31 Ocak 2005'de Irak'ta geçici seçimler yapıldı. Iraklılar, 275 sandalyeli yeni meclisin üyelerini seçtiler. Şiiler oyların yüzde 48'ini, Kürtler yüzde 26'sını aldı. Bu seçim 50 yılın ardından Irak'ın ilk çok partili seçimi oldu. Kürdistan Yurtseverler Birliği lideri Celal Talabani Irak devlet başkanlığına getirildi. Şii kökenli İbrahim Caferi ise başbakan seçildi. 14 Haziran 2005'de Kuzey Irak'taki "bölge parlamentosu" tarafından oy birliğiyle başkan seçilen Kürt lider Mesud Barzani ise Erbil'deki parlamentoda yemin ederek göreve başladı. 15 Ekim 2005'de yeni anayasa taslağı referanduma sunuldu ve Sünni Arapların boykotuna rağmen yüzde 78 ile kabul edildi. 16 Aralık 2005 tarihinde Irak'ta genel seçimler yapıldı. Irak halkı, ülkenin işgali sonrasında, bu kez geçici olmayan bir hükümet seçmek üzere sandık başına gitti. Ocak ayındaki seçimleri boykot eden Sünniler de, bu kez sandık başındaydı. Kürt ve Şii bölgelerinin yanı sıra, Sünni kentlerinde de seçime katılım yüksek oldu. Irak Seçim Komisyonu, seçimlerin galibinin meclisteki 275 sandalyeden, 128'ini kazanan Birleşik Irak İttifakı olduğunu açıkladı. İkinci sırada yer alan Kürt İttifakı 53 sandalye, Sünni bloku ise 44 sandalye elde etti. Ancak Şiilerin mecliste çoğunluğu sağlamaları için, 138 sandalyeye sahip olmaları gerekiyordu. Özellikle Sünni gruplar, usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla, seçimlere itiraz etti. Yaklaşık 4 ay süren siyasi krizin ardından, Celal Talabani ikinci kez devlet başkanlığına seçildi. Talabani, Şii ittifakın adayı Nuri El Maliki'yi hükümeti kurmakla görevlendirdi.
Sayfa 140
Yoksullukla mücadele eden önemli kuruluşlardan OXFAM’ın 2019 raporuna54 göre, 1980-2016 yılları arasındaki küresel gelir artışının her bir dolarının sadece 12 senti en fakir %50 arasından paylaşılmışken 27 senti en zengin %1’in cebine girmiştir. Dünyanın tümüne değil de farklı bölgelerine ayrı ayrı baktığımızda da sonuç çok değişmiyor. Dünya Eşitsizlik Laboratuvarı’nın 2018 yılı Dünya Eşitsizlik Raporu’na55 göre toplumun en zengin %10’luk bölümü dünyadaki ekonomik büyümeden Çin’de %43, Avrupa’da %48, Hindistan’da %66, Rusya’da %117, ABD-Kanada’da %67 pay alıyor. En fakir %50 ise Çin’de %13, Avrupa’da %14, Hindistan’da %11, Rusya’da %24, ABD-Kanada’da %2 pay alıyor. Bu verilere göre Çin ve Avrupa görece en eşitlikçi bölgeleri oluşturduğu halde yine de sonuçları ciddi bir eşitsizlik ortaya koyuyor. Diğer uçta yer alan Rusya’daysa büyüme zenginlerin çok daha hızlı zenginleşmesini sağlarken fakirler var olan gelirlerini dahi koruyamıyor.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Osmanlı Hanedanına İzafe Edilen Neseb
Bu karmakarışık meseleyi iyice anlamak için evvelâ Osmanlı idaresi devrinde resmen kabul edilip okul kitaplarında bile geçirilmiş olan klasik nesebi ele alalım: Bu resmî silsilede Osman'ın babası Ertuğrul; O'nun babası Süleyman Şah; O'nun babası Kaya Alp ve onun da babası Kızıl Boğa'dır. Bu secere bazen 14, bazen 38, bazen 40, bazen 45, bazen 48, bazen 53 ve hatta bazen de 141 kuşakta Türk tarihinin en parlak şahsiyeti olan Oğuz Han'a çıkarılır ve Oğuz Han'ın nesebi de Nuh Peygamber'in oğlu Yâsef'e bağlanır.
Sayfa 516 - Tercüman Yayınları 1979 Baskısı·Kitabı okudu
Sure29:Ankebut
14. Andolsun ki biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. 48. Sen bundan önce ne bir yazı okur, ne de elinle onu yazardın. Öyle olsaydı, bâtıla uyanlar kuşku duyarlardı.
