Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2021 67. kitabı
"Yıllar boyu yanmaktansa için için, boş odalarla dolu bir evde boşluk büyütmektense; ipin üstünde yürümekten başka NEDİR BİR HAYAT?" Ekmel Bey, sevgisiz geçen bir ömrün kıyısında ölümü bekleyen bir adam. Öyle ki, günlük tutmak için aldığı defteri "ölüme hitaben" başlar. Altında yatan birçok sebep vardır elbet. Dede, baba, anne ve iki erkek kardeşle büyürken aynı çatı altında klasik bir aile görüntüsü verirler. Baba mesleğidir avukatlık. Boşandığı evliliğinden bir kızı vardır. Mesleğini bırakıp tek başına sürdüğü yaşamda yalnızdır, mutsuzdur, kendini dışarıya kapamıştır. Sadece kardeşleri ve kızıyla ara sıra telefonla görüşür. Evini satılığa çıkarır. Asıl amacı satmak değil de, ilan için arayanlarla muhabbet etmektir. Onlara kendi hikâyesini anlatıp, onların hikâyeleriyle karşılaştırıp "mutlu mu mutsuz mu, şanslı mı şanssız mı, kederli mi, değersiz mi" gibi sorulara cevap bulmaktır. Kendini Suzan diye tanıtan buğulu bir ses, "Evi görebilir miyim?" deyince kabul eder, randevulaşırlar. Asıl adı Derya olan Suzan da annesini küçük yaşta kaybetmiş, babaannesi, babası ve ağabeyiyle yaşayan, tüm eksikliklerini ağabeyinde tamamlayan, evlenip boşanmış, babaannesinin ölümünden sonra kendini eve kapatmış genç bir kadındır. İş ilanları vs. bakarken gözüne çarpar Ekmel beyin verdiği ilan. Arar. Dışarı çıkmak için bahanedir bu arama. İki yabancının buluşması devamlılık arz eder. Her bir araya gelişlerinde açmazlarını, eksikliklerini tamamlarlar birbirlerinde. Ekmel bey yolunu gözler Derya'nın. Hatta para teklifi bile eder "arkadaşlık" için. Yeter ki anlatsın, yeter ki dinlesin... Peki Suzan kim diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Suzan mı? Derya'nın mahalleden arkadaşı. Ağabeyini 15 yıl boyunca deli gibi sevmiş, cezaevi yolu beklemiş, her türlü sıkıntıya katlanmış yaralı yürek. Derya
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2021 67. kitabı
Ayfer Tunç
7.9/10 · 20,2bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2021 66. kitabı
"İkimiz de ailemizi, yaşadığımız ülkeyi bırakmak zorunda kalmıştık. Sanki birbirine âşık olsunlar diye yaşadığı topraklardan binlerce kilometre uzağa üfürülmüş iki insandık. Hayat bazen pervasızca alıyor, sonra da cömertçe veriyordu." İki yaralı genç: Perin ve Farid... İkisi de Doğulu, Perin Türkiyeli, Farid İran... İkisi de darbe mağduru... Perin 12 Eylül 1980 Darbesi'nin, Farid ise İran İslam Devrimi'nin... Perin üniversite son sınıfta okurken darbe olur, Farid Tahran'da Güzel Sanatlar Fakültesi'ni yeni bitirmiştir. Darbenin ve devrimin kıskaçları yakalamadan iki genç soluğu Paris'te alırlar. Öyle ya, düşünen beyinlere, sanata sanatçıya tahammülü yoktur "darbe rejimi"nin... Perin, mutfak sanatlarıyla âlâkalı kursa başlar. Kalabalıkların içindeki yalnızlığına o kadar iyi gelir ki binbir koku ve renkler, alır götürür vatanına, evine, anne kucağına, en