"Meydan kazanı kuruldu, Bebekleri kaynatıldı; Gün görmedik hanımları, Süngü ile oynattılar!" Adana'nın Saimbeyli İlçesi'ndeki Ermeni vahşetini anlatan yukarıdaki dörtlük, devlet çöktükten sonra Türk Milleti'nin başına gelen sonsuz felâketlerin şiirsel ifadesini özetlemektedir. Fransız İşgal Kuvvetleri'nden cesaret alan Ermeniler kendilerine vaadedilen toprakları ele geçirmek için bir sabah erkenden kalkıp, 900 yıllık komşularını öldürmeye başlarlar. Kadınlar ve genç kızlar, silah zoruyla getirilip Hükümet Konağına doldurulur. Çocuklar ve bebekler analarının kucaklarından alınıp, kazanlarda pişirilir, sonra tepsilere dizilerek analarının önüne konulur. Yukarıdaki ezgi, Melek Hatun adındaki bahtsız bir Türk kadının kızıl Afife için yazdığı 20 dörtlükten biridir. Aynı ilçeden bir görgü şahidi, Kürt Genco'nun nasıl öldürüldüğünü, değerli araştırmacı Cezmi Yurtsever'e şöyle anlatmıştır: "... Genco başçavuşu yakaladılar. Hükümet Konağı'nın olduğu meydana getirdiler. El ve ayaklarını bir çınar ağacına çiviyle bağladılar, (yâni el ve ayaklarından ağaca çakılılar) Başaşağı, koyun yüzer gibi derisini yüzerek öldürdüler." İnsanı ürperten bu vahşet sahneleri hemen hemen Anadolu'nun işgal görmüş bütün şehirlerinde ya Fransızların, ya İngilizlerin, ya da Rusların gözü önünde yaşanmıştır! Yâni bugün bizi soykırım yapmakla suçlayanlar da parlâmentolarında soykırım kararlarını kabul edenler de aslında Türkler'e karşı soykırım yapanlardır! Biliyoruz ki, Ruslar Doğu'da, İngilizler ve Fransızlar Güney'de Türkler'in elindeki derme çatma savunma araçlarını aldıktan sonra Ermenileri silâhlandırıp, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine sevketmişlerdir. Batıanadolu'da Yunan birliklerinin vahşetini onaylayan İngiltere, Musul'da Ermenilere ilaveten Nasturileri de Türkler'i yoketmeleri
Sayfa 297 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
BEN. HAZIR. OL.. 2 TEMMUZ 1993: SİVAS'TA HARİKA!.. .
3 Temmuz 1986: Ben. Hazır. Ol... 2 Temmuz 1993: Sivas’ta hârika... - “Saat 13.30... Cuma namazından sonra çeşitli camilerden çıkan gruplar, Tekbir getirerek Ahbes Caddesi’ndeki Paşa Camiî önünde toplandılar.” - “Saat 13.15... 200-300 kişilik bir grup, Vilâyet binasına doğru yürüyüşe geçti.” - “Saat 13.40... Sayıları giderek artan mücahitler, “Şeytan Aziz Nesin!”, “Vali istifa!”, “Sivas, Aziz Nesin’e mezar olacak!” sloganlarıyla vilâyet binasını öyle bir taş yağmuruna tuttu ki, aşkolsun!” - “Saat 14.00... Mücahitler, Kültür Merkezi’ndeki kefere toplantısını engellemek istediler. Binadaki keferelerin çeşitli cisimleri fırlatmaları üzerine çıkan çatışmada, 2’si polis, 4 kişi yaralandı!” - “Saat 14.20... Kültür Merkezi’nden dışarı çıkan bir grup, “Türkiye laiktir, laik kalacaktır!”, “Türkiye, İran olmayacak; mollalar İran’a!” sloganları atarak kaşınınca, çatışma kaçınılmaz oldu!” - “Saat 14.40... Mücahitlerin bir kısmı, “Şeytan Ayetleri” isimli eseri tercüme ettirmeye kalkan Aziz Nesin’in kitaplarının sergilendiği kitap fuarını tahrip etti; diğer bir kısım da Aziz Nesin’in kaldığı Madımak Oteli’ne sefer eyledi!” - “Saat 15.30... Aziz Nesin ve beraberindekiler, kendilerini korumak için masa ve sandalyelerle barikat kurdular. Otel önünde tedbir alan laik rejim polis ve askerinin, mücahitlere müdahale edemediği tesbit olundu!” - “Saat 15.45... Bir grup mücahit, Kültür Merkezi önündeki Pir Sultan Abdal heykelini kazmayla yıkıp, Belediye’ye âit bir vasıta ile Vilâyet binasının önüne getirdi ve orada ufaladı!” - “Refah Partili Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun Vali ile Emniyet Müdürü’nü ziyareti ve onların kendisinden halkı teskin için yardım talebi... Saat 17’de, Temel Karamollaoğlu’nun dini bütünlere yaptığı konuşma... Fasafiso... Kalabalık, yeniden Madımak
Sayfa 222 - 225 -Levha: 3 Temmuz 1986, Varidat: BEN. HAZIR.OL... başlıklı 3 Temmuz bölümü, İBDA Yayınları.
