Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2023 118. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2023 00:00
Kitapla ilgili düşüncelerime geçmeden önce kitabın adı ve kurgudaki yeri hakkında laflayalım, ne dersiniz? Herhangi bir sayının on tabanına göre logaritması ondalık bir sayıdır. Bu ondalık sayının tam kısmına karakteristik, ondalık kısmına ise MANTİS ya da Mantissa adı verilir. Elde var metafor 1 Mantis : Grekçe kökenlidir ve Kehanet anlamına gelir. Bu da metafor 2 Fowles neler düşünmüştü, bilemem! Ama bana düşündürdükleri için yazdığım alan yetmez! Geleyim kitaba : Postmodern roman türünün en şaşaalı metinlerinden biri olan Mantissa yazarın kullandığı teknik açısından biraz karmaşık ama müthiş bir okuma deneyimi vaad ediyor. Anıştırmalar, atıflar, tiratlar ile yazar vermiş coşkuyu Bir roman yazarı olan kahramanın bir hastane odasında kimliğine dair hiçbir şey anımsamayarak uyanmasıyla başlıyor roman. Gerçeklik algısını yitirmiş gerçekle hayalin arasında kalmıştır. Yazar bu algıyı okuruna tüm metin boyunca yansıtır. Nasıl mı? Yunan mitindeki esin perileri müzlerden (Musalardan) biri olan; lirik şiirlerin ilham perisi, ismi 'Eros' kelimesiyle aynı kökten gelen ve 'arzulanan' anlamına gelen ERATO bu romanda bir karakter olarak karşımıza çıkar. Ve yazar ile ilham perisi arasında edebiyat, aşk ve erotizm dolu diyaloglar ortaya çıkar. Yazar esin perisini kılıktan kılığa sokar. (doktor, feminist, burjuva eliti, punkçı, geyşa, otoriter bir peri ) Müzler tanrıça oldukları için kadın - erkek ilişkisi dahilinde ilerlemesi beklenen romanda Fowles yapacağını yapar ve muazzam bir ters köşe ile rolleri tersine çevirir. Bittabi ki neler olduğunu yazmayacağım! M.B. der ki : Kadın- erkek ilişkilerinde denge/dengesizlik hallerine dair hiç böylesi bir metin okumamıştım.
MantissaJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 2001309 okunma
Spoiler içeren detaylı inceleme! Biraz uzun.
Puan vermedi·496 syf.··
2026 119. kitabı
Spoiler içeren yorumdur: Kitabın ilk kısımlarında kim kimin nesi anlayamadım, kafamda kitabı bitirene kadar da açıkçası oturmadı. Kitabın başlarında olumsuz yorumları okuyup acaba okumasam mı diye düşündüm fakat bence okumaya değer bir kitaptı. Giriş kısmını atlayıp gelişme bölümüne girince kitap akmaya başlıyor. Bana göre kitabın vermek istediği mesajlar: 1.terbiye eğitimi: akademik bilgiler ve beceriler yerine ilk başta ahlaki eğitim verilmesi gerektiğinin önemini vurguluyor. 2. maddi açıdan yapılan evlilikler: para uğruna yapılan evliliklerin mutlu olmayacağını, sevgi ile yapılan evliliklerin kalıcı olacağını anlatıyor. 3. Nasıl bir ailede büyümüş olursanız olun cevrenin karakter üzerinde etkisi olmaması: Thomas in kızlarinj ve Tom adlı oğlunu ele alıp bir de fanny ve susani ele aldigimizda çok farklı ailelerden olmalarına rağmen çok farklı olmaları. 4. Kadına bakış açısı: yazan bir erkek yazar olsaydı daha normal gelebilirdi aka fanny tam manasıyla melek bir kadın. Kendisine yapilan aşağılamayı normal karşılıyor ne denirse yapıyor hiç kimseye her ne olursa olsun karşı gelmiyor. Bence bir noktadan sonra enayiliğe varıyor fanny in durumu. Baba figürü: Kendi oz kizini sevmek icin ugrasmayan bir baba ve oz kizi olmamasına ragmen fanny i cok seven bir thomas var. 5. sacma buldugum: mary carwford dan vazgeçtikten sonra Edmund un kuzeni fanny i birden aşık olabileceği bir kadın olarak algılaması. Ozamana kadar kardes gibi gordugu kisiyi birden farkli gormeye basladi dsha once boyle bir dusunce e hocbir sekilde teşebbüs etmemişti ve bu durum bana çok saçma geldi. beklentilerim: Sonda edmund ve fanny e özel olarak romantik olan sahneler ayrılmasını beklemiştim vr olmaması beni hayal kırıklığına uğrattı fakat mutlu sona sevindim. Henry Cartford u tam sevmeye başladım
