Ebu Rica anlatıyor: Yemen'de bazı insanlar İslam'dan çıkmıştı. Hz. Ali, Cariye b. Kudame sorumluluğunda silahlı bir grup adamı onların üzerine gön­derdi. Ben de onların arasındaydım. Nihayet ilgili yere var­dık, İslam'dan çıkanları toplayıp bir araya getirdik ve onla­rın boyunlarını vurup cesetlerini ateşte yaktık. Bu iş, o za­manlar halife olan Hz. Ali'nin talimatıyla oldu, diyor. (304) 304. Taberi, Tehzibü'l Asar, c. 1178, hadis no: 142 c. 1/80
Sayfa 177 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
İcl/ucl kabilesinden bir adam İslam'dan çıkıp Hıristi­yan oluyor. Utbe b. Ebi Vakkas onu Hz. Ali'ye gönderiyor. Hz. Ali adamdan, İslam'a dönüş yapar mısın diye soruyor. Kendisi 'Hayır' deyince Hz. Ali onu katlediyor. Akrabası olan Hıristiyanlar gelip onun cenazesini almak istiyorlar. Hatta para bile teklif ediyorlar: Otuz bin (kimi rivayetlere göre on iki bin) dirhem para verelim, yeter ki cenazemizi ver diyorlar. Hz. Ali bunu kabul etmediği gibi üstelik ada­mın cesedini yakıyor. Kur'an yorumcusu Taberi yakma ola­yını işlerken yorum yapmamıştır. Beyhaki bununla ilgili üst üste birkaç rivayet sıralamıştır. (303) 303. a-Beyhaki, Sünen-i Kübra, Feraiz bölümü, bab 48/12461-12463. b-Taberi, Tehzibü'l Asar, c. 1178, hadis no: 140.
Sayfa 177 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Resûl-i Kibriya (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuştur ki: “Ufukta doğan yıldızı gör­düğünüz gibi cennetin alt tabaklarında olanlar da yukarıdakileri göre­cektir. Ebû Bekir ve Ömer de (radıyallahu anhum) derecesi yüksek olanlardandır. Hatta ora­yı da aşmışlardır.” Tirmizî, Menâkıb, 14; İbn Mâce, Mukaddime, 11; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/27; Begavî, Şerhu’s-Sünne, nr. 3892; Ebû Ya'lâ, el-Müsned, nr. 1178.
Din
Epeyce sancılı bir kuruluş süreci yaşamış bulunan Anadolu Selçuklu devleti bir taraftan Bizans'la uğraşırken, diğer yandan da Orta ve Doğu Anadolu'nun bir kısmında hüküm süren bir başka Türk devleti Danişmedliler'le mücadeleye girmişti. Süleyman'ın oğlu I. Kılıç Arslan'ın zamanı (1092-1107), Bizans, Danişmedliler ve Haçlılar'la uğraşmakla geçti. Bu gözü pek Selçuklu sultanı 1096'da İznik'i kuşatan Haçlılar'a boyun eğerek doğuya çekildi. 1106'da Danişmedliler'den Malatya'yı, 1107'de Musul'u aldı ise de, sonunda Emir Çavul tarafından yenilgiye uğratıldı ve Habur çayında boğularak öldü. Oğlu I. Mesud (1116-1156) Haçlılar'dan Konya'yı alarak devle­tin merkezi yaptı. Ondan Sonra II. Kılıç Arslan (1156-1192) Haçlılar'la müca­deleyi sürdürürken bir yandan da 1176'da Myriokefalon (Karamıkbeli) sava­şında Bizans'ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Bu savaşla artık Türkler'in Anadolu'da kalıcı olarak yerleşmeleri sağlanmış, Anadolu Selçukluları'nın yeniden İran'a dönüp iktidarı ele geçirme hayalleri de sona ermiş oluyordu. Bir başka önem­li gelişme ise bu sultanın 1178'de Danişmedli devletini ortadan kaldırarak Anadolu'nun üçte ikiden fazlasını Selçuklular'ın hakimiyetine sokması oldu.
Sayfa 425·Kitabı okudu
bombastic contribution to history with his tale
‘It is alleged that the American continent was discovered by Columbus in 1492. In fact, Muslim scholars reached the American continent 314 years before Columbus, in 1178. In his memoirs, Christopher Columbus mentions the existence of a mosque on top of a hill on the coast of Cuba.’ On 15 November 2014, President Erdoğa told this tale to a gathering of Latin American Muslim leaders. The next day journalists around the world reported on the Turkish president’s bombastic contribution to history, hiding their smirks behind polite sentences that confidently implied, ‘Of course it didn’t happen like that, but you know that anyway.’ Neither Brexit nor Trump had happened yet. The Western journalists therefore didn’t know that their smirks would become prunes when rationality proved helpless against not only the nonsense of a single man, but the mesmerised eyes of millions who believed his nonsense.
Fourth Estate
"Müzik ile duyulabilir, mimari ile görülebilir hale getirilen bu yasalar sayesınde ruh hem kendi manevi doğası hem de evrensel temellerle uyumlu hale getirlir. 1176 ile 1178 seneleri arasında Chartres piskoposluğunu üstlenen Salisburyl John'un da söylediği üzere, "Ruh, müzikal bir ahenkten müteşekkildir." Ve miüzikal simetriyi sağlayan yasalar sayesinde (bilge piskoposun sözleriyle devam edecek olursak), "göksel küreler hizaya gelir kozmos ve insan yönetilir.."