Gönlümün sarayında bir ümit var, ezelden kalma,
Dar geliyor bu gökyüzü, dünyaya sakın aldanma.
Sen kapımı çaldın çalalı, rûhumda ebedî bir tebessüm,
Sanki rüzgârınla göklere süzülen garip bir uçurtma gibiyim.
Öyle bir nakış ki bu, kalbime kazımışım her bir harfini,
Ben bu aşkın ayetlerini hıfzeden dilsiz bir hafız mıyım?
Yürüyorum işte, önüme serdiğin o çizgide,
Kader der, baş eğerim; rızan gizlidir her bir gizemde.
Herkes ürker, feryat eder, bilmezler ki vuslattır ölüm,
Sen yoksan asıl o zaman başlar rûhumdaki zulüm.
Sana varmak, Sende kaybolmak bana nasıl olur imkansız?
Kulunu yarı yolda bırakır mı o yâr, hiç kalır mıyım mekânsız?
Biliyorum, bir damla merhamet dilensem ummanlar taşar,
O sarmalayan, o sonsuz şefkat nurunla tüm engeller aşar.
Sıyrıldım masivâdan, nihayet içimde tarifsiz bir huzur,
Gözümde ne mülk kaldı artık ne de dünyalık bir gurur.
Yansın bu ten, kavrulsun; kutsaldır Senden gelen her acı,
Aşkınla ağlayan dervişin, sînedeki sızısıdır baş tâcı.
Kalabalıklar içinde kalsam da, Sensizsem her an yalnızlık,
Sana döndüm yüzümü, bitti içimdeki o derin yabancılık.
Zikrinle aydınlanır içimde kararıp kalan her gece,
Gönül ufkumda batmayan sonsuz bir gündüz başlar,
Dil dökülünce o tek heceye... Hû.🍀🌼🌹