Osmanlı düşünce tarihinin tartışmalı isimlerinden Tokatlı Molla Lütfi’nin idamını merkeze alan tarihî bir romandır. Romanı bitirdikten sonra yapılan kısa bir araştırma bile, ele alınan şahsiyetin ne kadar çok katmanlı ve problemli bir figür olduğunu göstermektedir. Asıl adı Lutfullah olan Molla Lütfi; kaynaklarda Molla (Sarı, Deli, Maktul) Lütfi olarak da anılmış, kimi çevrelerce âlim, kimilerince zındık, kimilerince ise deli olarak değerlendirilmiştir.
Molla Lütfi, zındıklık ve ilhâd suçlamalarıyla yargılanmış ve 25 Rebîülâhir 900 (23 Ocak 1495) tarihinde Atmeydanı’nda boynu vurularak idam edilmiştir. Naaşı Eyüp’te Defterdar Mahmud Çelebi Mescidi yakınlarına defnedilmiştir. Kaynaklarda “aşere-i muhabbese” (on habis insan) hadisesi olarak geçen ve ayrıntıları net olmayan bir olayın, Molla Lütfi’ye kin besleyen hasımları tarafından bir bahane olarak kullanıldığı; halkı saptıran bir mülhid olduğu yönünde söylentiler yayılması suretiyle idamına zemin hazırlandığı anlaşılmaktadır.
İskender Pala’nın bu olayı romanlaştırarak gündeme taşıması, okurda farkındalık oluşturması bakımından önemlidir. Özellikle kitabı okuduktan sonra tarihsel araştırma yapma ihtiyacı doğurması, eserin en güçlü yönlerinden biridir. Ancak romanda oluşturulan kurgusal karakter ve Molla Lütfi’nin idamından sorumlu tutulan figür üzerinden bazı soru işaretleri de ortaya çıkmaktadır.
Olaylar II. Mehmet döneminde, İstanbul’un fethinden sonra başlamakta; ancak tarih net olarak verilmemektedir. Romanda II. Mehmet’in Uzun Hasan ile mücadelesine değinilmesi (1473) dikkate alındığında, olayların 1460’lı yıllarda geçtiği varsayılabilir. Ardından II. Bayezid’in uzun saltanatı (1481–1512) ve kısa da olsa Yavuz Sultan Selim dönemi (1512–1520) kurgunun içine dâhil edilir. Akbaba/Karga karakterinin neredeyse elli