Hayata Dair
Umut ParkıJane Austen · Ren Kitap · 20212,639 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bronz 4
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 03:13
BEN NE OKUDUMMM Her sayfasında ayrı bir şaşırdım ve sonuna doğru azım açık kaldı.1. ve 2. Kitaptaki çoğu belirsizlikler ortaya çıktı ve aslında hiç birşeyin doğru olmadığını anladım.Doğruyu söylemem gerekirse ilk ve ortalarda aşırı sıkıldım ama böyle hafiften sonlara aşırı heyecanlı bir hal aldı. 2. Kitapta Bronza aşırı sinirlenmiştim ama şimdi 3. kitabı okuyınca kafama oturdu ve ona karşı daha sevgiyle bakabiliyorum.Adam çok iyi çok soğuk kanlı bayılıyorum bu karakterine.Ve ayrıca Bronzun kıskanç halini gördük ayıldım bayıldım o sahnelere. Hisarım canım çok seviyorum onu,kitabın başından sonuna kadar her zaman ki gibi tam bir kıraliçeydi.Sondaki Bronz ve Hisar harareti çok güzeldi kalbime çok dokundu.Ama asılında sonu ayyy çok kötüydü 4. Kitapta nolucak hiç bir fikrim yok umarım düşündüğüm şey olmaz yoksa çok pis ağlarım zaten sondaki olaya ağladım bide düşündüğüm şey olursa gerçekten üzülürüm. Yağızım onudu çok seviyorum aşırı tatlı yanaklarını asırıcam tek derdi annesi,teyzesiii.Sanaç ve yağız sahneleri daha çok görmem lazımm tam baba,oğul gibiler.Keşke Yasmin ve Sanaç artık kavuşabilseee çok üzülüyorum onlara hele bide gerçeği öğrenince… Yani 3. Kitaba bayıldım çok güzeldi,çok daha şaşırtıcı ve heycanlı bir kitaptı bakalım 4. Kitapta nolucak umarım ağlamammm
Duygu ve Düşünce
Bronz 3Özge Naz · Guardian Yayınları · 20241,229 okunma
7/10
·590 syf.··
2026 61. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:43
Geçmişte büyücülerin sebep olduğu yıkımın ardından büyü insanlık için korkunun simgesi haline gelmiştir. Dünyayı kaosa sürükleyen kötü büyücüler yani Maguslar insanlığın en büyük tehdidi olarak görülüyor. İnsanlığın onlara karşı en güçlü savunması ise büyüyü hissedebilen üstün fiziksel yeteneklere sahip avcılardır. Avcılar safkan ve yarı kan olarak ikiye ayrılıyor ve görevleri Magusları bulup etkisiz hale getirmektir. Yoksul bir kasabada yaşayan Lunabelle Elaine, bölgenin tek Avcısı ve aynı zamanda genç bir askerdir. Ailesine ve geçmişine dair hiçbir şey hatırlamayan Luna büyü hissettiği her an Magusların peşine düşmektedir. Bir festival günü arkadaşının ısrarıyla falcıya giderler. Falcının söylediği gizemli kehanet Luna’nın kaderini geri dönülmez biçimde değiştirecektir. Birkaç gün sonra nehir kenarında güçlü bir büyü hisseden Luna şüpheli bir adamı yakalayarak karakola götürür. Ancak büyücü sandığı bu kişi diyarın prensi aynı zamanda Vallor akademisinin acımasız komutanı olan Avcı Solaris Blaze’dir. Yaşanan gelişmelerin ardından kendilerini Vallor Akademisine uzanan bir yolculuğun içinde buluyorlar. Güneş ve Ay’ı temsil eden bu iki Avcı hem Magusların ardındaki gerçeklerle hem de kendi geçmişlerinin sırlarıyla yüzleşleşiyorlar. Onların karşılaşması yalnızca hayatlarını değil tüm dünyanın dengesini değiştirecek olayların başlangıcı oluyor. Vallor Akademi, büyücüler, avcılar, ölümcül oyunlar ve yarışmalar gerçekten ilgimi çekti. Zaten akademi ve ölümcül sınav temalarını seven biri olarak bu bölümleri keyifle okudum. Solaris karakterini de genel olarak sevdim. Herkes tarafından acımasız ve sert biri olarak tanınmasına rağmen Lunabelle’nin yanında ukala, serseri, korumacı ve zaman zaman esprili halini görmek güzeldi. Kitabın en sevmediğim yanı duygu eksikliğiydi.
