Bizim Köy

9,3/10  (9 Oy) · 
18 okunma  · 
8 beğeni  · 
589 gösterim
1950′de ilk baskısı yapılmış, Varlık dergisinde “Bir Köy Öğretmeninin Notları” adıyla yayınlamış, sonradan bu adı almış. Köy gerçeğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyan notlar, anlatılar, öyküler… Bu çıplaklık bazılarını utandırmış, bazılarını utandırmakta hala, ayıp şeyler kimseye söylenmemeli düşüncesinden mi bilmem, zamanında da şimşekleri üzerine çekmiş, günümüzde de ismi bile yüz kırışıklığına(kibarca söylemek istedim) neden oluyor. Köyde doğdum, 1977, ilkokulu köyde okudum, 1988, “Bizim Köy”de anlatılanlar hiç de yabancı gelmedi bana, bizim köy…. Öğretmenlere, özellikle edebiyatı hala çiçek, böcük, din-hamaset, ahlak vb. görenlere, okutulmalı. ÖSS savsatasını edebiyat sanan zavallılar, ki öyle de belletiyorlar ÖSS-zede öğrencilere, aşağıdakilerden hangisi olarak yaşayan, yaşamları belirli seçeneklerin dışına çıkamayan, o seçeneklerde verili, oku, korkma, cıs değil bu anlatılanlar… Gözlem gücü, doğal anlatın, acımasız-gülünç-trajik gerçekçilik… İyi ki yazmışsın “Mamıt Hoca”….
  • Baskı Tarihi:
    2009
  • Sayfa Sayısı:
    195
  • ISBN:
    9750404443
  • Yayınevi:
    Literatür Yayıncılık Dağıtım
  • Kitabın Türü:

Her şeyden önce tek bir kelimeye, eğitime, verilen değerin ne denli önemli olduğunu anlatan bu kitap derslerle okulla ve kitaplarla yoğun bir zaman geçireceğimi daha ilk günlerden bana gösteren 2017 senesinin ilki olduğu için çok mutluyum. Çünkü sadece bir köy öğretmeninin notları olmaktan çok insanı motive eden ve öğrenmek öğretmek adına harekete geçiren bir kitap Bizim Köy.

Orta Anadolu'daki bir köydeki yaşamı dört ana bölüm altında anlatıyor kitap. "Geçim Derdi" "Köy Yaşamından Sahneler" "İnanışlar" ve "Okul ve Okuma" adlarına sahip bu dört ana bölüm de bazen sadece bir paraftan bazen de bir iki sayfadan oluşan bölümlerle kendi içlerinde ayrılıyorlar. Bu ayrımın yazarın isteğiyle mi yapıldığını yoksa yayınevinin çalışması sonucunda mı olduğunu bilmiyorum fakat kitabın, döneminde ses getirmiş, komünizm propagandasından yasaklanmış olduğunu ve herkesin okuması gerektiğini biliyorum. Kitap, köy yaşamındaki zorlukları anlatan kendisi de bir köy insanı olan öğretmen Mahmut Makal'ın notlarından oluşuyor. Gerçekdışı olduğuna dair bir yazı okumadığım bu notları okurken köy yaşamında başta yemek, içmek olan pek çok konuda yaşanan sıkıntıları görüyoruz. Yazar, tüm bu sıkıntılardan; soğuktan ve hastalıktan ölen çocuklardan, yoksulluktan temizliğine bile dikkat edemeyen köy insanından öte eğitim konusunda yaşananlardan dolayı acı çekiyor. O da bir köy öğretmeni olarak aç kalıyor, hastalanıyor, soğukta tir tir titriyor ama her şeye rağmen, bazen bir tarikat mensubunu öğretmenden yüce gören köy insanının ona yaptıklarına kırılması bile var bu her şeyin içinde, üstüne düşen vazifeyi yerine getirmeye çocuklara eğitim vermeye devam etmeye çalışıyor. İşte bu noktada kitap okunması gereken bir kitap oluyor bence. Eğitimsizlikten öğretmeni eleştiren köylü insanına sırt çevirmek bu ülkedeki pek çok bilgili insanın yapacağı bir işken Mahmut Makal bunu yapmayı bir kez olsun bile aklına getirmiyor. Ülkemizi sevmeyi bilmemekten sevmek için öncelikle bu ülkeyi tanımanın gerekli olduğundan bahsediyor. Bu tanımak, bununla beraber sevmek sevebilmek her şeyiyle tanımakla olacak ülkemizi. Sadece kendi acılarınızı, kendi yaşadıklarınızı, kendi çektiğiniz çileleri bilerek hissederek tanıyamazsınız bu ülkeyi. Sevemezsiniz haliyle. Sahiplenemezsiniz. Sahiplendiğiniz şey 'siz' den başkası olamaz. Bir ülke olamazsınız.

