Resûlullah ve Ashâbı Dünyalık Peşinde Değildi
Eğer düşünen ve ibret alan kimsenin amacı öğrenmek ve anlamak ise, Allah’ın (a.c.), Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz (Âl-i İmrân, 3/110) âyetine mürâcaat etmeden önce, bir nebî ile arkadaşlık yapmış olup da onlardan [sahâbeden] daha zâhid, daha takvâlı ve daha bilgili bir topluluk olmadığına dair bilgiye ulaşır. Resûlullah (s.a.) ve ashâbının gayesi dünya ve mülk olsaydı, işin başında zühdden bahsederler, hâkim olup gücü ele geçirdikleri zaman da, dünya, mülk ve dünya metaı taliplerinin gittikleri yoldan giderlerdi. Gücü ele geçirdiklerinde, fazla beklemeden sırlarını ve içlerinde gizlediklerini açığa vururlardı. Çünkü âdet böyle cereyan etmektedir ve tecrübeler hep bunu göstermiştir. İnsanları kandırmak için şekilden şekile giren, onlardan korktuğu, çekindiği ve onlara dost görünmek için sabreden kimse, gücü ele geçirip imkân bulduğu zaman değişir, daha önceki hâli ortadan kalkar ve içindeki açığa çıkar. Resûlullah (s.a.) ve ashâbının durumu hiç değişmeden aynı tarzda devam ettiğine göre, araştıran ve düşünen kimse onların gizlilerinin açıkları ve içlerinin dışları gibi olduğunu bilir.
Sayfa 90·Kitabı okuyor
Bazen her şey başka türlü olabilirdi diyorlar hani. Bazen bende öyle diyorum. Sonra vazgeçiyorum. Çünkü bu benim öyküm. Onu ben böyle yazmak istedim: hatalarımla, doğrularımla, kusurlarımla ve olduğum kadar. Ben daha iyi birisi değilim, daha kötü birisi de değilim: sadece kendimin. İnandıklarımla, inanmadıklarımla, yaptıklarımla ve yapamadıklarımla.
Reklam
Bazı yazarlara göre Arap ordularının İran'a ve Orta Asya'ya yayılmasıy­la saltanat ve zenginlik yerleşmiş, yabancı geleneklerin etkisiyle Arap kadını serbestisini yitirmiş , çarşaf ve peçe gibi giyselere yönelmiştir. Bazılarına göre ise durum Abbasiler zamanında kötüye gitmiştir. (27) Özellikle Moğol-Türk işgallerinden sonra kadın sınıfı hak ve özgürlükten yok­sun edilmiş ve aşağı bir yaratık haline getirilmiştir. (28) Bu kötüye gidişte Türklerin olumsuz etkileri olduğunu ileri sürenler, Mı­sır'ın 1517 yılında Oşmanlı boyunduruğu âltına girmesiyle ve halifeliğin Türklere geçmesiyle İslâmî uygulamada KÂDIN'ın köle haline getirildiğini ve kadın haklarıyla ilgili Kurân esaslarının yanlış ve dar bir yoruma itildiğini, bunun sonucu olarak kadınların özgürlükten yoksun edildiklerini ve örneğin o zamana kadar kadın tek başına sokağa:çıkabilirken, ya da iş sahibi olabi­lirken, kendi kaderini kendi düzenleyebilirken, Türklerin gelmesiyle birlikte bütün bunlardan yoksun edildiğini söylemişlerdir. Ve işte bu görüşleri savu­nan Arap yazarlara göre Türklerin "Arap ülkelerini işgalleri anından Napolyon'un Mısır'a çıkışı tarihine kadar olan dönemi, Arap kadınının hak ve özgürlükleri açısından kara bir dönem saymak gerekir" (29) Güya Türklerin işgalleriyle birliktedir ki İslâmî yaşamlarda kadın köle ve şehvet gidericisi rolüne indirilmiştir (30) Ve işte bütün bu gerekçelere dayalı olarak Arap yazarlar, KÂDIN'ın kurtuluşu için Islâm'ın ÖZ'üne dönülmesini salık verirler. Hatta içlerinde, Müslüman toplumlar bakımından kadın hakları sorununu çözümlemenin hiristiyan ülkelere nazaran çok daha kolay olduğu­nu, ve çünkü Hıristiyanlığın özünde kadını koruyan ve kadına hak tanıyan esaslar bulunmadığını oysa kî, Şeriâtın kadın lehindeki hükümlerle dolu olduğunu ileri sürenler vardır. (31)
Sayfa 19 - TÜMDA·Kitabı okuyor
Araştırma inceleme din islam
Bakara Sûresi 1
ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚۛ ف۪يهِۚۛ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ İşte o Kitap; kendisinde hiç şüphe yoktur; müttakiler için yol göstericidir. Bakara 2 اَلَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَۙ Onlar ki gaybde(gizlide, içtenlikle) inanıp namazlarını kılarlar ve kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah rızası için) harcarlar. 3 وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِمَٓا اُنْزِلَ اِلَيْكَ وَمَٓا اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَۚ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَۜ Sana indirilene ve senden önce indirilene inanırlar; ahirete de kesinlikle iman ederler. 4 اُو۬لٰٓئِكَ عَلٰى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ İşte onlar, Rablerinden bir hidayet üzeredirler ve umduklarına erenler, işte onlardır! 5 يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اعْبُدُوا رَبَّكُمُ الَّذ۪ي خَلَقَكُمْ وَالَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَۙ Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki, (azaptan) korunasınız. 21 اَلَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشاً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءًۖ وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً فَاَخْرَجَ بِه۪ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقاً لَكُمْۚ فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَاداً وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ O (Rabb) ki yeri, sizin için döşek, göğü de bina yaptı. Gökten su indirdi, onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkardı. Öyleyse siz de, bile bile Allah’a eşler koşmayın. 22
Değerlerinizi, inancınızı ve gittiğiniz yolu iyi bilirseniz, Sizi kimse kullanamaz ve incitemez.
De ki: “Eğer Rabbimin sözlerini yazmak için deniz mürekkep olsaydı, kesinlikle Rabbimin sözleri tükenmeden deniz tükenirdi, bir misli de yardımcı getirsek bile. De ki: “Ben sırf sizin gibi bir insanım, ancak bana şöyle vahyolunuyor: İlahınız, ancak bir tek ilahtır. Onun için her kim Rabbine kavuşmayı arzu ederse, güzel bir amel işlesin ve Rabbine yaptığı ibadete hiçbir şirk karıştırmasın.” Kehf/109-110
Din
Reklam
Reklam