Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı
Puan vermedi·320 syf.··
2026 29. kitabı
Hannah Arend/ Kötülüğün sıradanlığı Nazi Almanyasında Yahudilerin toplama kamplarına ve gettolara naklinden sorumlu Otto Adolf Eichmann 11 Mayıs 1960’ta Buenos Airesin kenarı mahallelerinden birinde yakalandı ve İsrail’e getirildi 11 Nisan 1961’de Kudüs bölge Mahkemesi’ne çıkarıldı ve 15 ayrı iddia ile suçlandı başkalarıyla birlikte nazi rejiminin başından sonuna kadar özellikle ikinci Dünya Savaşı sırasında Yahudi halkına karşı suçlar insanlar karşı suçlar işemişti Türkiye’de totalizm üzerine çalışmalar ile tanınan ünlü siyaset bilimci Hannah Arend bu kitabında nazi Almanyası döneminde milyonlarca Yahudilerin toplama kamplarında önüme gönderilmesinden sorumlu SS yetkilisi Otto Adolf Eichmann Kudüs’teki yargılama sürecini ele alıyor Yahudi soykırımının mimari olarak sunulan Adolf Eichmann sadist bir canavardan ziyade hatta korkutucu derecede normal bir insan olduğunu dikkat çeken Arend özellikle düşünme ve muhakeme iletişimin kaybolması ile birlikte kötülüğün nasıl sıradanlaştığını vurguluyor. Arend ,Adolf Eichmann'ın davasını The New Yorker dergisi için takip ederken geliştirdi ve daha sonra bunu Eichmann Kudüs'te adlı kitabında derinleştirdi. Arendt davanın başına gittiğinde, milyonlarca Yahudinin toplama kamplarına gönderilmesini (lojistiğini) organize eden Eichmann'ın "sadist bir canavar" ya da "psikopat bir nefret figürü" olmasını bekliyordu. Ancak mahkeme salonunda karşılaştığı figür tamamen farklıydı. Kitap , Soykırım sürecini de başlık başlık ele almış özellikler3-13 arasın bölümler Soykırım’ın nasıl planlandı nerede ne şekilde hayata geçirildiği konusunda net bilgiler sunmaktadır örneğin İlk çözüm olarak Yahudiler sürgün etmek düşünürken ikinci çözüm olarak Yahudiler bir merkezli toplamak ve nihai çözüm olarak da öldürmeyi planlıyorlar Soykırım sadece
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022989 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 140. kitabı
Beyni sapasağlam olmasına rağmen spastik tetraparezi (serlebral palsi) nedeniyle ne konuşabilen ne de yürüyebilen 11 yaşındaki Melody'nin o ilham verici ve sarsıcı mücadelesini gözyaşları içinde okudum. Etrafındaki herkesin onu engelli sanıp içindeki o devasa dünyayı, muazzam zekayı ve fotoğrafik hafızayı fark edememesi içimi acıtsa da Melody'nin pes etmeyişi beni kendime getirdi. Bir çırpıda biten, empati duygumu sonuna kadar zorlayan ve hayata bakış açımı tamamen değiştiren, herkesin mutlaka okuması gereken mucizevi bir hikayeydi.
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,8bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 10:55
Bazı kapıların kilitli kalması gerekir. Hele ki kimsenin görmemesi gereken sırları saklıyorsa. Nora, henüz 11 yaşındayken bu kilitli kapı açılır ve babasının öldürdüğü kadınları evlerinin bodrumunda saklayan bir seri katil olduğu ortaya çıkar. Başarılı bir cerrah olan Nora, bu olayın üzerinden 26 yıl geçse ve soyadını değiştirse de hastalarından birinin, babasının kullandığı o eşsiz yöntemle öldürüldüğünü öğrendiğinde geçmişinden kurtulmanın o kadar da kolay olmadığını anlar. Üstelik işlenen bu cinayetler onun üzerine yıkılmaya çalışılır. Bu ölümlerin arkasındaki kişi babası mı yoksa babasını taklit eden biri mi? Yazardan yine sürpriz sonlu, oldukça sürükleyici bir kitap. Katili tahmin etmek ise neredeyse imkansız. Sürükleyici ve sonuyla şaşırtan kitapları seviyorsanız bu kitap tam size göre Ters köşe sevenler listelerine mutlaka eklesin. Yazarın kitaplarında sevmediğim şey ise karakterlerin birbirine olan benzerliği. Başroldeki kadın hep çok güzel, onunla ilgilenen erkek yine çok yakışıklı ve karakter olarak mükemmel Açıkçası ben, kitaplarında biraz daha farklı karakterler görmek istiyorum.