Köy hayatını hem eğitim açısından hem de ekonomik açıdan değerlendirdiği gibi köylü insanın dine bakış açısını da anlatıyor kitap. Öyle ki "İnanışlar" adı altında bir bölüme sahip. Köy hayatını düzenleyen şeyin din olduğunu görmek beni şaşırtmadı ancak şimdi olduğu gibi o zamanda tarikatlar, 'din adamları' ile halkın sömürüldüğünü görmek canımı sıktı. Halkın din adamına gösterdiği saygıdan yararlanarak hayatını geçindiren şarlatanların hikâyeleriyle doluydu bahsettiğim bölüm. Bir adam sırf bir başka adamın cebinde kibrit taşıdığını bildiği için keramet gösterdiğine inanacak kadar bağnaz olan halkın, bazı ön yargılarını kırmaya çalışan Mahmut Makal, şu yazısıyla #12287651 din sömürüsünün sadece halkın içindeki birkaç kurnaz herifin değil siyasetçilerin de yaptığını göstermiş oluyor.

Bu kitabı okurken çok sık karşılaştığım bir kurum vardı: Köy Enstitüleri. Daha önce karşılaşmış olsam da ilk kez bu kadar merak ettim. Çünkü bu kurum, bizim ülkemize Mahmut Makal gibi bir yazarı ve öğretmeni kazandırmış. Bundan sonra Köy Enstitülerine dair birkaç kitap da okumaya çalışacağım. Benim gibi okumak isteyen varsa şöyle bir liste buldum; http://www.hurriyet.com.tr/...yi-10-kitap-40017541 Ayrıca söylemeden yapamayacağım ben bu kitabı okurken yine öğretmenliğin ne kadar güzel bir meslek olduğunu gördüm. Bununla beraber insanlar tarafından o zaman da ne kadar hafife alındığını... Öğretmen olacak Mahmut Makal'a vali ya da kaymakam olmasını -demek ki o zamanın doktoru, avukatı bunlar- söyleyip öğretmen olup da yine köyde süründükten sonra okumanın ne faydasını göreceğini soruyorlar ya aklıma annem, babam ve coğrafya öğretmenim geldi.

Ehehem okumamış olanlara üstelik ülkesini de sevdiğini söyleyenlere şiddetle tavsiye ediyorum bu kitabı. Bugüne kadar hiçbir kitap için bu tabiri kullanmadım ama bu kitap, benim başucu kitabım. Bundan sonra görevimdir, okuyacak kitap isteyen herkese ilk bunu önereceğim. İyi okumalar dilerim.

Dila Manga 
07 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bizim köy harika bir başyapıt unutulmuş olan bir köyde bir ogretmenin zorlu eğitim savaşını anlatıyor bu kitap bir roman değil bu kitap gerçekleri tokat gibi yüzünüze çarpan bir Türkiye raporudur. Cumhuriyet sonrası koy okullarının ve köy insanının eğitime bakış açısını tüm ciplakligiyla görebileceğiniz harika bir eser.

Seval Güler 
07 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Köyden yükselen yoksulluk çığlığı kulaklarını ve gözlerini her türlü olumsuzluğa kapamak isteyenlere köyleri yemyeşil,bereketli,güzel köylü kızlarının berrak pınarlardan su taşıdığı yerler olarak gösterme çabasında olanlara atılan bir tokat.Daha ilk sayfalarında bir gübre,sefalet ve pislik kokusu yapışıyor gırtlağınıza. Kitabın sonuna kadar da bırakmıyor. Bu güzelim yurdu hapishaneye çevirenler insan haklarını hiçe sayanlar, Anayasa'yı çiğneyenler kimlerdir? Ama Fikret'in özlediği sabah bir gün olacak. Sabah olacak..

