ABBASÎ HALİFELİĞİNİN ÇÖKÜŞÜ • 21 ​Nesâ'da 70.000'in üzerinde insanı katlettiler. Debdebesinin doruğunda olan Merv, İbnu'l-Esîr'e göre 700.000 insanını kaybetti, fakat Cuveynî, geri çekilirken sakladıkları cesetler hariç, bu rakamın 1.300.000 olduğunu söyler. Belh'teki gibi, burada da sağ kalanlar acımasızca öldürüldüler. Şehirler galaksisinde parlak Venüs gibi duran Nîşâpûr¹¹ tamamen harap edildi. Askerî zaferin korkunç bir göstergesi olarak kafataslarından piramitler oluşturuldu. Mirhvând'a göre belirsiz sayıda kadın ve çocuğun yanı sıra, 1.047.000 erkek kesilip biçildi.¹² ​Bununla beraber, kırk usta ve sanatkârın koruma altına alındığını ve Moğolistan'a götürüldüğünü de söyler. Bu barbar istilâcılar, Herat'ta 1.600.000 insanı kılıçtan geçirerek yeni bir rekor kırdılar. ​Bu rakamlar, Matthew Paris'in deyişiyle "yaş, cins, durum ayırt etmeyen"¹³ istilâcıların vicdansız ve duygusuz vahşeti hakkında bir fikir verir. Cuveynî, Horasan'daki hayatın yok oluşuna, aşağıdaki sözlerle şöyle matem tutar: "Nüfusun binde biri kurtulamadı... Eğer bugünden itibaren kıyamet gününe kadar Horasan ve Acem Irakı'nda nüfusun çoğalmasını engelleyen hiçbir şey olmasa, yine de önce olduğu rakamın onda birine bile ulaşamaz." ​Önemli pek çok şehrin tahribiyle birlikte, paha biçilmez sanat ve edebiyat hazineleri de yok edildi. İbn Hallikân'ın (608/1211-681/1282) Merv'den ayrıldıktan sonra Musul'dan, Halep kralının veziri Kadı el-Ekrem Cemâlüddîn Ebu'l-Hasan Ali'ye yazdığı mektup, Moğol tufanını acıklı bir şekilde dile getirir. 617/1220'de yazılan bu mektupta, yazan kişi, ona; yakınlarını, evini, ülkesini unutturan Merv'in kütüphanelerine ve kendisine göre "tek kelimeyle, mübalağasız, cennetin bir kopyası" olan Horasan'daki ileri medeniyete son borcunu öder. Bu bölgedeki yazarların erdemlerini,
Cengiz Han, Semerkant'ı ve Buhara'yı alarak, yalnızca kraliyet saraylarını değil, koskoca kentleri de yerle bir etti ve oralarda yaşayanları kılıçtan geçirdi. Harezmşahlar İmparatorluğu 1220' de yıkıldı.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
In 1220 the Dominican mission and lifestyle gained official approval. The new preaching order that we know as Dominicans was called mendicant, meaning “begging,” and the term friar (or brother) distinguished them from monks because, unlike monks, they went forth to live among people to preach and teach. Just as monastic houses had once arisen to minister in the countryside, so the mendicant friars now emerged to meet the spiritual needs of townspeople.
Çok geç­meden hızla tırmanan enflasyon Çin ulusal parasını
Çok geç­meden hızla tırmanan enflasyon Çin ulusal parasını da askeri yen kadar değersizleştirdi. 1941 sonunda 19 yuan eden 1 dolar; 1945 sonunda 1220 ve 1949'un Mayıs ayında 23 milyondan fazla yuan ediyordu !
Sayfa 174·Kitabı okudu
İnsan ve Hayat
Selçükler çağında yazılan dile ait eserlerin sonuncusu yine Harzemşahlar ülkesinde yazılan ve Harzemşahların sonuncusu olan Celaleddin Mengüberti (1220-1231)ye sunulan bir Kanklı lügatidir. Lügatin adı Tibyânü'l-Lûga-ti't-Türkî alâ Lisani'l-Kanklı'dır. "Kanklı lehçesine göre Türk dili" demektir. Fakat bu eser, bugün ortada yoktur. Ancak onu kaynak olarak kullanan daha sonraki zamana ait bazı eserler kalmıştır. Celâleddin Mengüberti'ye böyle bir Kanklı lügati sunulması Harzemşahların son çağla-rında Kanklıların çok ehemmiyet kazandıklarını gösterir. Belki de bu eser yalnız bir lūgat ve gramer kitabı ol-makla kalmayıp, tıpkı Kaşgarlı Mahmud'un kitabı gibi, Türklerin tarih, coğrafya ve etnografyasına ait de geniş malûmat veren bir kitaptı.
Sayfa 166·Kitabı okudu
İtibardan Tasarruf Edilen Dönemler.
1960'ların başında Türkiye'ye gelen İtalya'nın ünlü sanat tarihi ve restoratörü Piero di Sanpaolesi, Halil İnalcık Hocamıza unutulmaz bir mukayese yapmıştı: "Konya yolu üzerindeki ünlü Sultan Hanı, Alaeddin Keykubad tarafından 1220'lerde yaptırıldı diyorsunuz, bu tarihlerde İtalya'da böyle büyük bir eser yoktur." Profesörün mukayesesi doğruydu, ne var ki Selçuklu İmparatorluğu'nun da bu hanların büyüklüğünde bir sultan sarayı bile yoktu. Elimizdeki Kubadabad yazlık sarayı bu kervansaraylarla mukayesesi güç bir yapı gibi gözüküyor. Devlet ve toplumun bütün enerjisi, askerî savunma ve ve iktisadi kalkınmaya harcanmıştır.
Sayfa 221
Tarih