önemlisi de Farid'le yaşayacağı sonsuz aşka. Tutkuyla bağlanırlar birbirine. Daracık odadaki küçücük bir masada, şarap eşliğinde yaptıkları doyumsuz sohbetlerde hüzün vardır çoğunlukla. Her defasında aşklarının kızıllığı sakinleştirir hüzünlerini besleyen gözyaşı damlacıklarını... Acı bir telefon sesi Farid'i Tahran'a çağırır aniden: babası ağır hastadır. Sahte kimlikle girer kaçtığı topraklara. Sonrası hapishaneler, işkenceler, sorgular, sualler. Tek direnci Perin'in kara gözleri, kumral dalgalı saçları, sıcacık gülümsemesidir. Perin kaybetmiştir Farid'in izini. Öldü mü, sağ mı, başına ne geldi, bilemez. Umudunu yitirmeden bekler günlerce, aylarca, yıllarca. Farid'in de kara gözleri, sıcacık gülümsemesi diri tutar tüm benliğini. "...karşılık görmeseler de aşklarını göğüslerinde bir zafer madalyası gibi taşımayı" bilen kadınlardan biri olan Nahide kurtuluşu olur Farid'in Nasıl mı? Özlem Narin Yılmaz ilk okuduğum
Aşk UğrunaÖzlem N. Yılmaz · Ayrıntı Yayınları · 202139 okunma
10/10
·103 syf.··
Beğendi
·
2021 65. kitabı
Erzincanlı Ermeni yazar Hagop Mıntzuri, Margosyan'ın Diyarbakır'ı anlattığı ilk öykülerinden biri olan "Halil İbrahim"i okuyunca bir mektup gönderir. Der ki mektubunda: "edebiyatı unutma, sabahından çal, gündüzünden çal, gecenden çal, eser ver bize. " Margosyan da kayıtsız kalmaz bu mektuba. "Anadili Serüvenim" adlı bir öykü kaleme alır, ki bu kitabın da ilk öyküsüdür. İnce mizahı her bir satıra sızmış olan öyküyü okuyan Mıntzuri cevaben der ki: "Karakteristlik bir gülüşün var, bizim köylerdeki gelinlerinki gibi. Dudaklar kısılıdır, birden parıldayıp sönüverir hani koyverilmez o gülüş..." Evet 7 öykülük kitabın ilki Hagop Mıntzuri'ye hitaben yazılmış. "Ustam, üstadım" satırlarıyla başlayan, anadilini öğrenme sürecini anlatan, anlatırken Diyarbakır'ın sokaklarını gezdiren, gezdirirken öğreten, öğretirken eğlendiren, eğlendirirken birden hüzünle son bulan. 2 öykü hariç 4 öykü de aynı duyguyu yaşatıyor okuyucuya. Ermeni Surp Giragos Kilisesi'nin çan sesleriyle Şeyh Matar Camii'nin minaresinden yükselen Allahuekber seslerinin birbirine karıştığı; Kürt Uso'nun öğüttüğü unla kilisenin ekmeklerinin yapıldığı; Keldanisiyle, Süryanisiyle, Ermenisiyle, Kürdüyle, Türküyle birçok halkın aynı küçelerde "kardeşçesine" yaşadığı; farklı dillerde, farklı ibadetlerde de olsalar bayramların seyranların iç içe geçtiği; Kure Mama'nın doğurttuktan sonra, "mankafa bişeye benziii, kafasının biçımınde, sifatında heç meymenet yoğh ki!" dediği, anasının keklen (boklu) dığasinin, asıl adı Sarkis olan Dişçi Ali'nin oğlu Mıgırdiç Margosyan'ın dudaklarındaki hüzünlü gülümseme gibi öykülerden oluşan Biletimiz İstanbul'a Kesildi'yi, Gâvur Mahallesi'nden geriye kalan yoğun duygularla okudum gene. Her bir öyküde üzüldüm, incindim, ama çokça da güldüm. "Diyarbakır'da, Hançepek'te, Gâvur Mahallesi'nde
Biletimiz İstanbul'a KesildiMıgırdiç Margosyan · Aras Yayıncılık · 2020136 okunma