"Rabbim! Bana hikmet ihsân eyle ve beni sâlih kimseler arasına kat! Bana, sonraki ümmetler içinde güzel bir nâm ile anılmayı nasib eyle! Beni Naîm Cennetlerinin vârislerinden kıl! Babama da mağfiret eyle, çünkü o dalâlete düşenlerdendir. İnsanların diriltilecekleri gün beni utandırma! O gün ki onda ne mal fayda verir ne de evlât. Ancak Allah'a selîm bir kalp ile gelen müstesnâ!" (eş-Şuară, 83-89)
Sâlihât
Bakara 83. ayette şu 5 unsur çerçevesinde salihatın özlü bir tanımı yapılır: 1.Allah'tan başkasına kulluk etmemek 2. Ana-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyi davranmak 3. İnsanları güzel söz söylemek 4.Namazı dosdoğru kılmak 5. Zekat vermek
Sayfa 75
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
En güzel vasiyet
Talha İbnu Musarrif anlatıyor: “İbnu Ebî Evfâ radıyallahu anh'a: “Resûlullah vasiyette bulundu mu?" diye sordum. “Hayır" dedi. Ben tekrar: “Öyleyse, kendi vasiyette bulunmaksızın halka nasıl vasiyeti farz kılar veya emreder" dedim. “Kitabullah’ı vasiyet etti” diye cevap verdi." [Buhârî, Vesâya 1, Megâzî 83, Fezâilu'l-Kur’ân 18; Müslim, Vasiyet 16, (1634); Tirmizî, Vesâya 4, (2120); Nesâî, 2 (6,240).]
Sayfa 263·Kitabı okudu
Din
Bakara Sûresi 1
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir. Bakara 2 اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar. 3 وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler. 4 اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır! 5 يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız. 21 اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a eşler koşmayın. 22
Rasulullah (s.a.v) Ebu Zer’e şöyle buyurmuştur: "Nerede olursan ol, Allah’tan kork. Yaptığın bir kötülüğün ardından hemen bir iyilik yap ki onu temizlesin. İnsanlara karşı güzel ahlâkla davran." ¹ Ben, bu hadiste anlatılan amelleri Allah’ın Kitabında buldum. Yüce Allah bir ayette şöyle buyurmuştur: "Kitap verilenlere ve size, Allahtan korkun diye emrettik." Bu emir, hadiste istenen ilk ameldir. İkinci temel ahlâk şu ayette yer alır. "Kötülüğü, İyilikle savarlar." [Ra'd 13/22] Yani iyi amelle, kötülüğü giderirler. Yaptıkları her kötülüğün ardından, hemen iyilik yaparlar ki, bu iyilik o kötülüğü temizlesin. Üçüncü temel ahlâk da şu ayette yer alıyor, "İnsanlara güzel söz söyleyin." [Bakara 83] Allah Teala, sâlih kullarına ait üç temel ahlâkı şöyle haber vermektedir. "İnsanlar, zarardadır." [Asr 103/3] Yani, vakitlerini zayi ettikleri ve hayırlı fırsatları kaybettikleri için insanlar zarardadır. Sonra bundan bir kısmını ayrı tutarak şöyle buyurdu "Ancak, iman edip salih amel işleyenler, birbirine hakkı ve sabrı tavsiye edenler zararda değillerdir.’’ Allahu Teala sâlih kulların üçüncü temel vasıflarını şu ayette ifade buyurmuştur: “Birbirine merhamet tavsiye edenler." [Beled 90/18] ______________________ ¹ Tirmizî, Birr, 55; Darimî, Rikak, 47.
Sayfa 312 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Hem bilme hem eyleme uğraşlarını içine alan insan dav-ranışının genel bir teorisini inşa etme girişimi kesinlikle değerlidir. Yalnızca Hegel ile pragmacılar böyle bir girişimde bulundu diye, Royce'un yaptığı gibi, Hegel'in bir pragmacı olduğu sonucunu çıkaramayız. Düşünceyle eylemi ilişkilen-dirmenin, ilkini ikinciye indirgemekten başka apaçık yolları vardır: Düşündüğümüz ve bildiğimiz nasıl eyleyeceğimizi etkiler ve biriken eylem deneyimi ne düşündüğümüzü ve bildiğimizi belirlemeye yardım eder. Bu türden ilişkilerin izini sürme hiç de tuhaf ya da itiraz edilebilir değildir ve verimli olabilir. Fakat Hegel, gördüğümüz üzere, bundan fazlasını yapar; bilme ve eylemenin tüm farklı biçimlerini, insan tininin tüm gayretlerini, aynı temel itkinin, otonomi ve kendine-yeterliğe doğru olan itkinin ifadeleri olarak görür. Burada da Fenomenoloji'nin gerçek "indirgemesi" ve kitabın çizgisel gelişiminin kökeni yatar. Otonomi kavramının nasıl kolayca ve doğallıkla özgürlük kavramına denk düştüğünü ve özgürlüğün, ki genelde pratige ilişkin bir kavramdır, eylemle olan bağlayıcı ilişkilendirme-lerden nasıl serbest kaldığını ve de epistemolojik otono-miyle eşitlendiğini gördük. Özgürlük tinin temel amacının amaçla eşanlamlı hale gelir. Tin, özgürlüğü (genişletilmiş anlamıyla) arar. Bununla birlikte, tinin çabaları felsefede zirveye çıkar. Felsefenin ve bu nedenle de tinin amacının genel olarak özgürlük değil, hakikat olacağı söylenmiştir. Yine de bu sığ bir örtüşmezliktir. Özgürlük kavramının "epistemolojikleşti-rilerek genişletilmiş olması gibi, hakikat kavramı da "prag-matikleştirilmesi" genişletilir. Daha önce de işaret ettiğim gibi, 2 bu genişletmeler iki ana adımı içerir: (1) Hatanın zıddı şeklindeki olağan kullanımına ek olarak hakikat, bilincin nes-nesinin eşanlamı olarak da
Sayfa 62