Ben çocukken, babamın ağzından duyduğum en ağır sıfat “kaba” idi. Çünkü onun gözünde bir insanda, bir harekette, bir tavırda, bir sözde görülebilecek en affedilmez kusur buydu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Güzellik tanrının değil, insanın insana bağışıdır, diyemedin. Yalnızlık taşa çevirir yüreği, diyemedin. İnsan sevmezse dünya bir yaşama cezasından başka nedir ki, diyemedin. Her vazgeçişte gövdemiz biraz daha uzaklaşır bizden, diyemedin. İnsan bütün acılardan sadece bir sevgi sözüyle döner dünyaya, diyemedin.
İnsan boylu boyunca bir hastalık. İnsan korku. İnsan yıkım. İhtiraslarının külü insan. İnanmıyorsun artık. Anlamamak değil, inanmıyorsun! Can sıkıntısı değil, inanmıyorsun! Yaşamak korkusu değil, inanmıyorsun!
“Yine beni ağlatabilecek kadar sarhoş eden, her pencerenin ardında hep ayrı bir kader beklediğini, her kapının ardında başka bir yaşanmışlık olduğu, gerçek olanın bu dünyanın çok yönlü olması ve en kirli köşenin bile parlaklığı bozulan çalışkan böcekler gibi hayat dolu olduğunu bilmenin getirdiği o duygu kaplamıştı içimi.”