6/10
·174 syf.··
2026 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:00
Metin Sevil sosyal medyada paylaştığı denemeleri bir kitapta toplamış. . Asr Suresi çok kısa ama bu kısalığının yanında az kelam ile çok şeyin anlatıldığı, derin anlam yüklü bir suredir. İnsanların çoğunu ziyanda olduğu, bundan sadece iman edip salih amel işleyenlerin ve birbirini hakkı ve sabrı tavsiye edenlerin müstahsına olduğunu bildirir. sayfa 13 . Bu kısa denemelerini dokuz başlıkta toplamış. Ekim 2015 de başlayan sosyal medya paylaşımları Kutlu Yayınevi nden ikiyüzdoksaniki tanesini paylaşmış kitabında. . Gençliğinde; yoğunken, sağlıklıyken, koştururken, telaşeliyken, ölüm uzak gözükürken Allah'ı an, ölümü/kabiri/hesabı hatırla, günahlardan kaç, namazını ve diğer ibadetlerini aksatma! Böyle yap ki piri ifade olup da bunları sürekli yapar olduğunda bir nebze olsun teselli bulasın. sayfa 57 . Oradan buradan başlığında seksenaltı denemesini paylaşmış. Bir alıntısı aşağıya bırakıyorum. . Artık birisi/birileri de çıkıp; "Domuz eti haram değildir, o ayetin tercümesi hep yanlış yapılmıştır, gerçek manası o değildir, yanlış okuyor, yanlış yorumluyorsunuz, orada asıl anlatılmak istenen..." derse hiç şaşırmayacağım sayfa 129 . Yazarın diğer kitapları Cevap Bekleyen Sorular, Dini Hurafesiz Yaşamak, Düşün Korkma Sor ve 12 Eylül Müdahalesi Ezberler ve Gerçekler . Kısa Kısa Metin Sevil
Kısa KısaMetin Sevil · Kutlu · 09 okunma
"Tenlerin ayrılığı, canlara ayrılık getirmez."
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
157 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 15:28
Bayram Ali Öztürk... Hayatını Allah ve Resulü'nün (s.a.v.) yoluna adamış bir Allah kulu. Kendisini Allah'ın yoluna kurban etmiş mübarek bir hoca. Gelin size de hayatını kısaca anlatayım. Bayram hoca, Sakarya Karasu'nun Konacık köyünde doğmuştur. Henüz 5 aylık iken babasını kaybeder. İki yıl sonra tekrar evlenip evden ayrılan annesi de onu bırakınca 2-3 yaşından itibaren halası ve babaannesi'nin himayesi altına girmiştir. 12-13 yaşına basınca şehirde okumak için amcasının yanına yerleşir. Evlenene kadar amcasıyla kalan Bayram hoca, yüreğinde ki yetimlik duygusunu her daim taşır. Bu yüzden sakin bir mizaca sahiptir. Başı bükük, kendi hâlinde, suskun... Okuduğu için hep ders çalışırmış. Kendisine "Kütüphane mi olacaksın" derlermiş. Gerçekten de dedikleri gibi oldu hocamız... Evlenip askerliğini yapan Bayram hoca, üniversiteyi bitirmeye yakın Mahmut Ustaosmanoğlu'na (k.s.) danışarak bundan sonra nasıl bir yol izlemesi gerektiğini sorar ve böylece İstanbul'a gelir. Bir süre imamlık yaparak, sonrasında ise kadrolu olarak göreve başlar. Çektiği yokluk bir yana, marul-ekmek yiyerek hafızlığını tamamlar. Emekli olana kadar da camii görevine devam eder. İlköğretimden itibaren okuduğu kitapları biriktirir. Okuma, ilim, kitap aşkı ile 20.000 ciltlik bir kütüphanesi vardır. Bu kütüphane ile hoca ve öğrencilerin müracaat kaynağı olmuştur. Kendisine "Kürsüde kükreyen, sokakta kedi gibi olan" lakabı takılmıştır. Canım hocam... Verdiği sohbetler içime işledi okurken. İnsanlara karşı koruduğu mizacı ise çok başka... O ise bu cümlenin ezikliğini hep hissetmiştir. Kitapta ise hocamızın hayatı, notları (bu kısımda çok güzel bilgiler vardı), sevdiği şiirler, beyitler, onu tanıyanların gözünde ki yeri ,albüm (şehadet elbiselerinin resmi de dahil) bölüm bölüm aktarılır. Sağolsunlar,
İnceleme
Şehid Bayram Ali Öztürk Hoca 1 (Hayatı ve Hatıraları)Bayram Ali Öztürk · Kubbe Yayınevi · 201892 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kurtuluşa giden yol