1000Kitap
Güneş ve AySelin Demirkıran · Ulysses Yayınları · 202532 okunma
İyilik yaptında noolllduuuu???
10/10
·779 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 23:35
Budala, benim için olaylardan çok karakterlerin zihnine yapılan uzun bir yolculuktu. Bu yüzden de öyle bir oturuşta okunup geçilecek bir kitap değil. Ben zaten bu tarz klasik romanları bayağı uzun sürede bitirebiliyorum. Hatta bu kitabı 1-2 günde bitiren insanları görünce gerçekten şaşırıyorum. Hiç mi sindirmiyorsunuz arkadaş? Yoksa benim bilmediğim gizli bir okuma yeteneğiniz falan mı var? Varsa gerçekten öğretin.:) Çünkü ben neredeyse her birkaç sayfada bir durup düşünüyorum. Altını çizdiğim bir cümle oluyor, üzerine kafa yorduğum bir karakter oluyor ya da “Dostoyevski bunu niye özellikle böyle yazmış?” diye kendi kendime sorgulamaya başlıyorum. Hal böyle olunca kitap da doğal olarak uzuyor. Ama bence bu kitap tam da böyle okunmalı. Hızlıca tüketilecek bir roman değil. Sindire sindire, karakterlerle birlikte düşünerek okununca asıl etkisini gösteriyor. Ben okurken sadece Mışkin’i, Nastasya’yı ya da Rogojin’i okumadım; zaman zaman kendimden de parçalar buldum. Belki de Budala’nın en güçlü yanı bu. Kitap bittikten sonra hikâyesinden çok, insanın içine bıraktığı sorular aklında kalıyor.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,6bin okunma
YAŞAR KEMAL: KUŞLAR DA GİTTİ
Puan vermedi·79 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 22:05
"İnsanlık öldü mü?" dedim. "Yok" dedi, "ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?" "Nerede kaldı acaba?" Türk Edebiyatının en iyi kalemlerinden ve insanı en iyi anlatan yazarlarından Yaşar Kemal'in yine betimlemelerle, güçlü insan tasvirleriyle, akıcı bir dille köyden kente göçmüş insanların yaşam koşullarını ve umutlarını, umutsuzluklarını, İstanbul'da verdikleri yaşam mücadelelerini anlattığı eseri, Kuşlar da Gitti... Eser, kuş avlayan ve avladıkları bu kuşları satmaya uğraşan, memleketlerinden kopup gelmiş yoksul üç çocuğun (Süleyman, Hayri ve Semih) mücadelesini anlatıyor. Kuşlar da Gitti, yüzeyde bu üç çocuğun kuş yakalayıp satma hikayesi gibi görünse de, esasında insanlığın değerlerini, özünü, insanlığını kaybedişini anlatıyor. Kitabı okurken doğrusu bu afacanlara pek içerledim. Kuşları yakalayıp kafeste üst üste, adım atamayacak kadar sıkışık bir vaziyette tutup özgürlüklerini kısıtlamaları çok üzücü fakat yoksulluk ve açlığın insanı ne hallere düşürdüğü de bir gerçek. Kitap 79 sayfacık, 1-2 saate bitebilecek bir kalınlıkta. Bitirdikten sonra Yaşar Kemal'in okuduğum diğer eserleri gibi üzerimde çok sarsıcı bir etki bırakmadı ama nihayetinde okuduğum için memnunum.
1000Kitap
Kuşlar da GittiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202218bin okunma