14)Cehennem
Cehennem gazap ateşi demektir. Hâkim şöyle bir hadis aktarır: "Gazap cehennem ateşindendir. Allah onu sizden birinizin damarlarına yerleştirir. Bakınız! İnsan öfkelendiğinde gözleri kızarır ve yüzü değişir, damarları şişer." Tirmizî'nin aktardığı başka bir hadiste şöyle denilir: "Cehennemin bir kapısı vardır ki o kapıdan ancak öfkeli insanlar girer." İmam Ahmed b. Hanbel ve Ebû Dâvûd şöyle bir hadis aktarır: "Gazap şeytandandır, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş suyla söndürülür. İçinizden biriniz öfkelendiğinde abdest alsın." Taberâni şu rivayeti nakleder: "İçinizden birisi öfkelendiğinde 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım' derse, öfkesi gider." Ebû Hüreyre'den şöyle aktarılır: "Adamın biri Hz. Peygamber'e (sav) 'Bana tavsiyede bulun' deyince Hz. Peygamber (sav) şöyle demiştir: 'Öfkelenme!' Sonra bu sözünü birkaç kez tekrarlamıştır." Hadisi Buhârî aktarmıştır. Öfkelenmenin yasaklanması demek, onun gereğini yerine getirmenin yasaklanması demektir. Bir rivayette şöyle denilir: "Şeytan şöyle der: İnsan öfkeli olunca onu aramızda çocukların topu çevirdiği gibi çeviririz. Davetiyle ölülere bile hayat verse, kendisinden umut kesmeyiz. Bir sözle yapar ve bozar."
Bu menzil insanı Allah'ın rahmetinden umut kesmeye sevk eder ve böylece kul yasakları işlemeye başlar.
Ancak 14. yüzyıl Avrupa'sında yaygın
inanış bambaşkaydı. Kara Ölüm'ün Tanrı'nın insanlara gönderdiği bir ceza olduğu düşünülüyordu. İnsanların işlediği günahlar bu felaketin sebebi sayılıyordu. Onlara göre kadınların şövalyelik turnuvalarına katılması, "edepsiz" kabul edilen kıyafetler giymesi ya da toplumun ahlaksız davranışlara yönelmesi gibi şeyler Tanrı'nın gazabını çekmişti.
Ateş böcekleri yılda sadece iki hafta boyunca ışık yayarak yaşarmış. 14 gece ışık yaydıktan sonra evrende kaybolup gidiyorlarmış. Hayatta gerçek hikayelerimizi o kadar sık anlatamadığımızı söylemenin bir yolu… Hayatımızda gerçek bir konuşma yapabileceğimiz 14 gece olacak mı? 
14 Nisan günü Rumeli'deki birçok merkezden İstanbul'a bir telgraf fırtınası başladı. Öncelikle Selanik mebuslarının akıbeti merak ediliyordu ve payitahtta neler olduğuyla birlikte bu husus da Selanik Belediyesi aracılığıyla İstanbul'dan sorulmuştu. Ancak cevap gelmeyince Selanik halkı namına belediye başkanı tarafından gönderilen ikinci bir telgrafta İstanbul'la haberleşmenin kesilmesi tehdidinde bulunuldu.
Sadaret,doğrudan belediye reisine veya ahaliye yazmaksızın Rumeli Müfettişliği Vekaletine hitaben bir cevap hazırladı. Verilen cevap oldukça eksik ve bu yüzden oldukça tahrik edici nitelikteydi.
Sadaret'ten Rumeli Müfettişliğine gönderilen bu şifreli telgrafta "vaka" denilen şeyin çok da abartılacak birşey olmadığı ima ediliyor, zabitlerinden şikayetçi olan askerlerin gösteri yaptıkları ve sonra kışlalarına döndükleri, bu sırada sevinçten silah attıkları, Muhammed Arslan Bey'in bu esnada kazaen öldürüldüğü ve başka bir mebusa zarar gelmediği yazıyordu.
"Yarın ne olacağını bilmeden, bugünü yarının endişesiyle feda etmek insanın kendine yapabileceği en büyük haksızlıktır."
(Bölüm: Gelecek Üzerine, Sayfa 14)