Martin Eden, Jack London’un Künstlerroman tarzında yazdığı yarı otobiyografik bir romandır.
Peki, Künstlerroman nedir?
Bir sanatçının çocukluktan olgunluğa geçişini, özellikle de sanatçı kimliğini geliştirme sürecini konu alan roman türüdür. Eğer başkahraman sanatla ilgilenmiyorsa ama büyüme/olgunlaşma süreci anlatılıyorsa Künstlerroman türüne girmez. Yani, başkahraman kesinlikle sanatçı olmak zorundadır.
Yarı otobiyografik roman nedir?
Yarı otobiyografik roman, yazarın kendi hayatından beslenen ama tamamen birebir gerçeği anlatmayan, kurguyla harmanlanmış romandır. Genelde isimler ve mekanlar değiştirilerek aktarılır.
Yani yazarımız bu kitapta, kendi sanatçı gelişim sürecini ve hayatını, kurmacayla harmanlayarak okura aktarmıştır.
Anlatım açısından modernizm öncesi bir anlatım vardır. Toplum ve sınıf çatışmaları ise gerçekçi biçimde işlenmiştir. Martin’in kişilik gelişimi, arzuları, hayal kırıklıkları tutarlıdır ve yaşam koşulları, iş hayatı, çevresi detaylı ve doğal biçimde anlatılır. Dolayısıyla bu eser realist–natüralist özellikler taşıyan, klasik anlatıya sahip bir eserdir.
Eseri edebi açıdan bir çerçeveye koyduğumuza göre biraz daha detaylara girebiliriz.
Roman bize ne anlatır?
Martin Eden toplumun alt sınıfından gelen, eğitim imkânlarından yoksun ve toplumun dayattığı ahlak normlarının dışında yaşayan bir işçidir. Toplumun üst sınıfından bir kadına aşık olur ve ahlaki bir devrim yaşar. İçinde zaten var olan öğrenme açlığı, aşık olduğu kadının desteğiyle daha da güçlenir; bu sayede kendini geliştirmeye, daha bilinçli okumaya ve zamanla yazmaya başlar. Yani bu kitap Eden’in azminin ve zaferinin öyküsüdür.
Bu devrimi yapmasını sağlayan en temel şey kitap okumaktır. Yazar bize kendi başarı öyküsünü anlatırken verdiği mesajlardan en büyüğü de işte budur.