesinin en zoru. Kitabın en başında yazar Kuantum konusuna kutsal kitabımız Kurani Kerimden Ayetlerden örnekler vererek açıklık getirmiş İnsan önce kendini sevmeli, değer vermeli, önemsemeli ki başka insanlara da aynı değeri gösterebilsin. Kitaptan bazı kesitler: 🪻Allahtan kopan bir parçasın. Dünyanın misafirisin. Var mısın bu işin hakkını vererek var olmaya 🪻 Kim olduğumuzu anlamamın yolu, önce kim olmadığımızı anlamaktan geçiyor Hayatımızdaki her insan ve her olay, bize yol gösteren trafik levhaları gibidir. Yolun sonu kendine varmaktır. 🪻Tekamül zıddıyla var olur, pozitif varsa negativ de vardır. Önemli olan senin neyi seçtiğindir. 🪻Hayatının yönetmeni sensin. Senaryonu değiştirme yetkisine sahipsin. Yaşantından memnun değilsen. Belki artık başka Filme geçmelisin. Öz sevecendir, dinginlik, huzur ve güven verir. Ego
İçindeki MucizeAnıl Şehirlioğlu · Yediveren Yayınları · 2019160 okunma
Türkler Nasıl Müslüman Oldu
Puan vermedi·192 syf.·
2026 15. kitabı
Selamünaleyküm kıymetli okurlar. Türklerin nasıl Müslüman olduğu hakkında pek çok görüş var. Kimi kılıç zoruyla, kimi de Türklerin eski inancıyla benzerliklerinden dolayı İslamiyeti kabul ettiklerini söylüyor. Türkler nasıl Müslüman oldu kitabı sosyolojik, psikolojik ve tarihsel olarak bu konuyu derinlemesine inceliyor. Öncelikle insan psikolojisi üzerinden din değiştirme kavramını açıklıyor. Bir insan bir toplum nasıl ve neden din değiştirir; gibi sorulara cevap veriyor. Din değiştirme ile yapılan bilimsel araştırmalarla da açıklık getiriyor. Ki bu araştırmaları sayesinde kitlesel ve bireysel din değiştirme olgusunu okuyucu daha iyi anlıyor. Türkler tarih boyunca tek bir dine mensup olmamışlardır. Gök tanrı inancı hakim olsa da Türkler din değiştirebilen bir millettir. Budizm Hinduizm Hristiyanlık Yahudilik gibi pek çok dinle karşılaşmışlardır. Bazıları bu dinleri benimsemiş ama temelde tamamen kabul etmemişlerdir. Türklerin İslam'ı topyekûn kabul etmelerinin sebepleri de bu kitapta güzel bir şekilde açıklanıyor. Türklerin Müslümanlarla ilk karşılaşması, Emeviler dönemindedir. Emeviler Türklere İslam'ı getirmiyorlar. Sadece yağmalıyorlar esir alıyorlar. Ve en önemlisi İslam'ı tebliğ etmek gibi bir dertleri yok. Emevilerin kılıç zoru ile Türkler üzerindeki baskıları Türklerin Müslüman olmalarını yüzyıl kadar geciktirmiştir. Bu dönemi ilk karşılaşma ve tanışma aşaması olarak okuyoruz. Daha sonraki dönemde Türklerin de yardımıyla Emevileri deviren Abbasiler'in daha ılımlı siyaseti ile Türkler gerçek İslam ile tanışıyor. Abbasiler döneminde Türkler arasında gerek bireysel olarak gerekse toplu olarak insanlar İslam'a girmeye başlıyor. Türklerin topyekûn İslam'a girmeleri yaklaşık 300 yılı buluyor. İslamiyeti kabul sebepleri de farklı farklıdır. Ancak önemli olan çok
Türkler Nasıl Müslüman Oldu?Erkan Göksu · Kronik Kitap · 202563 okunma
Dönüşüm
Puan vermedi·74 syf.··
2026 71. kitabı
Franz Kafka Dönüşüm Franz Kafka'nın bütün kitapları hem o kadar depresif hem de o kadar yorucu ki insanlar neden okuduğunu bir süre sorguluyor. Popüler kültür bir kitap olsada ben bunu ortaokulun başlarında Türkçe öğretmenimin zoru ile okumuştum. Şimdi lise son sınıfım hala aklımda kalan bir roman. Kitap kapağına neden böcek koydular hala sorguluyorum??? Gerçekten George Samsa'nın bir böcek olduğunu düşünmelerinden bıktım usandım, adam bir böcek değil, bu sadece bir metafor. Metafor iyi işlenmiş olsada karakter ve anlatım hem yavaş hem de sürekli aynı şeyi farklı dillerde anlatılmış gibi hissettiriyor. Bu yazarın bütün kitapları böyle zaten ama yine de benim o yaşta ki sabrımla bu yaşta ki sabrım aynı olmadığı için tekrar okumam gerekse okumam sanırım.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,8bin okunma
Reklam
Reklam