️Artık Proust okuyorsanız olay örgüsünü bir kenara bırakıp cümlelerdeki derin anlatımı, felsefik düşüncelere, edebiyatın vazgeçilmezi imgeli anlatımınım doruk noktasındasınız demektir.
Proust'un yazarlığına ve anlatımına diyecek bir şey yok, harikulade bir anlatımı var. Kitabın konusu ve anlatımına dair bir şey yazamayacağım. Şayet ilk başta dediğim gibi, konu ve anlatım yok, Proust okumayı seçtiyseniz üslup odaklı ve edebi sanatlarla oluşturulan bir konu bütünlüğüne var. Tek kelimeyle bu zamana kadar okumasına doyamadığım bir eser. Bitmesin, bu anlatım devam etsin diyebileceğim bir kitap oldu benim için.
Proust'a göre bazı anlar vardır hayatta. O anlar sayesinde hayat tahammül edilebilir hale gelir. Çünkü hayat tahammül edilemeyecek kadar "gerçekçi"dir kimilerine göre. Bir parkta oyun oynarken gördüğümüz bir çocuk ya da yerde gördüğümüz bir kuş tüyü.
.
.
Kayıp Zamanın İzinde serisinin ikinci kitabı. Aşkın bu kadar anlatmanın ötesinde derinlikte anlatıldığı başka bir kitaba henüz rastlamadım. Aşka dair fark yaratan cümleler var kitapta. Böyle bir kitabı yazabilmek için sahip olunması gereken zeka boyutunun büyüklüğüne şahit olmak başka... Bir kere kitabı okurken dikkatinizi başka bir yere vermeniz imkansız, insanın beyinsel fonksiyonları sözcükler ve anlamlar arasında ışık hızıyla çalışmakta.
Karşınızda normal hayatta karşılaştığınız ve önemsiz gördüğünüz izlenimler ama sizin onda derin izlenimler bırakmanızı sağlayacak gözlem gücüne sahip, ayrıntıları yakalamakta inanılmaz yetenekli gözlere sahip bir anlatıcı var. Anlatıcımız insanları ve nesneleri öyle bir gözlemliyor ki, sahip olunan hiçbir özellik anlatıcının gözünden kurtulamıyor. Onun karşısında gerçek kişiliğinizi saklamanız mümkün olmayacaktır. Yapılan en ufak hareketin dahi anlatıcıda değer bulduğu ve