1088
26-03-2026, perşembe, Gözdağı korusu,Pendik. Çok güzel bir hava var bir kaç haftalık ilikleri üşüten soğuklar sonrası. Bu koruya ilk gel(eme)diğim günü hatırladım; 1979 yılı, ilkokul ikinci sınıf öğrencisi olarak, tüm okulla beraber,okul pikniği için geldiğimiz günü. Kolumda,annemin yiyeceklerimi ve suyumu koyduğu hasır sepet vardı. Anneme ısrarla,pazar çantasının bu iş için daha uygun olacağını söylesem de,bana bohçası kolunda gezen çingeneler gibi olacak şekilde,zorla elime tutuşturmuştu sepeti. Utana sıkıla ve yedi yaşın verdiği güç ile taşımaya çalıştığım sepetin, kolunun bir tarafının yerinden çıkması, utancıma ve çektiğim eziyete tuz biber olmuştu! Öyle ya,o âna kadar harcadığım enerji, sepettekilerden alacaklarımdan daha fazla olmuştu! Yolculuğumuz ise sanki kavimler göçü kadar uzun olmuştu, korunun eteklerine varmak için! Çünkü o zamanlar,yolun ve izin yok olduğu ve medeniyetin gelmesi için çok beklenen zamanlar içindeydik! Zirveye beş kala, öğretmenler tarafından durdurulan kavmi göç,dinlenmek için yayılmış bir sürüyü andırıyordu, bir ucundan diğer ucuna üç günlük yolmuş gibisine! Duruş sebebimiz, yukarıdan gelen, müzik ve insan sesleri idi! Boş olduğu düşünülen zirvede,bir müzikhol vardı ve çalışıyordu, dahası çocuklar için tehlike oluşturabilirdi! Bir süre bekledikten sonra, piknik için zirvenin uygun olmadığı ve bulunduğumuz yerde yapılacağını öğrendik. Ve bizler yaygın bir sürü gibi piknikleştik ve bir süre sonra geriye doğru yola revan olduk çobanından azade sürü gibi sürüşmeden, hızlıca! Geri dönüşüm(üz) daha kolay oldu! Zira yol yokuş aşağı ve de içindekilerini tüketmiş olduğum sepet de benim için daha hafifti! Hafifti hafif olmasına ama hâlâ kulpu kırık bir eziyet abidesiydi! Ve ben bir karar aldım çocuk yaşımdan daha büyük olan,sepeti doğaya
1000Kitap
Uyku
3 yıl 1088 gün 26.112 saat 94.002.300 saniye Ne uzun bir uykudur bu Fate Çok mu küstün bana Barışmayacak mısın bir daha Gelmeyecek misin yanıma Sarılmayacak mısın bana Gülmeyecek miyiz beraber Neredesin Neredesin iki gözümün çiçeği Kalbim Ponçiğim
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ÜNİVERSİTELER: BİR ORTAÇAĞ İCADI, Andrea Colli:
''XII. yüzyıl başlarında eğitim faaliyetlerinin neredeyse tamamı manastır veya katedral okulları tarafından yürütülür ve ruhban sınıfının eğitimi sağlanır. Uygulamalı hukuk ve noterlik alanında bazı özel okulların bulunduğu şehirlerin giderek gelişmesi ve kıral bölgelerdeki birçok büyük manastırda bulunan okulların kapanmaya başlaması, eğitim faaliyetlerinin kent merkezlerinde gerçekleşmeye başladığı, gerçek bir ''eğitim devrimi''ne yol açar. Hocalarla öğrenciler arasında basit antlaşmalar şeklinde ortaya çıkan ve en azından başlangıçta öğrencilerin ödediği ücretlerle finanse edilen okullar, Avrupa'nın birçok şehrinde hızla gelişir ve gerçek anlamda loncaların hukuki niteliklerini edinir (eğitim faaliyetine katılan herkesi kapsadıklarından dolayı da kendilerine universitas adı verilir). Kendiliklerinden ortaya çıkan üniversitelerin yanı sıra papa veya imparator tarafından kurulanlar ve bazı öğrencilerin veya hocaların var olan üniversitelerden ayrılıp kurduğu üniversiteler de söz konusudur. Paris'te bu tür birliklerin izine XII. yüzyıl sonlarından itibaren rastlanır, ancak Bologna'nın ilk üniversitesi (1088), ne kiliseye ne de devlet otoritesine bağlı olan ilk okuldur, Paris'te ise Abelardus döneminde bile (XII. yüzyılın ilk yarısı) okul hâlâ katedrale, dolayısıyla da piskoposluğa bağlıdır. Napoli'de üniversite, İmparator II. Friedrich'in (1194-1250) isteği üzerine açılırken, Padova ile Orleans, Bologna ve Paris üniversitelerinden hocaların göç etmesi sonucu açılan üniversitelere birer örnek oluşturur.'' (Sayfa: 128) * GÖRSEL: Lorenzo di Voltolina, Üniversitede ders, Henricus de Alemannia'nın Liber ethicorum eserinden, Min. 1233, XIV. yüzyıl, Berlin, Kupferstichkabinett, Staatliche Musseen. (Sayfa: 129) * #FelsefeTarihi3 #AostalıAnselmustanPomponazziye #Editörler
Felsefe
Her eser güttüğü davadan alır kıymetini.. Ali Ulvi Kurucu M. Ertuğrul Düzdağ
1000Kitap
Haber
Ketebe son dönemde müthiş kitapları gün yüzüne çıkarmış. Haberiniz olsun; Martin Bernal - Kara Atena Oswald Spengler - Batı’nın Çöküşü M. Ertuğrul Düzdağ - #k:456315 Epey tuzlu ama bir o kadar da değerli kitap hepsi. İndirim yakalarsanız bu sefer sizler haber edersiniz.
1000Kitap
"Bu eserleri yazan insan [Bediüzzaman Said Nursî]; İlâhî bir teyide mazhar oluyor ki, yanan bir gönülden çıktığı için, okuyan insanların da gönlünü yakıyor, imanlarını alevlendiriyor." Ali Ulvi Kurucu (rh) (M. Ertuğrul Düzdağ, Ali Ulvi Kurucu: Hatıralar, s. 268)
1000Kitap