10/10
·224 syf.·
2026 112. kitabı
Kültür ve Medeniyet Saat. 05:15 Kültür ve Medeniyet 224 sayfalık, dili son derece akıcı bir eserdi. İki ana bölüm ve onların alt başlıklarından oluşan kitap, kısa denemeler hâlinde ilerlediği için okurken zorlandığım hiçbir yer olmadı. Bu, okuduğum Nurettin Topçu’nun 10. kitabı oldu ve yine düşünsel açıdan oldukça doyurucuydu. Kitap, din, din felsefesi, felsefe, tasavvuf-ilahi aşk, sosyoloji, tarih, kültür ve edebiyat çerçevesinde kaleme alınmış yazılardan meydana geliyordu. Yazıların tarihlerine bakıldığında Osmanlı’nın son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk 50 yılına uzanan bir çerçeve görülüyor, bilhassa Cumhuriyet’le yaşanan toplumsal değişim ve dönüşüm dikkat çekici bir şekilde ele alınıyordu. Sosyolojik tahlilleri ve tarihi tenkitleri oldukça beğendim. Eserde bulunan yazıların hızla makineleşen ve endüstrileşen dünyayı, dünya toplumlarını ve kendi toplumumuzu ele alış biçimi gerçekten insanı düşünmeye sevk ediyordu. Okurken zaman zaman Nurettin Topçu Hocamız bugünleri görseydi neler yazardı diye düşünmeden, merak etmeden edemedim. Ayrıca ilahi aşk anlayışını anlatırken Yunus Emre’den örnekler vermesi, bu düşünceyi daha güçlü ve anlamlı kılmıştı, hocamızın ilahi aşk tasavvurunu çok beğendim. Özellikle yaklaşık 70 yıl önce yazdığı “Dilimizin Dolmayan Çilesi” başlıklı yazısına canı gönülden katıldığımı söyleyebilirim. Aradan yıllar geçmesine rağmen Osmanlı Türkçesi hakkında hâlâ mesnetsiz söylemlerin sürmesi, o dönemde yaptığı tespitlerin ne kadar kalıcı olduğunu düşündürdü. Her ne kadar bazı meselelere bakışına katılmadığım noktalar olsa da bunun daha çok bakış açısı farkından kaynaklandığını düşünüyorum. Anlatmak istediği düşüncenin özü doğru olsa bile, bazı yerlerde ele alış şekli ve ifadelerinin bana göre hatalı olduğunu
Edebiyat
Kültür ve MedeniyetNurettin Topçu · Dergah Yayınları · 2017754 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dava - Franz Kafka
4/10
·290 syf.··
2025 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2025 04:15
Dava Romanda olaylar baş karakter Josef K.nın bir sabah evinde yapılan dava soruşturmasıyla başlar. K. bir bankada şef olarak çalışmakla birlikte çalışkan, saygın ve zeki biridir. Bu dava bir türlü sonuçlanmaz. Çünkü ülkede sonuçlanan bir dava bulunmamakta, sadece rivayet edilmektedir. Romanın bazı bölümlerinin sonunda çevirmen tarafından bölümün yazar tarafından orada kesildiğine dair notlar düşülmüş. Özellikle son 3-5 bölüm arasında çok kopukluk var. Bazı yerlerde alakasız ve gereksiz ayrıntıya girilmiş. Bu belki de yarım bırakılan bölümlerden kaynaklanan bir durum. Bu bakımdan özellikle son 50-60 sayfalık bölümler olay akışını berbat etmiş. Bahsettiğim teknik sıkıntılar dışında dönemin toplumsal, kurumsal ve yargı mekanizmasına yönelik yozlaşma ve çürümeleri detaylı bir şekilde ele alması bakımından olumlu olarak değerlendirilebilir. Ancak bu durumun da olayın geçtiği ülkenin ve tarihin eski zamanlarda kalması günümüz okurlarını pek de kendisine çekecek bir durum değil. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu kitap bana birkaç etkili cümleyle birlikte kelime hazineme 7-8 sözcüklük bir katkının dışında bir fayda sağlamadı. Ayrıca yayınevinin çeviri ve düzeltme durumunu pek beğenmedim. Birçok hata, yazım yanlışı ve anlatım bozukluğuna rastladım. Bu konuda daha özenli olmalarını tavsiye ederim. (07.12.2025 - Saat:04.05)
Edebiyat & Roman
DavaFranz Kafka · Venedik Yayınları · 201663,9bin okunma
Puan vermedi·535 syf.··
2025 330. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Temmuz 2025 21:18
Mustafa Kemal'in geçerken uğradığı cephe(!), çanakkale .. okumuş olduğum kitap mehmet niyazinin (yazarın adı mehmet değil, mehmed, farkındayım.. el alışkanlığı sebepli kendisinden yazım boyunca yeri geldiğinde mehmet niyazi şeklinde bahsedeceğim..) yedi yıllık bir çalışma, okuma, sonrası yazdığı bir çanakkale romanı.. kendisi bu romanın ortaya çıkış sürecini şöyle dile getirir; 'aslında benim tarihi olayları yazmak gibi bir niyetim yoktu. 70li yıllarda bir program için almanyaya gitmiştim. yaşlı bir prof. yanıma geldi. 'genç, bu çanakkale savaşını bir daha yapabilir misiniz?' dedi. ben tabi çok şaşırdım, ama 'yapabiliriz.' dedim. almanyaya gittiğim zaman bana hep 'çanakkaleyi anlat.' diyorlardı. ben de onların çanakkale hakkında ne yazdıklarını merak edip kütüphanelerine gittim. almanya kütüphanelerinde çanakkaleyle ilgili 700 küsur kitap buldum. sonra beyazıt devlet kütüphanesine geldim. orada ise çanakkale hakkında o zamanlar sadece 23 kitap vardı. biraz araştırdım, okudum. bir gün beyazıt kütüphanesinde araştırma yaparken, Osman Selim Kocahanoğlu diye biri geldi kütüphaneye. bana orada ne işim olduğunu sordu. 'çanakkale hakkında bir kitap yazmak istiyorum, ama altından kalkabilir miyim bilemiyorum.' dedim. 'çanakkalede ne var, gavurlar bize hücum etti, askerlerimizi görüp çekip gittiler.' dedi. bunu söyleyen de üniversite mezunu biri. 'sen bunu söylüyorsan, bunu yazmak üzerime farz oldu. dedim ve yazmaya başladım. çanakkaleyi ciddiye almıyorlardı. çünkü orada ne olduğunu bilmiyorlardı.' şimdi de bu düşünceden hareketle yazılmış romanın içeriğine bakalım biraz.. Mehmed Niyazi nin yazdığı Çanakkale Mahşeri adlı kitap çanakkale savaşının başladığı ilk zamandan (kasım 1914) itilaf devletlerinin çekildiği zaman (ocak 1916) aralığını kapsayan bir roman.. bu da haliyle
Mustafa Kemal Atatürk
Çanakkale MahşeriMehmed Niyazi · Ötüken Yayınevi · 20082,084 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2024 14. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2024 06:48
Spoiler İçerir ! Necip Fazıl' ın irtica yaptığı iddilarından ötürü hapishanede geçen günlerini kaleme aldığı bir eser. Yazarın şiirlerini çok sevmekle beraber son Osmanlı padişahı olan Sultan Vahdettin'e ithafen yazdığı "Vatan Dostu Sultan Vahididdün" kitabından, vb. konulardan kaynaklı fikirlerini benimsemem. Fakat Cinnet Mustatili benim için gerçek bir eserdir. Yazar duygu durumunu, içinde bulunduğu yalnızlıktan cinnet geçirme noktalarına yaklaştığını, bu girdaptan da ancak Allah'a olan inanç ve iman ilan çıkılabileceğini öğle güzel nakşetmiş ki.. Diyor ki; "Allah'ım kelâmın üstündeyim ve onu aramızda yabancı bir perde gibi görüyorum." Yine başka bir paragrafta " Susalım, susalım, yalnız düşünelim !.. Kelimelerin üstünde bir iklim var, oraya sığınalım ! Kelimelerin, havasında bulutlar gibi çözülüp örüldüğü iklimde, sessiz ve kelimesiz Allah'ı düşünelim !" Şu cümlelerin mânidarlığına bakın. Allah ile aramızdaki bağ maddelerin, sayıların, kelimelerin çok ötesinde. Bende bu farkındalığı oluşturan nadir yazarlardan oldu Necip Fazıl. Kitabın diğer noktaları dönemin siyasetini de içeriyor. İktidarda Demokrat Parti var ve Adnan Menderes Başbakan. Yazarın anlattığına göre Menderes İslam mücadelesinde işlevsiz kalıyor. Yazar diyor ki; "Her şey, mahkûm sandalyesinden farksız şahane tahtında oturan iktidar adamının ruhundaki iktidarsızlık ukdesinden kuvvet almaktadır." Hatta yine bir paragrafta " Kendi iradesiyle, iradesi altındaki insanların tavırları arasındaki tezadı Adnan Menderes'e anlatabilmeye imkan yoktur. Onun başlıca zaaf noktası budur ve başına ne geldiyse bundan gelmiştir. Zâhirde tâbi görünenlerin hakikatte hakimiyetleri... " 1960 ihtilalinden bir veya iki gün önce Necip Fazıl Menderes ile görüşmek ister. Menderes belliki birilerinden çekindiğinden
Cinnet MustatiliNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20161,766 okunma
8/10
·1015 syf.··
Beğendi
·
2024 44. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2024 23:42
Merhaba arkadaşlar, iyi geceler. Geç de olsa hepimizin bayramını tebrik eder, bu güzel günlerin bizler adına yeni başlangıçlar, umutlar ve güzellikler getirmesini hepimiz için temenni ederim. Hepimizin bayramı kutlu olsun. Zor bir süreç oldu ama bahsi geçen bu romanı ilk cildi 05/04/2024, ikinci cildini 11/04/2024 tarihinde bitirerek en sonunda tamamladık. En çok düşündüğüm iki baskıyı olduğu gibi bırakmaktı ama bu baskıların biri 426 biri 524 sayfa. Benim elimdeki kitap ise Mart 2008 baskısı. Neden ayrı ayrı emek verdiğim, ayrı ayrı baskılarına sahip olduğum eserleri tek bir incelemede anlatayım ki? Ama istediğim olmadı, tıpkı pek çoğu gibi. Sonuç olarak biz bunu ayrı ayrı okumuyor muyuz? Ben mi yanlış düşünüyorum. Ayrıca Yapı Kredi de bu işi çok iyi hatta bence fazla iyi ve kaliteli yapıyor. Kitaba ve kitaptaki bilgilere değinerek ilerlemek istiyorum: Chancery Mahkemesi çıkıyor karşımıza. Bu mahkemenin insanın sinirlerini bozduğunu öğreniyoruz. Günümüzde Şansölye Mahkemesi olarak geçer. Miras, mortgage ve mülkiyet davalarına bakar. Mülkiyetten kastım, bir kişinin başka birinin malını elinde tutmasıdır. Buradan tahmin edersiniz ki neler çıkar neler. En ilginç eleştirilerden biri ise toplumun üst sınıflarının alt sınıflar olmadan varlıklarını devam ettiremeyeceğine yöneliktir. Günümüzde bile toplumsal sınıfların olmadığı herkesin eşit olduğu savunulsa da buna yalnızca gülünür. Gülenlerin de büyük kısmı ağzıyla gülmez. Baktığımız zaman ne yazık ki kara paradan geçinenlerin kıt kanaat geçinenler üzerinde kurduğu hakimiyet, para kazanma hırsının işçi ve emekçi insanlarımızı ne kadar sömürdüğü ve hakkını teslim etmediği ilk etapta fark edilir. Çok az insan, yanında çalışan insanların hakkını verirken; hukuken verebileceği en düşük maaşı, yine hukuken yaptırabileceği en
Kasvetli Ev (2 Cilt Takım)Charles Dickens · Yapı Kredi Yayınları · 2021402 okunma