Gördüğümüz her şeyin net şekilde görüntü altına alınması, bunların saklanan bir öbek altında yeniden akla getirilmesi için zor olsa da varlığının tekrar edilmesi gerekir.
Göz ardı görüşü, insanın fikir dünyasını birebir etkiler. Çünkü, zihin zaman zaman alacağı kararlarda göz ardı ettiği bu görüşlerden hareket eder.
Hiç kimse, bir başkasının ağzından hatalı ve doğru yanlarını duymak istemez; hiç kimse manyetik banda kaydedildiğinde kendi sesini tanıyamaz. Dünya bize, erdemsizliklerimizin
asimetrik biçimini yansıtır yalnızca; tıpkı aynanın, yüzümüzün asimetrisini yansıtması gibi
Kendinden Zuhur… Bildiğiniz gibi değildir. Genellikle kamuoyu bunu “bireysel terör” ilkesi saymıştır; hâlbuki çok daha derin ve mânâlı bir kavramdır.Her şeyden önce, kendinden zuhur bir diyalektiktir. Tıpkı materyalist diyalektik, tıpkı Hegel diyalektiği gibi, “kendinden zuhur diyalektiği” diye bir kavram vardır ve bu, İbda Diyalektiği’nin bir başka yönden tavsifi, vasıflanışı, nitelenişidir.Bütün bir insanlığın, her türden çıkışlarını, oluşlarını, görünüşlerini ihtiva eden âlemşümûl bir anlam taşır. Temelinde, insanın yaratılışıyla ilgili, Muhiddin-i Arabî‘nin dile getirdiği şu hikmet yer alır:- “Allah ol der ve insan olur. Emir Allah’tan, oluş fiiliyse insandandır!”Buradan, “insan kendi kendini yaratmıştır” gibi kaba bir anlam çıkmasın; buna “yaratılışın üçlü birliği” demek daha uygundur: 1) Allah, 2) O’nun emri 3) Bu emri duyup itaat eden insan…
İbda Diyalektiği -Kurtuluş Yolu -I-, 13 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Tamamen başka ve çok ince sebepler yüzü suyu hürmetine kazandın ve geldin!… Sade sen değil, biz de kurtulduk. Şu var ki, daha geldiğin gün dil değiştiren sahtekâr muhaliflerinden tatlı sesler yükselmeye başladığı bu ibret ve dehşet ânında, bizden, gerçek dostlarından acı lâflar dinlemeye tahammül et!... Zira, biz bu lâfları hem de zaferin tahakkuk ettikten sonra onu hak etmen ve bir daha kayıp korkusu geçirmemen için söylüyoruz. Dostluk budur. Sahte dostların seni kazandırdıkları ve yolun bu yol olduğunu söylerken, biz sana onların handiyse seni kaybedecek hale getirdiklerini, buna rağmen İlâhi lûtufla ve ancak düşmanlarına karşı duyulan nefret ve onların hamakati sayesinde bu neticeyi alabildiğini haber veriyoruz. Onlar seni iktidara getirdikleri yalanını söylesin; biz sana iktidarda kalmanın ve bu milletin kalbine nakşedilmenin doğrusunu bildirelim, yeter!
Memleketin her bucağına döşediğin veya döşettiğin muazzam yollarla beş asırlık dâvamızı hallederken bu yollar vasıtasiyle içimize yol alan politikanın bizi en sadık, en emin, en kavi; fakat en şahsiyetli, en iddialı, en dikbaşlı millet halinde görmesini temin etseydin; ve ondan bu yardımı lûtfu olarak değil, vazifesi olarak kabul edebilseydin…