Dünya Vatandaşı Garry Davis'i hatırlıyorum. Trocadéro Meydanı'nda daktilosuyla yazı yazardı.
12
Les Petites-Dalles'deki barbu partilerini hatırlıyorum.
13
Üç Piskoposluğu hatırlıyorum: Metz, Toul ve Verdun.
14
Savaş sonrası, bir süre piyasada bulunan sarı ekmeği hatırlıyorum.
15
İlk tilt makinelerini hatırlıyorum. Kolları yoktu.
16
L'Illustration'un eski sayılarını hatırlıyorum.
... dünyayı fenadan, dünyayı bekaya göç etmiş, bu dünyadan öbür dünyaya apar topar gitmiştir; çelenk gönderilmemesi, yüksek sesle ağlanmaması, sigara içilmemesi ve yerlere tükürülmemesi rica olunur; cenazede bulunacaksınız haberiniz olsun: saat 12'de cenaze namazı kılınır; duada fazla gürültü edilmemesi, alti yaşından küçük çocukların getirilmemesi, işiniz varsa zahmet edip mezarlığa kadar gelinmemesi rica olunur; camiden çıkanlar arasında merhumu tanımadan şahadet edecek birkaç kişi elbette bulunur; intihar edenlere tören yapılmaz, böyle intikamcı Tanrıya tapılmaz.
Kur'ân Müslümanı: Ayette şöyle buyurulmaktadır:
"...içlerinde yamukluk olanlar, fitne çıkarma isteği ve onu tevîl isteği ile müteşâbih olanına uyarlar." (Âl-i İmrân 3/7)
Yani ayetler arası ilişkileri göz ardı edip Kur'ân'dan zihinlerine uygun olan ifadeler bulup çıkarmaya çalışırlar:
Mesela savaş esirleri ile ilgili Muhammed suresi 4. ayetin hükmü son derece açık olduğu halde onları öldürmek için delil arayanlar şu ayetin içindeki "Fedribû fevka'l-a'nâkı /Boyunlarını vurun" (En-fål 8/12) kelimesine dayanmışladır. Kalplerinde eğrilik olanlar, Allah'ın emrini terk etmişler ama kendilerinin doğru hüküm verdiklerini göstermek için konuyla alakasız iki kelimeyi delil getirerek asırlardır Müslümanları kandırabilmişlerdir.
Mekke halkının Kureyş diye anılması, Muhammed Aleyhisselam'ın 12. kuşakta yer alan ve ilk kez Kureyş lakabı ile anılan atası Nadr b. Kinane'den dolayıdır.
Kureyş lakabı: Nadr b. Kinane
İnsanın bu terbiyesi hangi hususlarda gerçekleşmelidir?
1.Îmân, tevhid, teslim ve tevekkülde.
2. Zühd ve takvâda.
3. Sâlih amellerde.
4. Hayır ve hasenât yapmada (cömertlikte).
5. Kanâatkâr olmada (hakkına râzı olmada).
6. Af ve müsamahalı davranmada.
7. Tevâzû ve alçak gönüllülükte.
8. Azim ve kararlılıkta.
9. Sabır ve sebatta.
10. Şeref ve haysiyette.
11. Fedâkârlık ve diğerkâmlıkta.
12. Bütün ehl-i îmânı sevmede.
13. Şefkat ve merhamette.
14. Hürmet ve itâatte.
15. Güven telkin etmede.
16. Doğruluk ve sadâkatte.
17. Vefâlı olmada.
18. Teşekkürü bir borç bilmede.
19. Adâletli davranmada.
20. Çalışmayı hayatî bir esas olarak almada.
21. Meşverete önem vermede.
22. Vahdet ve uhuvvet ruhuna sahip olmada.
13. yüzyıldaysa erkek karısının üç parmağına evlilik halkasını takardı. Bu yüzük, kadını şeytanın kötülüklerinden koruyacaktı. Yüzük, aşk ve sadakat anlamındadır.
Her iki tarafın yüzük takması ise 14. yüzyıldan sonra görülmektedir.
12. yüzyıla ait belgelerde kadının parmağına takılan yüzükten sonra kadın, kocasının önünde eğilirdi. Sonradan bunu aşırılık olarak değerlendiren Kilise, törenin bu kısmını tamamen ortadan kaldırdı.