Bitmemiş Hikâye
6/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bu kitap bir garip Bu kadar nesini abartmışlar asla anlamadım. Yine yahudilerin kötü zamanlarına değinen bir hikaye. Olay bir köylü çocukla başlıyor gemiye kadar da çocuk üzerinden gidiyor sonra birden bir adam çıkıyor ve hikayenin başı çöp oraya kadar geçen her şey gereksiz oluyor öncelikle sonra mevzu gemideki 25 senedir santranç oynamamış ama dünya şampiyonunu yenebilecek seviyedeki bu travma yaşamamış adam üzerinden yürüyor ve yaşadığı alman sorgulamaları falan anlatılıyor psikolojik işkence daha çok e tamam diyorsun tam olay kızışıyor adam kriz geçiriyor falan derken hop kendine geliyor ve hikaye öylece bitiyor Yani Mother(2017 yapımı) filmi vardı garip bir şekilde sonlanan aaa ne oldu ya bitti mi neden diye söylendiğim bu da kitap olarak o filmle yarışır öyle diyeyim. Hikaye başları hariç gemideki soylu adamın hikayesi kısımları açısından iyiydi lakin kitaplığımda yer almaz ama dinlediğime/okuduğuma pişman değilim diyebilirim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
7/10
·64 syf.··
2026 96. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:22
Zweig'ın bu kitabı ilk başlarda biraz Satranç kitabına benzediği için açıkcası beğenmeyeceğimi düşündüm. Çünki satranç kitabını okuduğum zaman sevememiştim nedense ancak yazarın diğer kitaplarına da şans verip artık Zweig okumaya karar vermiştim. Dediğim gibi başlarda biraz ona benzesede biraz sıkıcı olsada sonra kitaba kaptırıyorsun kendini. Karakter olayları öyle bir anlatıyor ki kitap içine çekiyor resmen sizi. Hikaye güzeldi ama verdiği mesajı anlamadım, tabii klasik olduğu için her bir kitap mesaj vermeli değildir ama ben bu kitapdan öyle bir şey beklemiştim. Tek sevmediğim şey Zweig kitaplarında çoğu zaman karakter ismi olmaması. Bu zamana kadar okuduğum çoğu kitabı öyleydi en azından. İsim olmadığı için arada kimin konuştuğunu karıştırıyorsunuz çünkü. Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim >3
1000Kitap
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,8bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
6/10
·348 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:21
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Okuması ve anlaması gayet kolaydı. Yazarın yalın bir kalemi var diyebilirim ancak olay örgüsü bana biraz basit geldi. Yani bitişi beni tatmin etmedi, bazı yönlerden açık kapılar bıraktı diyebilirim.
ObsesifChevy Stevens · Koridor Yayıncılık · 20151,914 okunma
Puan vermedi
... "Çünkü örnek olmak yeryüzündeki insanları birbirine bağlayan en güçlü bağdır." RAHEL TANRIYLA HESAPLAŞIYOR STEFAN ZWEIG Stefan Zweıg' ın okumaya alışageldiğimiz psikolojık çözümleme ve analizlerinden farklı bir kitabı, üç güzel, anlamlı menkıbeden (Dini hikaye) oluşuyor, ilk iki menkıbe dini metinlerden üçüncüsünü ise Hint Felsefesinden esinlenerek kaleme almış Zweig İlk menkıbe; Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor Rahel, Tevrat ta anlatıldığına göre Yakup Peygamberin eşi, Yusuf ve Bünyamin' in annesi, yoldan çıkan evlatlarını affetmesi için Tanrının huzuruna çıkarak hikayesini anlatıyor ve Tanrı ya sonsuz merhametini hatırlatıyor. İkinci menkıbe; Üçüncü güvercinin hikayesi Nuh Peygamberin tufandan sonra suların çekilip çekilmediğini öğrenmek niyetiyle diye uçurduğu üçüncü güvercin dönmez, eski ahitteki anlatı toprak kuruduğu için dönmedi iken, Zweıg kendi özgün yorumuyla güvercinin gördüğü ölüm ve felaket nedeniyle dönmediğidir. Ne yazık ki bugün bile dinlenecek bir yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı halâ; fakat güvercin aradığını bulamadan evine dönemez. Bulamayınca da sonsuza kadar dinlenemez. Üçüncü menkıbe; Ölümsüz kardeşin gözleri Hint Efsanelerinden esinlendiği Virata adlı bir savaşçının hikayesidir, bir savaşta bılmeden ağabeyini öldürür, baktığı her yerde ağabeyinin gözleri onu izler, o da günahının affı için insanlardan uzaklaşır ve inzivaya çekilerek Tanrının istediği gibi bır insan olmaya adar kendini. Esin kaynağı Bhagavat Gita olan bu hikaye en beğendiğim oldu. Üç hikayenin de ortak noktasi barış, uzlaşı, hoşgörü, sevgi, öze dönüş, Tanrının sonsuz merhameti. TAVSİYEMDİR.... Kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır.
