Görünmeyen kahramanlar...
Puan vermedi·112 syf.··
2026 4. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2026 09:33
Yazar savaşı iki kirpinin gözünden anlatıyor bu olay da benim için farklı bir okuma deneyimi sağladı. Kitap üzerine uzun uzun yazamam ama savaşın kahramanları sadece insanlar olmadığını yada savaşta sadece insanların ölmediğini anlıyoruz. Sadece Analar oğulsuz,kadınlar kocasız,çocuklar babasız kalmıyor,hayvalarda sevdiklerini kaybedebiliyor ama hiç kimse bu konuyu önplana çıkartmıyor. kitabımız bu konuda farkındalık yaratıyor.
Edebiyat
1473Bedia Ceylan Güzelce · Çınar Yayınları · 20221 okunma
8/10
·248 syf.··
2019 116. kitabı
Osmanlı düşünce tarihinin tartışmalı isimlerinden Tokatlı Molla Lütfi’nin idamını merkeze alan tarihî bir romandır. Romanı bitirdikten sonra yapılan kısa bir araştırma bile, ele alınan şahsiyetin ne kadar çok katmanlı ve problemli bir figür olduğunu göstermektedir. Asıl adı Lutfullah olan Molla Lütfi; kaynaklarda Molla (Sarı, Deli, Maktul) Lütfi olarak da anılmış, kimi çevrelerce âlim, kimilerince zındık, kimilerince ise deli olarak değerlendirilmiştir. Molla Lütfi, zındıklık ve ilhâd suçlamalarıyla yargılanmış ve 25 Rebîülâhir 900 (23 Ocak 1495) tarihinde Atmeydanı’nda boynu vurularak idam edilmiştir. Naaşı Eyüp’te Defterdar Mahmud Çelebi Mescidi yakınlarına defnedilmiştir. Kaynaklarda “aşere-i muhabbese” (on habis insan) hadisesi olarak geçen ve ayrıntıları net olmayan bir olayın, Molla Lütfi’ye kin besleyen hasımları tarafından bir bahane olarak kullanıldığı; halkı saptıran bir mülhid olduğu yönünde söylentiler yayılması suretiyle idamına zemin hazırlandığı anlaşılmaktadır. İskender Pala’nın bu olayı romanlaştırarak gündeme taşıması, okurda farkındalık oluşturması bakımından önemlidir. Özellikle kitabı okuduktan sonra tarihsel araştırma yapma ihtiyacı doğurması, eserin en güçlü yönlerinden biridir. Ancak romanda oluşturulan kurgusal karakter ve Molla Lütfi’nin idamından sorumlu tutulan figür üzerinden bazı soru işaretleri de ortaya çıkmaktadır. Olaylar II. Mehmet döneminde, İstanbul’un fethinden sonra başlamakta; ancak tarih net olarak verilmemektedir. Romanda II. Mehmet’in Uzun Hasan ile mücadelesine değinilmesi (1473) dikkate alındığında, olayların 1460’lı yıllarda geçtiği varsayılabilir. Ardından II. Bayezid’in uzun saltanatı (1481–1512) ve kısa da olsa Yavuz Sultan Selim dönemi (1512–1520) kurgunun içine dâhil edilir. Akbaba/Karga karakterinin neredeyse elli
İtirafİskender Pala · Kapı Yayınları · 20198,4bin okunma
Reklam
Üç Deniz Ötesine Seyahat
7/10
·78 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 21:05
" Afanasiy Nikitin XV. yüzyılın ikinci yarısında Rusya'nın Tver şehrinden yola çıkarak Türk Dünyası'nda seyahat eden ilk ve tek Rus gezginiymiş. Esasen tacir olup bir dönem Hindistan'da hüküm süren Behmen Türk Sultanlığı (1347-1527)'nda yaşayan Rus seyyahın bahis konusu teşebbüsü iktisadi açıdan bakıldığında bir başarısızlık olarak değerlendirilebilir. Zira yaptığı uzun yolculukta büyük tehlikelere maruz kalmış, yüksek kazanç sağlayan mallar bulamamış, vergi ve yaptırımlardan kurtulamamış. Müslümanlar ile yaptığı ticarette dolandırıldığını düşünüp onların ticaret usullerine uyum sağlayamamış. İnancından dolayı baskı ve çeşitli hakaretlere maruz kalması da cabası. Afanasiy Nikitin'in seyahatnamesi çelişkiler, sükût-ı hayaller ve başarısızlık misalleri ile dolu. Mamafih ölümünden sonra hiçbir Rus'un onu örnek almaması düşündürücü. Kısa olmasına rağmen erken dönem Rus edebiyatının şaheserlerinden olup doğrudan Türk tarihini ilgilendiren bu seyahatname XV. yüzyılda Rusya, İran, Hindistan ve Türkiye gibi geniş bir coğrafyadaki Türk kudretine şahadet ettiği gibi Türk dilinin yaygınlığını da gözler önüne sermekte... " Arkadaşlar düşünsenize, biz Otlukbeli savaşını tarih kitaplarımızda bile bir satırla geçiştirirken Rus bir seyyahın notlarında ( Sene 1473 ) Fatih ile Uzun Hasan kapışmasını okumak çok etkileyici. 15.yy da yol boyunca ve özellikle Hindistan'da kullanılan Türkçe. Ve bunun seyyah tarafından Kiril alfabesi ve Türkçe seslemesi ile tertemiz, olduğu gibi aktarılması da inanılmaz etkileyici. Meraklısı için hap niyetine, çok keyifli...
