Kitapçı'dan sonra kürsüye Trabzon Milletvekili Raif Karadeniz geldi. Karadeniz, yasaların bütün yurtta herkese uygulanması gerektiğini anımsattıktan sonra Tunceli Vilayeti'nde uygulanmak üzere yasa çıkarılmasının nedenini sordu. Adliye Encümeni'nde tasarıya karşı çıkanların bu noktaya itiraz etmeleri gerektiğini söyleyerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz, muayyen bir mıntıkada hususi bir kanun yapıyoruz. Orada yaşayan vatandaşlar ancak bu kanun dairesinde devletle münasebete girişeceklerdir. Bunun manası fevkaladeliktir. Dahiliye Vekili fevkaladelik yok dediler. Bunu şu manada anlamak lazımdır. Evet, orada muharebe yoktur. Top sesleri işitilmiyor. Fakat, hükümeti tanımayan, yalnız aşiret reislerini tanıyan bir zümre vardır. Medeni bir memlekette en büyük kuvvet hükümettir, devlettir. Bunun yerine büyük kuvvet olarak aşiret reisini veya ağayı tanımak ne demektir? Bu, hukuki anlamda anormal bir vaziyettir. Hukuki manasında normal denilmeyecek bir haldir. O halde böyle vaziyetlerde ne yapılabilir? Anayasa, fevkalade ahvali göz önüne almış ve yapılabilecek şeyleri göstermiştir." (109)
Savaş sonrası yıllarda, eylül aylarında, Paris'in eşekarısı kaynadığını, sayılarının bugünle kıyaslanmayacak kadar çok olduğunu hatırlıyorum.
107
La petite Hutte oyununun uzun yıllar sahnelenerek kırılması zor bir rekora sahip olduğunu hatırlıyorum.
108
Fleur de cactus'ün de uzun süre sahnelendiğini, buradan gelen gelirle Sophie Desmarets'nin Choiseul Pasajı'nda bir antika dükkânı satın aldığını ve dükkânın adını "Cactus Bazaar" koyduğunu hatırlıyorum.
109
Çoban paltosu modasını hatırlıyorum.
110
Paul Ramadier'yi ve keçisakalını hatırlıyorum.
Değerli sahabî Abdullah b . Mes'ûd radıyallahu anh şöyle demiştir : " Bize , Kur'ân lafızlarını ezberlemek zor , ama onunla amel etmek kolay gelirdi . Bizden sonrakilere ise Kur'ân'ı ezberlemek kolay , ama onunla amel etmek zor geliyor . " 110 * Yine o şöyle demiştir : " Canımı elinde tutan ( Allah ) ' a yemin olsun ki Kur'ân'ı hakkıyla tilavet etmek demek , onun helâlini helâl , haramını haram bilmek ve onu Allah'ın indirdiği gibi okumak demektir . ” 111 109 Kadı Ebu Ali Muhassin b . Ali b . Muhammed et - Tenûhî
O gün davetçiye hiçbir itirazsız uyacaklar. Öyle ki, Rahman’ın heybetinden sesler kısılmıştır. Artık bir hışırtıdan başka bir şey işitmezsin.
O gün şefaat fayda vermez; ancak Rahmân’ın izin verdiği ve sözüne razı olduğu kimse müstesnâ.
Taha/108-109