Puan vermedi·160 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Aynı hikâyede 3 farklı kişinin gözünden Atatürk'ü okudunuz mu hiç? Biri Atatürk'ü Atatürk'ün gözünden, biri Atatürk'ün bir askerinin gözünden, diğeri ise bir çocuğun gözünden. Her bölüm sonunda bir sonraki bölüm hakkında bir cümle ile merak canlı tutulurken her bölüm başında da bir iki cümlelik geçmiş bölümden tekrar ile sürekli bir bütünlük sağlanmış. Bu bütünlük çocukların gözünde Atatürk'ün hikâyesini nasıl kalıcı kılar öğretmen arkadaşlarım bilir. Bu kitabı okurken oğlum okuldan geldi, öyle bir coşkuyla kitabı okumalısın dedim ki sen ne zaman bitirirsin diye sordu. Eşime öyle bir anlatmışım ki kitap okumayan adam aslında böyle kitapları ben de okumalıyım dedi. Eşim de dahil kiminle yazar hakkında konuşsam yazarı herkes tanıyor. Bir ben kalmışım bilmeyen. Bir yetişkinin gözüyle Atatürk'e çocukça bir sevgi, bağ oluştururken bir çocuk gözüyle vatan sevgisi, ülke ve vatandaşlık bilinci sağlıyor bu kitap. Varlığın içinde büyümüş çocuklarımıza vatanımızın kurtuluşunun nasıl yoksulluk içinde olduğunu anlatan öyle sayfaları var ki. Daha güzel anlatılamazdı. Müftü Efendiyi, cılız tavuğu, Şükrüye Hemşireyi... hangi birini sayayım? Ve biliyorum ben bu yoruma ne yazsam da kitabın güzelliğini anlatamayacağım. O yüzden lütfen en kısa herkes okusun, okutsun. Ataturk'ü bu kitaptan tanımak her çocuğun hakkı . Sarışın bir kurda benziyordu... Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. Sakarya Savaşı, 22 gün 22 gece sürdü. 13 Eylül 1921'de zaferle sonuçlandı. Dünyanın en uzun meydan savaşı olarak tarihe geçti. Atatürk'ün atının adı "Sakarya" idi. Bu at, onun en sevdiği arkadaşıydı. Dünyada, çocuklara bayram armağan eden tek lider Atatürk'tür. Elbise ödünçtü ama, O elbiseyi giyen Yürek, koskoca bir millete ayağa kaldıracak kadar güçlüydü. Sessiz bir odada düşüncelere
Kurtuluşa Giden YolNaim Babüroğlu · İnkılap Kitabevi · 012 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 96. kitabı
Osman Pamukoğlu Sakarya Miti “Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 21 Eylül 1921’de orduya yayınladığı bildiriyle “Mehmet”in hakkını “Mehmet” e verdi: “Kurtulus için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi baska muharebe meydanlarında da tanımıştım. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği sizinkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payn senindir.Kanaatinle, imanınla, itaatinle,hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle,düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranlarımı söylemeye nefsime en aziz borç bilirim..” Osman Pamukoğlu’nun kaleme aldığı bu #sakaryamiti eseri,Türk tarihindeki en zor dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi ni anlatan, okuru iyi bi sarsıp kendine getiren bir çalışmadır. 23 Ağustos-13 Eylul 1921 tarihlerinde olan Sakarya Meydan Muharebesi’ni yazarımızın kaleminden okurken çalışmanın sadece tarihi anlatılardan değil bir komutanın gözünden muazzam bir analiz ile biz okurlarını aydınlattıdığına şahit oluyoruz. Eseri okurken, Sakarya’yı sadece kazanılan bir zafer olarak değil,bir milletin varoluş ve yok oluş çizgisindeki o ince dengeyi,o dönem yaşanan imkansızlıklara da tanıklık etmiş oluyoruz. Sakarya Muharebesi nde en küçük rütbeden en büyük rütbesine kadar Türk Subaylarının yaptığı fedakarlıklar,gösterdikleri kahramanlıklar cok kıymetli. Sakarya Muharebesi nin hep en ön safında Türk Subaylarımız çarpıştığı için katılan subayların hemen hemen yüzde sekseni ya şehit ya da Gazi olmuşlar.Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum.Ruhları şad olsun. @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtap #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi #reklamdeğiltavsiye
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 09:22
