Evi Nepal’de kalmış Slovakyalı bir salyangoz

Evi Nepal’de kalmış Slovakyalı bir salyangoz
Hikayenin sonunda hepimiz ölüyoruz…
Reklam
Bir şey gizlemek isteyen bir insan konuşmaktan daha tehlikelisi olamaz. Bir zamanlar bilge bir Fransız bana konuşmanın insanların düşünmesini engellemek için îcâd edildiğini söylemişti. Aynı şekilde bir insanın gizlemeye çalıştığı şeyi öğrenmenin de en iyi yöntemidir bu.
Sayfa 216·Kitabı okudu
9/10
·248 syf.··
2024 8. kitabı
Emine Işınsu kalemine hayran olduğum bir yazar. Kitapları çoğunlukla Osmanlı’dan ayrılan Balkan topraklarında kalan Türklerin dramını anlatıyor. ‘Çiçekler Büyür’ adlı kitabında Bulgaristan’da kalan Türklerin yaşadığı acıları anlatmıştı. Bu romanda da Yunanistan’da kalan Türklerin yaşadıklarınızdan bir kesit sunmuş. Kitabın ana karakteri Bekir. Bekir Yunanistan’da bir Türk köyünde yaşayan, Rum zulmüne karşı köyün güvendiği bir gençtir. Yakın arkadaşı Selim’in sevdiği kız Muhsine köyde Rum komutan tarafında alıkoyulur. Tecavüz ve işkenceye karşı köy halkı hiç bir şey yapamaz. Nitekim geceyi karakolda geçiren Muhsine eve getirildikten bir kaç gün sonra ölür. Ne Bekir ne Selim ne de köylü bu olayın etkisinden çıkamaz. Muhsinenin babası karakol komutanını öldürünce olaylar artarak devam eder. Köye yeni gelen komutan tüm köyü baskı altına alır. Türk olduklarını unutturmaya, Müslümanlaşmış Rum olduklarına ikna etmeye çalışır köylüyü. Etnik yapıyı bozmak için köye Rum aileler getirilir. Türklerin evlerine tarlalarına el konur. Direnen olmaz çünkü muhsine’nin yaşadıkları unutulmamıştır. Bu arada bir inat yüzünden Bekir’in sevdiği kız Nazlı bir başkası ile evlenir. Bekir en son köyden bir aileyi Türkiye’ye kaçırırken görülür. Sınırda arabayla Türkiye’ye geçenler Bekir’i ormana doğru ilerlerken görürler en son. Kitap son cümleden sonra bitmemiş hissi bırakıyor insanda. Belki de Bekir hala o köyde Türklük mücadelesi için uğraşıyor hissi bir kaç damla göz yaşı olup akıyor yanaklarınızdan. Çok etkilendim. :(
Edebiyat
Azap TopraklarıEmine Işınsu · Bilge Kültür Sanat · 2012927 okunma
Edebiyatımın ilk romanı
8/10
·120 syf.··
2024 6. kitabı
Kitap 108 sayfadan oluşan küçük bir roman. Edebiyatımızın ilk roman örneği olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla yeni olan bu tür de acemilikler oldukça dikkat çekiyor. Yazarın sürekli bir şeyleri hatırlatması insanı gülümsetiyor. Konusuna gelecek olursak Talat ve Fitnatın acı dolu aşk öyküsü işlenmiş. Talat bir birine aşık bir anne babanın tek oğlu. Devlet memuru, saygılı, örnek bir genç. Tesadüf sonucu Fitnatı görüp aşık olur ve olaylar başlar. Fitnatın annesini kaybetmiştir, üvey babasıyla ve dadısıyla yaşamaktadır. Üvey babası Fitnat’ı kimseyle görüştürmez ve dahi evden çıkarmaz. Talat bir yolunu bulur ve Fitnat’ı kadın kılığında dikiş öğrenme bahanesiyle evinde görmeye başlar. Ancak bu durum Fitnat’ı zengin Ali beyin istemesiyle sonlanır. İki aşık yataklara düşerler. Üvey babası bir Ali cengiz oyunuyla Fitnat’ı evlendirir. Üstüne üstlük zorla evlendirildiği Ali Bey, Fitnat’ın öz babası çıkmasın mı? Kitap iki aşığın acı ölümü ve Ali Bey’in de aklını yitirmesiyle biter. Kitapta dönemin kadın-erkek ilişkilerini, evliliklerin doğurduğu sorunları, kadınların toplumda edinemedikleri yeri net görüyoruz. Beni etkiledi.
Edebiyat
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202238,1bin okunma
8/10
·120 syf.··
2024 6. kitabı
Şemseddin Sami
7.9/10 · 38,1bin okunma
Reklam