Madımak
Türk ulusunu silen belgeyi imzalayan Vahdettin
22Temmuz 1920'de, Sevr koşullarını görüşmek üzere Padi­şah Vahdettin'in başkanlığında Saltanat Şurası toplanır. Emekli General Rıza Paşa dışında, Şfıra'daki tüm üyeler; Osmanlı'nın idam fermanı Sevr'in imzalanması yönünde kabul oyu verirler. Sevr'i imzalamak üzere; Eğitim Bakanı Hadi Paşa, Danıştay Baş­kanı Rıza Tevfik ve Bern Elçisi Reşat Halis'ten oluşan bir heyet görevlendirilir. Padişah Vahdettin ve Başbakan Damat Ferit, bu ağır koşullara rağmen Sevr'in imzalanmasını isterler. Padişah, 1918'de Mondros Ateşkes Antlaşması'nın da imzalanması için emir vermişti. Osmanlı Devleti'nin idam kararı olan bu antlaşma, 10 Ağustos 1920'de Paris civarındaki Sevr Çini Müzesi'nin Neptün salonunda imzalanır. Sevr Antlaşması'nın imzalanacağı toplantı sürerken, Os­manlı heyeti dört saat dışarıda bekletildi. Saat 16.00'da salona alınan heyetten, önce Hadi Paşa, sonra Rıza Tevfik ve Reşat Ha­lis antlaşmayı imzaladılar. Ardından; İngiltere, Fransa, Belçika ve İtalya imzaladılar. En sonunda, Yunanistan Başbakanı Venizelos ve Yunanistan'ın Paris Büyükelçisi Romanis imza attılar. İmza töreni, 15 dakikada bitti. Antlaşmanın imzalanmasından sonra Yunanistan Başbakanı Venizelos, Türkiye'yi aşağılayan bir ko­nuşma yaptı. Tören sonrası Venizelos, ülkesine bir başarı telgrafı çekti. Bu haber üzerine, Yunanistan'da büyük şenlikler düzen­lendi. Osmanlı'nın 36. Padişahı Vahdettin, başında bulunduğu Osmanlı Devleti'nin idam fermanını direnmeden imzalatmıştı. Sevr Antlaşması'na göre, Osmanlı Devleti; tarih sahnesin­den siliniyor, Türk milletinin son yurdumda elden gidiyordu. Antlaşmanın, Türkiye'yi ilgilendiren bölümü şöyleydi: Doğu Anadolu'da bağımsız bir Ermenistan ile onun güneyinde özerk Kürdistan kurulacaktı. Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve Suriye'yi Fransa; Irak ve Filistin'i İngiltere
Üç Kara Gün
12 Şubat-10 Nisan tarihleri arasında yapılan Londra Konferansı'nın 5 Mart tarihli toplantısında İstanbul'un işgali kararlaştırılmıştı. Düşman başkentleri 6 Mart'ta tarihi tespit ederler. İstanbul 16 Mart'ta işgal edilecektir. 15 Mart'ta üç yüksek komiser bir gün sonra yayınlayacakları işgal bildirisini hazırlarlar. Aynı gün İngiliz kontrol subayı Withall tedbiren Ankara'yı terk eder. İstanbulda sıkıyönetim ilan edilir. 150 kadar vatansever tutuklanır. Türk Ocağı basılır. İşgal, sabah saat 05:45'te başlar. Hint birliklerinin ve topçuların da katıldığı İngiliz kuvvetleri silâh ve mühimmat depola-rını, tersaneleri, şehrin stratejik noktalarını elegeçirirler. Yüksek binaların damlarına makinalı tüfekleri yerleştirirler. Uçaklarla İstanbul'u tarassut altına alırlar. Harbiye ve Bahriye Nezaret'leri ile Tophane'yi, kışlaları, karakolları kontrol altına alırlar. Fakat asıl facia Şehzadebaşı'nda yaşanır. Kamyonlardan in-dirilen 50-60 kadar İngiliz askeri, Şehzadebaşı'ndaki 10. Kafkas Fırkası Karargâhı ile Mızıka Takımı askerlerinin kaldığı Letafet Apartmanı'nı basarlar. Henüz uyumakta olan 61 mehmetçiğin üzerine yaylım ateşi açarlar. Askerlerimiz şehit olur 15 askerimiz yaralanır. Haberleşme şebekesine elkonur. Meclis'in içine giren İngiliz askerleri Sivas mebuslarından Rauf Orbay ile Kara Vasıf'ı cebren alıp götürürler. Çok sayıda evi basıp, birçok kişiyi tutuklarlar. Eski Harbiye Nazırı Isparta mebusu Cemal, Ayan Meclisi üyelerinden Çürüksulu Mahmut, eski Genelkurmay Başkanı Cevat, İstanbul'daki Millî Kongre Reisi Esat Paşa'larla, Edirne mebuslarından Şerif ve Faik Bey'ler, İstanbul mebusu Numan Efendi, Müstahkem Mevki Kumandanı Miralay Şevket Bey tutuklular arasındadır. Meclis-i Mebusan ve Meclis-i Ayan kuşatılır. 25. Kоlordu Kumandanı Ali Sait Paşa, sabahın erken
Sayfa 353 - Bilgeoğuz Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Yirmi Dokuzuncu Gün
21 Haziran 1915/Pazartesi Saat 7.00. Geceden beri düşman taarruz ediyor. Şimdi gidiyoruz. Allah hayreylesin... Saat 11.00. Muharebeye girdik. Milyonlarla top ve tüfek patlıyor... Şimdi birinci onbaşım yaralandı. Allah'a ısmarladık. [Saat] 11.15... İ. Naci 36
Sayfa 134·Kitabı okudu