Mustafa Erdi ATILGAN 
20 Tem 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Adnan Menderes'in idamından yıllarca haberleri olmayan köylüler ve aynı günlerde, kırsalda keskin ve yeni bir şekilde yaşanmaya başlayan; toplumsal değişim...

İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

İnsanı gerçekten etkileyen bir kitap Bizim Köy. Kendi köyünde ögretmenlik yapan, köy yaşamını anlatan yazar, bizleri Anadolu köylerinin gercekleriyle yüzleştiriyor ve bunu sade ve süslemesiz bir dille yapıyor. Okurken kelimeler adeta içinize işliyor, düşündürüyor bir yandanda.. Bizim köyü okuduğunuzda halâ bazı yönleriyle kitabın güncelliğini koruduğunu göreceksiniz..

Kitaptan 17 Alıntı

İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Yaşama can katan kadınlar... Ayakları çıplak, başlarında kara yazgı, ellerinde çingil..

Bizim Köy, Mahmut MakalBizim Köy, Mahmut Makal
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Kadınlar geceden kalkarak hamuru yoğurur, daha erkekleri yataktayken, yani şafak sökmeden o günün ekmeğini yapıp yerine koyarlar. Biraz geç kalacak olursa, kocasından yiyeceği dayağın haddi hesabı olmadığı gibi, adı Ayyar diye anılır ki, bir kadını küçük düşürmek için bundan kötü söz olmaz..

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 30)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 30)
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Gök ağlamadı mı, biz güleriz. O ağlamazsa, biz dökeriz gözyaşını.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 31)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 31)

Ah her şeyin en acısı ve en büyük dert olan yokluk, gözü kör olsun...

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 133 - "Hastalık Sorunu")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 133 - "Hastalık Sorunu")

Okuyup yazmak, öğrenip öğretmek için yine de savaşır dururmuş. Zaten her teselliyi okumakta bulurmuş.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 146 - "Masal Gibi")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 146 - "Masal Gibi")

Kadın hangi yaşta olursa olsun, yedi yaşından yukarı bütün erkeklerin sakalını gözetir. Yolda giderken iki yüz adım geride de olsan, sen geçinceye kadar bekler, yüklü olsun, boş olsun. Çünkü herkesin dilinin ucunda hazır olan bir söz var. Hele yanılıp da erkeği geçmeye görsün; beriki hemen yapıştırır: "Makası amma da keskinmiş be!" Kadının gözü öylesine yılmıştır ki, bu sözü işitmekten. "Biz ağır yürüyeceğiz, sen bekleme, geç" desen bile geçmez. Ağır ağır arkadan yürür. Tıpkı Hindistan'daki paryalar gibi.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79 - "Kadının Önemi")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79 - "Kadının Önemi")

Her acıyı sevinç kovalıyor, yoksa katlanılmazdı bu yaşamın acılarına. Öyle mutlu günlerimi bilirim ki, hemen bir rastlantıyla acıya çevrilmiştir. Yine öyle üzüntülü zamanlarım oldu ki, beklenmedik bir olayla bir anda aydınlanmıştı.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 50 - "Sevinç")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 50 - "Sevinç")
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Eğer, dünyada harcadığımız soluğun hesabını öbür dünyada vereceğimiz doğru ise, köy kadını mutludur, kazançlıdır.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 79)
İlker Uzun 
13 Mar 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Alfabede, "Baba bana bal al" cümlesini okurken, sordum: Elli altı öğrenci içinde, yalnız bir tanesi bal görmüş. Gerisi bilmiyor. O çocuk da, başka bir köye gezmeye gittiğinde görmüş.
"Öğretmenim, ata mı benzer bal, yoksa kuzuya falan mı? diye bir soru yağmuruna tutulup tanımlayamamıştım.

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 23)Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 23)

Tevekkeli, Tarancı dememiş: "Bilmek yanmakmış büsbütün!"

Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 122 - "Bir Heves ki...")Bizim Köy, Mahmut Makal (Sayfa 122 - "Bir Heves ki...")
2 /

Kitapla ilgili 1 Haber




Burası çok ıssız