Puan vermedi·128 syf.··
2026 21. kitabı
Eserde Arapların işgali anlatılıyor. Din adı altında yapılan zulümler, yoksulların elinden her şeyinin alınması, kadınların cansız bir eşya gibi görülmesi, küçük kız çocuklarına yapılan işkenceler sahneye taşınıyor. Zerdüşt inancının hakim olduğu bir coğrafya arap istilasına maaruz kalıyor. Yeni sahipler ülkenin zenginliklerin yağmalayıp halkını da din değişmek zorunda bırakıyorlar. Cefer Cabbarlı eserde dokuzuncu yüzyılı anlatsa da, kaleme aldığı zamanlar da yine ülke esaret altında. Belki buna da bir gönderme olabilir. Ki zaten eser yazarın hapishaneden çıkışından sonra yazılmış. Kitaptaki şiirsel hava hemen fark ediyor ve akıp gidiyor yazılar. Dikkatimi çeken bir şey daha vardı. Elhanın savunduğu fikirler özellikle sonlara doğru iyice ideolojik hal almaya başladı. Bir nevi sağ sol çatışması gibi. Yanlış anlamış da olabilirim
İnceleme
Od GəliniCafer Cabbarlı · Qanun Nəşriyyatı · 2020204 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Aziz Nesin’in "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler" Kitabı Üzerine İnceleme Aziz Nesin adını duyduğumda, onun haksızlıklara karşı nasıl bükülmez bir iradeyle mücadele ettiğini, toplumsal çarpıklıklar karşısındaki dik duruşunu zaten biliyordum. Bilmeyen de yoktur sanırım; o, bu toprakların yetiştirdiği en cesur, en yürekli kalemlerden biri. Onun gibisi bir daha zor gelir Türkiye’ye. İşte bu hayranlık ve saygıyla, onun edebi ve düşünsel dünyasına ilk adımı "Bulgaristan’da Türkler ve Türkiye’de Kürtler"* kitabıyla attım. Ve ilk Aziz Nesin deneyimim, beni yanıltmadı; tam aksine, hayranlığımı katbekat artırdı. Bu kitap; özellikle yakın tarihimizin karanlıkta kalmış, halı altına süpürülmüş sayfalarını öğrenmek isteyenler ve toplumsal meselelere derin bir ilgisi olanlar için tam anlamıyla bir başucu kaynağı. İşte benim gözümden, Aziz Nesin’in o cesur kalemiyle şekillenen bu çarpıcı eserin detaylı incelemesi. İki Farklı Coğrafya, Aynı Evrensel Sancak Kitap, adından da anlaşılacağı üzere iki ana eksen üzerine kurulmuş. Aziz Nesin, birbirinden farklı gibi görünen ama özünde aynı insan hakları ihlallerinden beslenen iki büyük trajediyi yan yana getiriyor: 1980’li yıllarda Bulgaristan’daki totaliter rejimin Türk azınlığa uyguladığı asimilasyon politikaları ve Türkiye’nin kendi içindeki Kürt meselesi. Bulgaristan’da Türkler: Nesin, Jivkov rejiminin Türklerin isimlerini zorla değiştirmesini, dillerini ve dinlerini yasaklamasını sert bir dille eleştiriyor. Oradaki soydaşlarımızın uğradığı haksızlıkları, evrensel insan hakları çerçevesinde titizlikle inceliyor. Türkiye’de Kürtler: Yazar, madalyonun diğer yüzünü çevirmekten de korkmuyor. Kendi ülkesindeki tabu sayılan Kürt sorununa değiniyor. "Başkasına yapılınca haksızlık dediğimiz şeye, kendi içimizde göz yumamayız"
Bulgaristan'da Türkler Türkiye'de KürtlerAziz Nesin · Nesin Yayınları · 2013138 okunma
Reklam
Sözde Psikolojik Tahliller ve Çağdaş Edebiyat Sığlığı
Puan vermedi·264 syf.··
2026 6. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 03:19
Çağdaş edebiyatta ve popüler mecralarda sıkça karşılaştığım, kurguyu sadece kendi toplumuna üstten bakmak ve bu toprakların değerlerini küçümsemek için bir araç olarak kullanan kronik bir döngü mevcuttur. Bir sesli kitap uygulamasında arka arkaya dinlediğim Kötü Bir Gün, Garip Bir Yer, eski bir askeri figür üzerinden adalet dağıtmaya soyunan Temizlikçi ve son olarak tipik bir gerilim dekoru sunan Karanlık Köy romanlarını analiz ettiğimde, bu döngünün ve üslup sığlığının en somut örneklerini net bir şekilde görüyorum. Tüm bu kurguların ortak noktası, ne yazık ki derinlikli birer edebi değer taşımaları değil; kurgusal karakterler ve klişeler üzerinden bu coğrafyanın insanına karşı takınılan o kronik üstencilik psikolojisidir. ​Söz konusu eserlerde, kulak verdiğim o karakterler üzerinden iddialı insan tahlilleri yapılmaya ve insan psikolojisinin en derin dehlizlerine inilmeye çalışıldığını fark ettim. Ancak bir dinleyici ve okur olarak sormadan edemiyorum: Bir kurguda bu kadar keskin ve iddialı insan analizleri yapılırken, karakterlerin psikolojisi bu derece kesin hükümlerle kağıda dökülürken arkasında durulacak hakiki bir uzmanlık eğitimi var mıdır? Yoksa popüler bir figür olmanın, vitrinde yer almanın verdiği bir cüret mi söz konusudur? Çünkü satırlarda ve seslendirilen cümlelerde karşıma çıkan şey derin ve hakiki bir insan ruhu tahlili değil; kendi insanını ve toplumunu sürekli karikatürize eden, burun kıvıran yüzeysel bir yaklaşımın ötesine geçememektedir. ​Dahası, bu eserlerin edebi birer romandan ziyade, hiçbir tarihi gerçekliği ve derinlemesine araştırmayı barındırmayan, tamamen dijital platformlara ya da televizyonlara satılmak için aceleyle tasarlanmış birer "dizi veya film projesi" hissi verdiğini görüyorum. Temizlikçi romanında özel kuvvetler geçmişi olan bir
Karanlık KöyGürgen Öz · Yitik Ülke Yayınları · 2016297 okunma
Yetişkin masalı: diktatör yönetim...
Puan vermedi·152 syf.··
2026 16. kitabı
Edebiyat dersinden en çok aklımda kalan cümlelerdendir: " Teşbihte hata olmaz.". Diktatörlerin domuzlukları; yalakalarının kaz, koyun, it kafalılıkları ve arada ne olduğunu anlayamadan yaşayıp gitmek durumunda kalanların hazin sonları bitmez vesselam. Etkileyici bir kitaptı.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,2bin okunma
Mümin Dede ve Orozkul
Puan vermedi
“Zulüm, göğü kaplayan kara bir tufan olsa da nihayetinde durulmaya mahkumdur. İyilik ise boynu bükük, cılız bir tohum gibi görünse de elbet çatlatacak bir kaya, yeşerecek bir parça toprak bulur." -Mümin Dede ve Orozkul Orozkul romandaki en güçlü figürdür; parası vardır, otoritesi vardır, herkes ondan korkar. Ancak tüm bu dünyevi güce rağmen kısırdır. Mümin Dede fiziksel olarak yaşlı, cılız, herkesin ezip geçtiği, gücü elinde bulunduranların oyuncağı olmuş bir karakterdir. Ancak zayıflığına rağmen onun soyu devam etmektedir (kızları ve torunu vardır). Orozkul, biyolojik olarak kısırdır çünkü kötülük hayat var edemez; o sadece yok eder. Mümin Dede ise zayıflığına rağmen soyunu devam ettirebilmiştir çünkü iyilik ve şefkat hayatın kaynağıdır.
Beyaz GemiCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202387,4bin okunma
Okuduğum kadar susmak, sustukları kadar konuşmak istiyorum...
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:54
Bu bir oyun değildi, bu bir gerçekti. Dini, dili, ilmi, mezhebi farketmeksizin gerçek bir hikâye. Ne de olsa 'KADIN' her yerde 'KADIN'dı değil mi? F(ü-i)ruzan; ne kadar parlayan, parlayıcı demekse kadınlarımızın hayatları bir o kadar karanlık. Belki de buna nispeten adı öyle oldu çıktı. İyiye yormak bir yerde, umut etmek... Hepsinin hayatı da böyle geçti ya, neyse... SUSMAYALIM KADINLARIMIZ !!! Çünkü biz sustukça çoğalıyor. Zulüm de zalim de çoğalıyor heya! Fatih Gezer'i tebrik ediyorum bu kadar incelikli bir kitap yazdığı için. Erkekler her zaman kadın ruhundan anlamıyor demeden önce bu kitabı okuyalım ki bir erkeğin de anlayabilir olduğunu hatırlayalım. Bunları taraflı bir şekilde söylemiyorum inanın. Zaten yazarımız da kitabında karakterlerine bol bol erkeklere sövdürmüş. Köküne kibrit suyu falan ;) Dünya o kadar zor bir hâl aldı ki, hele kadınlar için. Üç asır önce de aynıydı şimdi de aynı dedirtiyor kitap. Ne yazık ki haklı... Ayrıca ilk defa karşılaştığım bir şey de şu ki; yazarımız kitabına özel şarkılar yapmış ve hepsi de şahane! Okunmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Fatih Gezer Firuzan
FiruzanFatih Gezer · Everest Yayınları · 2025460 okunma
Reklam
Reklam