SAKARYA MİTİ . Manisa, Aydın, Ayvalık dahil olmak üzere İzmir ve çevresi işgal edilmiş, Bursa düşmüş ve Yunanlılar Trakya'ya saldırmıştı. 2 hafta içinde Edirne'den Çatalca'ya kadar olan bölge işgal edilmiş ardından ağır koşullar içeren Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştı. 1 ve 2 İnönü Muharebeleri sonrası Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunan işgaline uğramıştı. Ankara'da ise yeni kararlar alınmış Mustafa Kemal Paşa'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkileri yanında Başkomutanlık yetkisi de verilmişti. Artık Mustafa Kemal'in ağzından çıkan kanun demekti. Ölüm kalım mücadelesi başlıyor, Mustafa Kemal'in milletine olan sarsılmaz güveni devam ediyordu. Sakarya'nın doğusunda kazma, kürek, elde avuçta kalan her türlü cephane, silah, malzeme toplanıyor; yeniden orduya alınmalar yapılıyordu. Öte yandan Yunanlılar da boş durmuyor ve " Türk askerleri; amacımız Türk askerini yok etmek değil, Türk halkını Mustafa Kemal'in işkencesinden kurtarıp Anadolu'da güven ve huzuru sağlamaktır. " gibi bildiriler atıyordu. Yunan ordusu, doğu yönünde harekâta başlanmıştı. O sıralar gönüllü olarak cephede çalışmak için müracaat eden Halide Edip, yaşananlar için ateşle imtihanın son safhası demişti. Ve tarih 22 Ağustos 1921. Iki Ordu Anadolu'nun ortasında, bu çorak ağaçsız topraklarda muharebeye başlamak için artık karşı karşıyaydı. Muharebenin ilk günü Mangal Dağı, ardından da Türbe Tepe'nin kaybı Türkler tarafından büyük bir moral çöküntüsü yarattı. 2. gruba gelen ölümle nişanlı olmak anlamındaki Tümenler, son erleri ölünceye kadar mevzilerini kesin olarak savunacaklardır komutu hayatları pahasına kabul edilmeliydi. Unutulmaması gereken şuydu ki Türk ordusu her neye mal olursa olsun Sakarya'da ölümüne direnecekti. " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:02
"SAKARYA MİTİ" "Tek bir ağaç gölgesi olmayan, bir avuç suya hasret çekilen, bir kaşık sıcak yemek yemeden, bu kavurucu yaz sıcağında, gece gündüz sekiz gün boğuşmasına rağmen Türk askerinde henüz bir çözülme emaresi yoktu." 22 gün 22 gece... Bu süre, dünya savaş tarihinin en uzun meydan muharebelerinden birine sahne oldu . 23 Ağustos 1921'de başlayan ve 13 Eylül 1921'de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin "ya istiklal ya ölüm" parolasını tüm dünyaya haykırdığı anların adıdır. Bugün Sakarya denildiğinde, sadece bir nehir, sadece bir coğrafya anlaşılmasın. Sakarya, bir milletin yeniden dirilişinin adıdır. Zor zamanlar... İnsanın içini kemiren, ufku karartan o anlar. Öfkeli rüzgârların, barut kokusunun ve nihayetinde şafak güneşinin adıdır. Bu topraklar, ölümle kalımın burun buruna geldiği, kaderin saatlerini belirleyen o mukaddes köprüdür. Havasında ölüm kokusuyla barut kokusu iç içe geçmiştir. Ve en sonunda, bütün o karanlığı yırtan bir şafak güneşi vardır. Emekli bir komutanın disipliniyle yazılmış, ancak bir romancının hassasiyetiyle akıp giden eser, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en kırılgan anına ışık tutuyor. Başkomutan Mustafa Kemal, 27 Eylül 1921’de, Alagöz Karargâhı’ndan Batı Cephesi Ordusu’na şu emri verdiğinde, aslında bir çağın kaderini yazıyordu: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Bu sözler, bildiğimiz savunma anlayışını yıkan bir devrimdir. Artık çizgilerle belirlenmiş siperler yoktur. Artık “buraya kadar düşman, ötesi bize” diyecek bir harita çizgisi kalmamıştır. Savunulacak olan şey, bütün vatandır. Her karış toprak, üzerine düşen her damla kana kadar kutsaldır. Kitapta önemli bir yer tutan konulardan biri de Mustafa Kemal'in Sakarya
Edebiyat
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma