07:EKİM-2023
"kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın( haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur,Her kim bir can kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur."/Mâide süresi/ 32 İslâm' ın ilkesel tavrı,GAZZEde yaşanmakta olan vahşeti anlayabilmek için,konuların doğru değerlendirilmesini; her durumda islâmi hassasiyetin gösterilmesini emr etmektedir.
Gazze'de çocuklar
Bozkurtların Ölümü ne zaman yazıldı? 08 Ekim 2017 Bu sıralarda Bozkurtların Ölümü ile uğraşıyorum. Kitap olarak basılmadan önce romanın bir dergide tefrika edildiğine dair birkaç yerde bölük pörçük bilgiler var. İlk bilgi Sabahattin Ali'nin mektuplarını toplayan ve ilk baskısı 2008'de yapılan Hep Genç Kalacağım adlı kitapta. 09 Ocak 1937'de Atsız, Sabahattin Ali'ye "Evladım Sabahattin" diye başlayan bir mektup yazmış. Mektupta şu cümleler var: "Sana müthiş bir sır vereyim mi? Haydi vereyim: Ben Kürşad'ı roman olarak yazıyorum. Beni buna sevk eden de Tahsin Demiray oldu. Benden Ateş Çocukları diye orta mektepler talebesi için çıkarttığı haftalığa millî mevzulu hikâye veya roman istemişti. Söz vermiştim. Bu sefer beni sıkıştırınca kaleme sarıldım... Romanın adı Bozkurtların Ölümü'dür... Roman ve temaşa işlerini iyi bilen Nihat Sami [Banarlı] romanın başlarını okudu, beğendi. İleride, kitap şeklinde çıkınca sana gönderirim." (2015: 337). Altan Deliorman da 2013'te basılan Atsız kitabında, Tahsin Demiray'ın çıkardığı dergiler arasında Ateş Çocuklar (s. 223) adlı bir dergiden bahsediyor. Kağan Bahadır Küçükalcan da 2015'te basılan Her Devrin Menkûbu Atsız kitabında Sabahattin Ali'ye yazılan mektuba atıfta bulunuyor (s. 227). Fakat ben Ateş Çocuklar veya Ateş Çocukları adlı bir dergi bilmiyorum. Meseleyi çözmeliyim. Sonunda kütüphaneye gitmeden bu iş anlaşılmayacak dedim ve asistanım Nuray Tamir ile Millî Kütüphane'nin yolunu tuttum. Arabalarımızı Bahçelievler'de bulunan Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü'nün bahçesine bıraktık ve dijital teknolojiyle yenilenmiş, rahat ve temiz salonlarıyla yüreklere ferahlık veren kütüphaneye girdik. Araştırdık. Evet, Ateş diye bir dergi var. Üstelik 1936'nın Kasım ayında çıkmaya başlamış. Bir cilt içine
Reklam
Romanın Macerası: Bozkurtların Ölümü Atsız'ın, tarihin tozlu sayfalarından çıkardığı Kür Şad'ın hikâyesidir. 639 yılında Çin sarayını basan 41 yiğidin hikâyesini Atsız Fransız kaynaklarından, muhtemelen Hüseyin Cahit'in De Guignes tercümesinden, daha üniversite yıllarında okumuş olmalıdır. Çin kaynaklarında Cie-şı-şuay olarak geçen kahramanın adının Türkçe biçiminin Kür Şad olabileceğini ne zaman düşünmüştür, bunu tam olarak bilmiyoruz. Fakat Kür Şad adını, ilk defa 1932'de yazdığı "Yolların Sonu" şiirinde kullandığını biliyoruz: O sarayda bulunca tanrılaşan erleri Artık gözüm arkaya bir daha dönmeyecek. Hepsi sussa da "Kür Şad" uzatarak elini: "Hoş geldin oğlum Atsız, kutlu olsun!" (Atsız 1963: 10) diyecek. Aslında Atsız, 1932 yılından da önce Cie-şı-şuay adını, Türkçede Kür Şad olarak tasarlamıştır. Bunu, 13 Nisan 1931 tarihinde, Pertev Naili'nin Sabahattin Ali'ye yazdığı mektuptan anlıyoruz: "Hele şu Nihal'den aldığın mevzuu bir tiyatroya çevirirsen yok mu ya." (Ali 2015: 74). Bu mevzu, az sonra görüleceği gibi, Atsız'ın Sabahattin Ali'ye verdiği Kür Şad mevzuudur. Nitekim Sabahattin Ali yazdığı piyeste de kahramanın adını Kürşad olarak kullanmıştır. Öyle anlaşılıyor ki Kür Şad adı ve kavramı Atsız'da, daha üniversite yıllarında oluşmuştur. Pertev Naili konunun takipçisidir. 25 Ocak 1932'de yazdığı bir mektupta da Sabahattin Ali'ye "Yahu merak ediyorum, şu piyesini hâlâ bitirmedin mi?" diye sormaktadır (Ali 2015: 123). İlk defa 19 Nisan 1934'te Kür Şad hakkındaki düşüncelerini açık bir şekilde yazmıştır: "Cihan Tarihinin En Büyük Kahramanı: Kür Şad”. Millî Türk Talebe Birliği'ne hitaben yazılan yazı, kendi çıkardığı Orhun dergisinin 6. sayısında yayımlanır. Atsız yazıda önce, Çin tarihlerinde kaydedilen olayı kısaca özetler. Sonra da Kür Şad'ın niçin en büyük