Üç Deniz Ötesine SeyahatAfanasiy Nikitin · Türk Tarih Kurumu · 2021176 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
Merhabalar, Judith Hermann ilk defa okuyorum. Bütün Aşkların Başlangıcı kitabı maalesef beklentimi karşılamadı. Kitap bir şey olacakmış gibi ilerliyor fakat hiçbir şey olmuyor. Kitabın ana karakteri Stella, eşi ve kızı ile normal bir hayat sürerken bir adamın evlerinin zilini çalmasıyla başlayan birtakım olaylar. Bu kişinin tek amacı Stella ile konuşmak iken sonradan bu durum aile içinde bazı huzursuzlukları ortaya çıkarıyor. Yazar daha çok Stella üzerinden mesajını vermeye çalışmış gibi. Stella'nın eşinin sürekli iş dolayısıyla evde olmamasında dolayı yalnızlık çekmesi, evde vaktinin çoğunu kızı ve ev işleri ile geçirmesi ve aile bağları üzerinden güvenin sorgulanması temaları öne çıkıyor kitapta. Özellikle yazar sıradan basit bir hayatın bir adamın gelmesiyle nasıl bozulduğunu ve hayatlarımızın basit şeylerle bile nasıl kırılgan hâle geldiğini vurgulamak istemiş. "Takılı kaldı, hayatının herhangi bir gününde bir şey artık devam edemedi, o da bir zaman döngüsünün içine sıkıştı." "Stella için sınırlar önemli, mesafe demek kendine ait yaşam alanı demek." "Stella yalnız kalmaktan memnun. Kendini gayet iyi meşgul edebiliyor, bahçeyle, kitaplarla, ev işiyle, çamaşırları yıkamakla."
Bütün Aşkların BaşlangıcıJudith Hermann · Sia Kitap · 2025663 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 22:09
Çok durağan,günlük hayatın rutininde ,güvenli alanını terketmekten korkan,işine gidip gelen bir kadının,takıntılı bir adamın sürekli onunla konuşmak istemesini,kadının stresi ve korkularını okuyoruz.Aslında dünyadaki aile olmanın ve bu aile kavramını korumaya çalışırken nasıl rutinin içinde boğulduğumuzu,orayı terketmenin çok zor olduğunu okuyoruz.Kitap çok sakin ilerliyor.Beklentim daha yüksekti ,ama yinede okuması keyifliydi.
Bütün Aşkların BaşlangıcıJudith Hermann · Sia Kitap · 2025663 okunma
Puan vermedi·176 syf.·
2025 120. kitabı
Hermann’dan okuduğum dördüncü kitap bu ve her seferinde aynı şeyi yapıyor: Sakinliğin içindeki gerginliği öyle ince bir yerden yakalıyor ki, ben okurken hem huzursuzlanıyorum hem de bu huzursuzluğu bırakmak istemiyorum. Stella’nın sıradan görünen hayatına sızan yabancılık hissi, Hermann’ın cümlelerinde o kadar doğal ki insan kendi gündelik ayrıntılarına bile şüpheyle bakmaya başlıyor. Bir kapının önünde durma hâlini bile hem merakla hem tedirginlikle dolduruyor. Yani aslında hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen anlarda aslında her şey oluyor. Hermann’ın soğukkanlı, keskin ama bir o kadar da özenli dili okurun içini çepeçevre sarıyor. Bağıran sahneler yok; yüksek sesli dramlar yok. Gerçek hayat gibi ilerliyor her şey: Fısıltılardan yükselen bir gerilim, küçük işaretlerden büyüyen bir yabancılaşma. Ve belki de kitabın en vurucu tarafı bu: Aşkın başlangıcı sandığımız şeylerin çoğu zaman bir “izleme”, bir “bekleme”, bir “yanlış okuma” hâline dönüşebileceğini incelikle hatırlatması. Bütün Aşkların Başlangıcı, okuru sarsmak için çırpınmayan ama sarsmayı asla unutmayan bir kitap. Bittiğinde düşündüğüm şey şuydu: Günlük hayatın sessiz yerlerinde ne kadar çok hikâye saklı duruyor. Ve bazen bize en yakın sandıklarımız bile aslında yabancılığın başlangıcı olabiliyor. Tavsiyemdir.
1000Kitap
Bütün Aşkların BaşlangıcıJudith Hermann · Sia Kitap · 2025663 okunma
Reklam
Reklam