“Siz insanlar ,”dedim.”bir şey hakkında konuşurken hemen şöyle söylemek zorunda hissediyorsunuz kendinizi:’Bu aptalca,bu akkıllıca,bu iyi , bu kötü!’ Bütün bunların ne anlamı var ? Sırf bunları söylemek için mi bir olayın içyüzünü araştırıyorsunuz? Onun niçin olduğu, niçin olması gerektiği şeklindeki sebepleri kesinlikle açıklayabiliyor musunuz ? Böyle yapsanız , yargılarınızda bu kadar aceleci olmazdınız.”
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası yayınları·Kitabı okudu
Belki yollarda gördüğüm insanların çoğu da benim gibi veya bana yakın vaziyette, fakat kafam her şeyi büyüten bir adese -büyüteç- gibi ... Oraya giren her şey , yünlü bir kumaş üzerine damlayan yağ lekesi gibi belli olmadan genişliyor, büyüyor...
‘ Ölüme değin bitmez sıkıntı. Çünkü dinmez insan. Sürer. Yaşam sürdükçe sıkıntıda sürer. Sıkıntı yakındır hep. Uzak olan dağdır , ki dağ bile sıkılır bazen dağ olmaktan. Dağ bile sıkılır yalnızlığından. Herkesin sıkıntısı kendinedir. Kolay değildir sıkıntıyı paylaşmak. Çoğu zaman kimsenin umurunda değildir ötekinin derdi,sıkıntısı. ‘
Ondandır ki “ İki yüzlü bir dünyada yaşadıkça , tek yüzlü olmanın sıkıntısı , her zaman insanların yakasında.” der Vedat Günyol.