Atsız, Irkçılık-Turancılık Davası'ndan yargılanırken hakkında bir dava daha açılmıştı. Orhun dergisinin 15. sayısında Şakiroğlu Canip Sıtkı adlı bir öğrencisinin yazdığı "Türk Kızı Ağlasın...” başlıklı yazı yüzünden. Yazı, İkinci Dünya Savaşı sırasında Isparta'ya mülteci olarak gelen İtalyan askerlerinin şımarıklığından ve Isparta Kız Enstitüsü öğretmenlerinden birinin İtalyan askerlerinden biriyle "işi pişirmiş” olmasından bahsediyordu. Isparta Kız Enstitüsü'nün manevi şahsiyetine hakaret ve söz konusu öğretmeni tahkir gerekçesiyle Isparta Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava açılmış, derginin sahibi ve müdürü olarak Atsız da davalı olmuştu. Davanın ilk oturumu, Atsız Sanasaryan Hanı'ndaki Emniyet Müdürlüğü'nde tutuklu iken yapılmış, Atsız savunmasını bizzat yapacağını söyleyerek ifade vermemişti. Arif Türkdoğan'a yazdığı 22 Mart 1946 tarihli mektupta Atsız şöyle diyor: "Adliyeden gelip emniyet müdürünün odasına kurulan mahkeme ile bir saat çekiştik. İfade vermedim. Ben askerî cezaevine gittikten sonra da dört defa beni çağırdılar. Süngülülerle adliyeye gittik. Yine ifade vermedim. Askerî mahkemedeki dâvam bitmeden bu dâvaya bakılamayacağını ileri sürdüm. Bu mütalaayı ileri sürmekte haklı idim. Mahkemeler, hakkımı teslim ettiler." (Hacaloğlu 2013: 31). İstanbul Sıkıyönetim Mahkemesi'nde yargılandığı için İstanbul'a nakledilmiş bulunan Atsız hakkındaki bu dava, 23 Ekim 1945'teki tahliyesinden sonra, 07 Mayıs 1946'da 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz olarak başlamıştır (Cumhuriyet gazetesi, 8 Mayıs 1946, Akgöz 2016: 158-159'dan). Mahkeme 17 Mayıs, 31 Mayıs, 07 Haziran ve 14 Haziran 1946'da devam etmiş; "kanunlarda yapılan değişiklik” sebebiyle diğer basın davaları düştüğü gibi Atsız'ın davası da Haziran ayındaki son duruşmada düşmüştür (Hacaloğlu 2013: 32-33; Deliorman
Kitap Özelinde Tüm Alıntılarım
Sayfa 15 @ 21 December 2023 07:05:26 AM Bütün gün tok tutardi ciger, kolay aciktirmazdi, bir damak zevkinden çok, çocuklukta edinilmis bir yoksulluk bilgisiydi bu. Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:13:52 AM "Intikam bir bekleme sanatidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:11 AM "Akli yarim kullar bize Allah'in emanetidir," Sayfa 18 @ 21 December 2023 07:20:44 AM Delilik de kimsesizlikti. Sayfa 27 @ 21 December 2023 07:32:54 AM Hiçbir seyden haberinin olmamasi iyi bir sey. Insan orada gizlenebilir. Sayfa 29 @ 21 December 2023 07:38:34 AM Göz göze degince, bunca hizla kaçirilan bakislar bir suça isaretti. Sayfa 34 @ 21 December 2023 08:13:35 AM Peygamber Efendimizin zamanindan bu yana insan ruhunda ne kadar az sey degismisti. Belki de hiç! Sayfa 37 @ 21 December 2023 09:02:23 AM Sizi düsmaninizdan önce gaflet yakalar. Sayfa 50 @ 22 December 2023 07:11:29 AM "Temkinli ol, ihtiyatli ol ama evhamli olma, seni evhamli yapan sey, aslinda seni tehlikeye atan seydir." Sayfa 51 @ 22 December 2023 07:14:03 AM Hem her sey dogruymus gibi dikkate alacaksin, hem her sey yalanmis gibi üstünde durmayacaksin!
İsrail'in Mısır'a hava saldırısı, 5 Haziran 1967 sabah 07.10'da başlamış, 07.30 itibarıyla yaklaşık 250 İsrail jeti havalanmıştır. İsrail jetleri, Mısır radarlarına yakalanmamak için Mısır hava sahasına alçak uçuş yaparak girmiştir. İsrail ordusu, Mısır pilotları daha pist başı yapamadan, 100 dakika zarfında, Mısır'ın envanterinde bulunan 420 uçağından 286'sını, 32 askeri nakliye uçağını ve helikopteri imha etmiş, Mısır'ın pilotlarının üçte birini öldürmüş, 13 havalimanını, 21 radar üssünü ve uçaksavar tesisini çalışamaz hale getirmiştir.
Sayfa 174 - Doğu Batı Yayınları·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Reklam
Reklam