Alıntı
Cin Suresi
وَاَنَّهُ تَعَالٰى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلَا وَلَداًۙ “Şüphesiz Rabbimizin kudret ve azameti pek yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.” Cin 3 وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَف۪يهُنَا عَلَى اللّٰهِ شَطَطاًۙ “Şüphesiz ki bizim sefihimiz (İblis), Allah hakkında yalan ve zulüm olan şeyler söylüyormuş.” 4 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ تَقُولَ الْاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللّٰهِ كَذِباًۙ “(Oysa) hiç şüphesiz bizler, insanların ve cinlerin Allah hakkında yalan söylemeyeceğini sanıyorduk. (Kur’ân’ı dinleyince, Allah’ın eşinin ve çocuğunun olmadığını, insanların ve cinlerin yalan söylediğini gördük.)” 5 وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ الْاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz insanlardan bazı adamlar, cinlerden bazı adamlara sığınırdı, (insanların cinlere sığınması, cinlerin) azgınlığını arttırırdı.”<p> <sup> <i>Ayete iki şekilde mana verilebilir. Birincisi mealde zikrettiğimiz anlam, ikincisi de: “Kendisine sığınılan cinler, insanların azgınlık ve sapıklığını arttırdı.” şeklindedir. İnsanların Allah’a (cc) şirk koşma şekillerinden biri; cinleri tazim, onlara sığınma, onlardan korunmak için onlara kurban kesme, gayb bilgisine vakıf olmak için onlarla irtibata geçme, onlar aracılığıyla büyü yapma, muska gibi şeylere cin isimleri ve tılsımlar yazarak cinlerden fayda umup zararı defetmelerini talep etmektir. Ayrıca şirkin tanımı, çeşitleri ve müşriğin akıbeti için bk. 4/Nîsa, 48.</i></sup></p> 6 وَاَنَّا ظَنَنَّٓا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللّٰهَ فِي الْاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَباًۙ “Kesin olarak anladık ki yeryüzünde Allah’ı aciz bırakamayız. Ve O’ndan kaçarak da O’nu aciz bırakamayız.” 12 وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدٰٓى اٰمَنَّا بِه۪ۜ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّه۪ فَلَا يَخَافُ بَخْساً وَلَا رَهَقاًۙ “Hiç şüphesiz,
Mü'min (Gafir) Suresi
تَنْز۪يلُ الْكِتَابِ مِنَ اللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْعَل۪يمِۙ (Bu) Kitab’ın indirilmesi (izzet sahibi, her şeyi mağlup eden) El-Azîz ve (her şeyi bilen) El-Alîm olan Allah tarafındandır. Mü'min (Gâfir) 2 غَافِرِ الذَّنْبِ وَقَابِلِ التَّوْبِ شَد۪يدِ الْعِقَابِ ذِي الطَّوْلِۜ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۜ اِلَيْهِ الْمَص۪يرُ Günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, cezası çetin, lütuf ve ihsanı bol olan (Allah tarafından indirilmiştir). O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Dönüş O’nadır. 3 مَا يُجَادِلُ ف۪ٓي اٰيَاتِ اللّٰهِ اِلَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَلَا يَغْرُرْكَ تَقَلُّبُهُمْ فِي الْبِلَادِ Allah’ın ayetleri hakkında kâfirlerden başkası tartışmaz. Onların şehirlerde (güç ve şatafat içinde) dolaşmaları seni aldatmasın. 4 كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَالْاَحْزَابُ مِنْ بَعْدِهِمْۖ وَهَمَّتْ كُلُّ اُمَّةٍ بِرَسُولِهِمْ لِيَأْخُذُوهُ وَجَادَلُوا بِالْبَاطِلِ لِيُدْحِضُوا بِهِ الْحَقَّ فَاَخَذْتُهُمْ۠ فَكَيْفَ كَانَ عِقَابِ Onlardan önce Nuh kavmi, sonra da (Nebi’ye karşı düşmanlıkla bir araya gelmiş) gruplar yalanladı. Her ümmet, resûllerini yakalayıp (hapsetmek ya da öldürmek) istedi. Batılla mücadele edip, hakkın ayağını kaydırmak (onu ortadan kaldırmak) istediler. Onları (azapla) yakalayıverdim. Nasılmış benim cezalandırmam? 5 اَلَّذ۪ينَ يَحْمِلُونَ الْعَرْشَ وَمَنْ حَوْلَهُ يُسَبِّحُونَ بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَيُؤْمِنُونَ بِه۪ وَيَسْتَغْفِرُونَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ رَبَّـنَا وَسِعْتَ كُلَّ شَيْءٍ رَحْمَةً وَعِلْماً فَاغْفِرْ لِلَّذ۪ينَ تَابُوا وَاتَّبَعُوا سَب۪يلَكَ وَقِهِمْ عَذَابَ الْجَح۪يمِ Arşı taşıyan ve onun etrafında bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih eder, O’na iman eder ve iman edenler için bağışlanma talebinde bulunurlar: “Rabbimiz! Rahmet ve ilimle her şeyi kuşattın, tevbe eden ve senin yoluna uyanları bağışla ve onları cehennem