Rahel Tanrı’yla HesaplaşıyorStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202124,8bin okunma
Normalin Altındaki Sarsıntı
9/10
·69 syf.··
2026 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 19:24
Sana “hikâye anlatıyorum” diye girip, fark ettirmeden seni kendi içine baktıran bir kitap. Dışarıdan bakınca sakin, hatta biraz “fazla düzgün” bir adam var. Her şey yolunda, hayat rayında… ama tam da burada Zweig şöyle bir şey yapıyor: “Rayında giden her hayat gerçekten iyi midir?” diye dürtüyor. Sonra küçük bir şey oluyor. Büyük olay yok, dramatik patlama yok. Ama adamın iç dünyasında bir şey kırılıyor. Ve asıl film orada başlıyor. Çünkü bu kırılma, dışarıda değil içeride yankılanıyor. Kitabın olayı şu aslında: insan bazen kötü olduğu için değil, sadece hiç sorgulamadığı için yanlış tarafta kalıyor. Ve bunu fark ettiği an, artık geri dönüş yok. Rahatsızlık büyüyor, iç ses yükseliyor, “ben ne yapıyorum?” sorusu masaya oturuyor. Zweig burada sana kahramanlık falan satmıyor. Daha rahatsız edici bir şey yapıyor: “normal” dediğin şeyin ne kadar otomatik olabileceğini gösteriyor. Yani iyilik, kötülük gibi sabit etiketler yok; daha çok farkındalık seviyesi var. En sonunda da şunu bırakıyor: hikâyeyi bitiriyorsun ama aklında olaylar değil, kendi sessizliğin kalıyor. Biraz huzursuz, biraz düşünceli. Kısacası bu kitap, dışarıda ne olduğundan çok içeride neyi görmezden geldiğinle ilgileniyor...:)
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,9bin okunma
Bir Ömürlük Sessizliğin İtirafı
Puan vermedi·68 syf.··
2026 4. kitabı
​Kitabı elime aldığımda, bir kadının ömrünün son demlerinde, hiçbir karşılık beklemeden, sadece "anlaşılmak" adına yazdığı o satırlarla karşılaştım. Stefan Zweig, bu kısa eserinde aşkın en saf, en takıntılı ve en trajik halini; bir insanın, diğerinin hayatına ne kadar yakın ama aslında ne kadar uzak kalabileceğini tokat gibi yüzümüze çarpıyor. ​Okurken kendimi o kadının yerinde düşündüm. Birine tutkuyla bağlanmak, onun hayatının her ayrıntısını ezberlemek ama o kişinin sizin varlığınızı sadece bir "anlık heves" olarak görmesi... Bu, bir insanın başına gelebilecek en ağır hüzünlerden biri. O kadının, yazar R.'ye olan aşkı, bir gurur meselesi değil, aksine gururunu tamamen terk ettiği, kendini onun gölgesinde var ettiği bir ibadetti sanki. ​Zweig’ın kaleminden dökülen o cümlelerdeki sızı, insanın iliklerine kadar işliyor. Kadın, mektubunda aşkını anlatırken aslında kendi yalnızlığını inşa ediyor. Okurken, "Bazen birini sevmek, onu hiç tanıyamamak mıdır?" sorusu zihnimi sürekli meşgul etti. Karşımızdaki insanı gerçekte ne kadar tanıyoruz? Yoksa sadece biz ona kendi zihnimizde bir kişilik mi biçiyoruz? ​Kitabın sonunda, o mektup okunduğunda hissedilen o "geç kalmışlık" duygusu, boğazımda bir düğüm bıraktı. Her şey bitmiş, hayat sona ermiş ve geriye sadece kağıda dökülmüş sessiz bir feryat kalmış. Bu, sadece bir aşk hikâyesi değil; görülmemenin, duyulmamanın ve varlığının bir başkasının hayatında hiçbir iz bırakmadan yok olmasının yarattığı o derin boşluğun hikâyesi. ​Bitirdiğimde şunu anladım: Bazı aşklar kavuşmak için değil, sadece bir insanın ruhunda ömür boyu taşınacak bir "mühür" olmak için yaşanır. Zweig, bu kısa metinle aşkın büyüklüğünü değil, aşkın bir insanı nasıl hiç edebileceğini ve o hiçlikten nasıl bir sanat doğurabileceğini gösterdi bana.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma