"Bu dünyada, bu zulüm senin sayende.
Açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin -demeğe de dilim varmıyor ama - kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!"
Nazım Hikmet Ran
İslam inancına ve ahlak anlayışına göre, bir Müslümanın temel gayesi Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu doğrultuda, yaratıcının sınırlarını (hududullah) korumak, onun razı olmadığı, zulüm, haksızlık veya gayriahlaki olarak nitelendirilen işlere karşı kalben, dilen veya fiilen rıza göstermemek imanın bir gereği olarak kabul edilir.
Bu duruş, kişisel çıkarların veya toplumsal baskıların önüne inancı ve adaleti koymayı gerektirir.
Çok sevdiğim birinin önerisiyle aldım bu kitabı. Bu incelemeyi yazmak için heyecanlı olsam da zorlanacağımı biliyordum. Ama varsın zorlayıcı olsun; insan biraz da zorlandığı yerde gelişiyor.
Bu, Yaşar Kemal’den okuduğum ilk kitap. Kitap, uzun bir çakırdiken tasviriyle başlıyor. İlk başta sıradan bir doğa betimlemesi gibi görünse de sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki çakırdiken yalnızca bir bitki değil. Ağalık düzenine boyun eğmiş köylünün acısı, Memed’in yarası, yakarışı ve isyanının sembolü.
Memed çakırdikenlerin arasında koşarken yalnızca bacakları yaralanmadı; ruhu, benliği ve kalbi de paramparça oldu. Belki de bu yüzden yakmak istedi hepsini. Yakarak kurtulmak istedi acısından.
Peki neden köy halkı kendilerini ezen, aç bırakan, tarlasına, bağına, bahçesine, öküzüne göz diken bu ağalık düzeninin karşısında el pençe divan durdu? Neden bazıları Memed’in başkaldırısının ardında dimdik durabilirken, bazıları başka bir hayatın mümkün olduğunu gördüğü hâlde kendi celladından vazgeçemedi?
Ve Hatçe…
Canım Hatçe. Güzel Hatçe. Kadersiz Hatçe…
Dağda bile bir aynaya özlem duyan, kıyafetlerinden vazgeçmeye kıyamayan, hayallerine sımsıkı tutunan Hatçe… Yüreğimi en çok sen yaktın.
Serinin diğer kitaplarını da elbette okuyacağım. Ama şimdilik bu hikâyenin bende bıraktıklarıyla biraz baş başa kalmaya, içimde demlenmesine izin vermeye ihtiyacım var.
İnce Memed, yalnızca bir eşkıya hikâyesi değil; zulme boyun eğmeyi reddeden, adalet arayan ve başkaldırmanın bedelini göze alan insanların hikâyesi.
Sistemi sorgulayan, kabullenmek yerine değiştirmeyi düşünen ruhlara iyi gelecektir.
Okuyunuz. Okutunuz efendim.
Yakında yeniden görüşeceğiz, İnce Memed.
Şimdilik hoşça kal…
Aylardan kasım yeni bir kışa doğru bilemem kaçıncı bu kış yoksunki .....
Gel diyecem de yoksun buralarda aklın ayrı kalbin
Gayri bu zamamalarda
Varliğin hüsran yikluğun zulüm
Yoksun sordum varsın yoruldum bir ümiiiyinbonuda sen kuruttun