Kilitli KapıFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20252,624 okunma
Puan vermedi·293 syf.··
2026 8. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 19:26
Roman, 1596 yılında İngiltere’de, veba salgınının ortasında geçiyor. Hikaye, William Shakespeare’in 11 yaşındaki oğlu Hamnet’in aniden hastalanması ve ikiz kız kardeşi Judith’i kurtarmak isterken kendi hayatını kaybetmesi etrafında şekilleniyor. Ancak kitap, ünlü yazardan ziyade, onun sıra dışı, doğayla iç içe ve şifacı eşi Agnes (Anne) Hathaway’in gözünden anlatılıyor. William Shakespeare’in 11 yaşında vebadan ölen oğlunun trajik kaybını ve bu kaybın ardından ailesinin, özellikle de doğayla ve sezgileriyle güçlü bir bağı olan şifacı annesi Agnes’in yaşadığı derin yası konu alan, büyüleyici ve şiirsel bir tarihi romandır. Maggie O'Farrell, edebiyat tarihinin en büyük yazarlarından birini anlatırken onun adını neredeyse hiç zikretmeyerek odağı tamamen evde kalanlara, görünmeyen bir kadının acısına ve bir çocuğun ölümünün nasıl ölümsüz bir sanat eserine dönüştüğüne çeviriyor. Zaman gitgelleriyle örülü bu melankolik anlatı; kaybın yıkıcılığını, anne sevgisinin sınır tanımazlığını ve sanatın acıdan beslenen şifasını muazzam bir atmosferle özetleyen sarsıcı bir ağıt niteliğinde.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,4bin okunma
10/10
·144 syf.··
2026 30. kitabı
Dervişin Teselli Koleksiyonu ile yazarlık yoluna baslayan Mecit Ömür Öztürk son kitabı Duayı Yeniden Keşfetmek. Duayla okuyorum. . Güçsüzlük ve noksanlıkların farkında olan biri, sözlü ve fiili dualara yönelir. Aczini idrak ederek Allah'tan Her konuda yardım diler ve böylece sonsuz kudretten istifade yoluna girmiş olur. sayfa 11 . On altı demesini kitaplastıran yazarımız Dua ile başlayan bölümlerde yüzlerce kaynaktan notlar ile bizim fıtratımızı düzenliyor. İbadetimizi gözlemliyor. Öğretmen olarak bize yol gösteriyor. . Her dilediğimizi işiten bir kudret var, onun her şeye gücü yeter, her derdin dermanı da ondandır. Dertlilerin derdini dinleyen, muhtaçların duasını işiten ulvi ve şefkatli bir zatın varlığı duanın ortaya çıkardığı bilgilerdendir. sayfa 29 . Hayykitap tan çıkan kitabımız aynı zamanda Dervişin Teselli Koleksiyonu 5 Gerçekleşen Duaların Ortak Sırları olarak ta alt yazısı var baslikta. . İnsanın Allah'a olan büyük güveni onu doğadan alıkoymamalıdır. Çünkü dua yalnızca bir güç alma ve problem çözme meselesi değil, aynı zamanda Allah ile bir münasebet kurarak ruhi ihtiyaçları giderme etkinliğidir. En faydalı psikolojik ilaçtır. sayfa 64 . Cengiz Aytamov'dan Kemal Sayar'a Ahmet Hamdi Tanpinar'dan Ali Ural'a onlarca yazar ve düşünürüm notlarınıda kitapta buluyoruz. . Kahvekokulukitaplar1 ile beraber okuduk Teşekkürlerimizle
Duayı Yeniden KeşfetmekMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 202688 okunma
Biraz da tarih incelemeleri :)
Puan vermedi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki Türkiye Hüner Tuncer Doç. Dr. Hüner Tuncer’in titiz bir arşiv çalışması ve diplomatik birikimiyle kaleme aldığı Menderes’in Dış Politikası eseri, Türk dış politikası tarihinin en radikal dönüşüm süreçlerinden birini uluslararası ilişkiler disiplininin temel yapı taşları üzerinden analiz eden sarsıcı bir kitaptır, Tuncer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan ve geleneksel dış politikayı biçimlendiren Atatürkçü ilkeler ile 1950-1960 yılları arasında Demokrat Parti (DP) iktidarı tarafından hayata geçirilen pratikler arasındaki derin kırılmayı mercek altına almaktadır. Kitap, temelde realist bir uluslararası politika perspektifiyle yazılmış olup, bir devletin kendi ulusal gücüne dayanmaksızın, salt bir süper gücün koruyuculuğuna ve dış yardımlara yaslanarak tam bağımsızlığını sürdüremeyeceği tezini savunmaktadır. Tuncer, yapısal analize geçmeden önce, Atatürk dönemi dış politikasının "gerçekçilik", "tam bağımsızlık", büyük güçler arasında denge kurma ve ideolojik dogmalardan uzak durma gibi temel prensiplerini anımsatarak, Menderes dönemindeki "sapmanın" teorik ve pratik boyutlarını daha görünür kılmaktadır. Uluslararası sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrasında çok kutupluluktan iki kutupluluğa evrilmesi ve Soğuk Savaş’ın tırmanması, Türkiye’nin jeopolitik konumunu kırılgan bir zemine taşımıştır. Eserde, bu dönemin en kritik eşiklerinden biri olan İkinci Dünya Savaşı ertesindeki Türk-Sovyet ilişkileri ve SSCB’nin Boğazlar ile Doğu Anadolu üzerindeki haksız talepleri teferruatlı bir biçimde incelenmektedir. Yazar, bu noktada önemli bir tarihsel ayrım yapmakta; İsmet İnönü dönemindeki Batı’ya yakınlaşma hamlelerinin savaş sonrası koşulların ve Sovyet tehdidinin dayattığı istisnai, konjonktürel bir zorunluluk olduğunu belirtirken, DP iktidarının bu çizgiyi
Menderes'in Dış Politikası Batı'nın Güdümündeki TürkiyeHüner Tuncer · Kaynak Yayınları · 20133 okunma