28 – Byung-Chul Han | Şeffaflık Toplumu
Her Şey Görünür Olduğunda, Hiçbir Şey Anlamlı Kalmadığında
Şeffaflık, çağımızın en masum ve en alkışlanan kavramlarından biri gibi sunulur. Daha çok bilgi, daha fazla görünürlük, daha açık ilişkiler… Byung-Chul Han ise Şeffaflık Toplumu’nda bu iyimser anlatıyı tersyüz eder. Ona göre şeffaflık, özgürlük ve güven üretmez; aksine, denetimi derinleştirir, anlamı aşındırır ve insan ilişkilerini yüzeyselleştirir. Bu kitap, şeffaflığın bir etik ilke değil, neoliberal bir zorunluluk hâline nasıl geldiğini gösteren kısa ama yoğun bir müdahaledir.
Han’ın derdi, “biraz daha şeffaf olalım” çağrısı değildir. Onun eleştirisi, şeffaflığın totalize edilmesinedir. Her şeyin görülebilir, ölçülebilir ve paylaşılabilir olması talebi, insanın mahrem alanını değil; düşünme, sezme ve bekleme kapasitesini de ortadan kaldırır.
Olumluluk Toplumu: Hayır Demenin Yasaklandığı Dünya
Han’a göre şeffaflık toplumu, aynı zamanda bir olumluluk toplumudur. Olumsuzluk; mesafe, sır, belirsizlik ve suskunluk bu düzende tehdit olarak görülür. Her şey pürüzsüz olmalı, akmalı, hızlanmalı ve onaylanmalıdır. “Beğenmedim” seçeneğinin yokluğu, bu kültürün sembolik bir ifadesidir.
Olumluluk, çatışmayı değil uyumu; itirazı değil katılımı teşvik eder. Ancak bu uyum, özgür bir uzlaşma değil, uyum sağlama zorunluluğudur. Şeffaflık, ötekiyi ortadan kaldırarak sistemi stabilize eder. Farklılık, geciktirir; gecikme ise verimsizliktir.
Bu nedenle şeffaflık, çoğulculuğu değil, aynının çoğaltılmasını üretir.
Şeffaflık Güven Yaratmaz, Kontrol Üretir
Şeffaflığın en yaygın savunusu, güven yarattığı iddiasıdır. Han bu iddiayı doğrudan reddeder. Güven, her şeyin görülebilir olmasına değil; bilinmeyene katlanabilmeye dayanır. Güvenin olduğu yerde kontrol gereksizdir. Şeffaflık toplumu ise