Bu duvar taştan bir hapishane, bu kapı tahtadan bir hapishane, bu zindancılar insan kılığına girmiş bir hapishane. Hapishane yarısı eve, yarısı insana benzeyen korkunç, kusursuz ve yekpare bir varlık. Onun tutsağıyım; beni kuşatıyor, beni bütün kıvrımlarıyla sıkı sıkı sarıyor; beni granit duvarlarının içine kapatıyor, beni kilit altında tutuyor ve beni zindancının gözleriyle gözetliyor.
Hiçbir şey bana önceki gibi görünmüyordu. Bu ışıklı geniş pencereler,bu güzel güneş ,bu mavi gökyüzü ,bu güzel çiçek artık bir kefenin rengi gibi beyaz ve solgundu.