Puan vermedi·144 syf.··
2018 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2018 00:00
Herkese merhaba 154 sayfalık kısa, ama bir nefeste bitiremeyeceğiniz kitaplardan biriyle geldim. #wirginiawoolf #kendineaitbiroda Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirmodern etkinliğinde seçtiğimiz kitaptı. Gelmiş geçmiş tüm tarih boyunca "kadın" konu edilmiş. Hangi dönemde olursa olsun hep geri plan da oluşu, eşitsizliği, geleneklere harcanması, kadının kabullenmek zorunda kalışları, başarısız olma sebepleri, "kadın yapsa ne olacak" diyerek sindirilmeleri... Yazara hak vererek anlatılanlara kızdığım da oldu, kadının boyun eğişlerine kızdığımda. Sonra "ah o şartlar" dedim. O canına yandığımın şartları hala bir yerlerde kadınlarımıza, kızlarımıza dayatılmıyor mu? Hala "kız kısmı okusa ne olacak" denmiyor mu? Hala alınıyor satılıyor, benim bir kadın olarak "asla" diyebildiğim şeyleri, başka bir yerde başka bir kadın sessizce kabullenmiyor mu? Yazar öyle güzel oynamış ki sözcüklerle, varsayımlarında ki küçük görüşü bile yıpratabiliyor okurken. Ama "olsun!" diyor işte. Kendinize ait, başkasının hüküm süremeyeceği bir odanız olsun. Yazdığınız, çizdiğiniz, düşündüğünüz, zihninizin özgür olduğu bir yer olsun. Kendiniz olduğunuz bir yer... "Kadın varlığına katlanamayan zihniyet elbette onun yazmasına, okumasına, düşünmesine karşıdır...: "En iyi yetiştirilmiş kadınlar, zihinleri en uygar olanlardır..."
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İnkılap Kitabevi · 202348,1bin okunma
10/10
·226 syf.·
2026 46. kitabı
Cân yandı nâr-ı aşkına, yansın beden dahî Âteş-perestî-i aşka gerekmez kefen dahî Syf 125 Kitap normal bir aşk yolculuğu değilde aşkın kelime anlamından başlayarak, tasavvufi derinliğine kadar giden edebi bir yolculuktur. Bu yolculukta okuyucuyu okurken hem sarsıyor, hem de insanın içindeki hisleri uyandırıyor. Divan edebiyatını o kadar çok seviyorum ki, beyitler, gazeller içime nakış nakış işliyor. Ne varsa eskilerin sözünde varmış, iki satır gazel insana dokunuyor. Bu kitabı seçmemin sebebi de buydu. Kitapta yaşanan hikayelerden sonra bir beyit geliyor ki dağıtıyor etrafı rüzgarıyla: Gönlümün sırça sarayın dest-i cevrinle yıkıp Gussa vü gam bûmuna virane kıldın âkıbet Syf 154 ​Anlamı: "Gönlümün o narin, camdan yapılmış sırça sarayını o acımasız cefa elinle yerle bir ettin. O güzelim sarayı yıkarak en sonunda tasa ve keder baykuşlarının tüneyeceği, hüzün dolu bir harabeye çevirdin." Kitabın adı da Hayal hatun karakterinin hikayesine dayanıyor. Zamanında yaşadığı kölelikten sultanlığa dayanan bir aşk hikayesi. Tesadüfler ve onu aşka sürükleyen bir hikaye, ah o kadar güzeldi ki, okudukça yaşanan yerlerin içinde adım attım resmen. Bedeni buradaydı, Bunun farkına varıyordu, ama benliği eskilerde bir zamanda. Syf 18 Edebiyatımızın ve kültürümüzün yapı taşları olan klasik aşk kıssalarına sıkça atıfta bulunuyor yazar. Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun gibi sembolleşmiş karakterlerin hikayeleri üzerinden aşkın anatomisini çıkarmış adeta. Bu güzel kitap okunmaya değer.⚘️
Duygu ve Düşünce
Aşknameİskender Pala · Kapı Yayınları · 20192,949 okunma
Reklam
9/10
·160 syf.·
2026 21. kitabı
Klasikleri ya da klasikleşen figürlerin eserlerini değerlendirirken beğenip de beş yıldız vermemeyi ukalaca mı görüyorsunuz bilmiyorum ama böyle algılansın istemem. Şahsi yetersizliğimi yazarın omzuna yükleme ihtiyacı güttüğüm bir başka değerlendirme sadece. Shakespeare okumaya son iki senedir ağırlık vermeye çalıştım; onun metinlerinden yararlanmak ve ilham almak istiyorum. Açıkçası bunun işe yaradığını düşüncelerimde ve üretimlerimde karşılık bulunca fark ediyorum. Sonelerinde de çokça not aldım, merak ettim, sorguladım, bazen de orijinali ile karşılaştırıp araştırdım. Tabii şiirler-soneler tek seferde ya da bir çırpıda okunabilir olsalar da bunun taraftarı değilim. Yer alan 154 sonenin büyük çoğunluğunda okumamı zamana, farklı hislere sahip olduğum dönemlere böldüm. Bir şiir en az birkaç defa okunmalı bana kalırsa. İlkinde okur ne beklediğini bilmeden, ilk kez deneyimler. Benzersiz bir tat alması da hiçbir şey anlayamaması da bu safhada gerçekleşir. Özellikle de metin karmaşıksa, anlaşılması güçse ya da -buradaki ek etmen gibi- çeviri bir eserse ikinci kez, alıcı gözle okunmalı. Anlama safhası da burası. Fakat biliriz ki, kurgusallığın duygusal boyutunu aktaran şiirlerin illa ki analitik süzgeçten geçirilmesi gerekmez. Akışına bırakacağımız üçüncü (kimi içi "iki buçuk-uncu") okumadan sonra akılda ettiği gibi gönülde de yer etmeye başlar. Böylece istersek tekrar okur, çarpıcı bulduğumuz dizelerin şemasına, sıra dışılığına, bizde uyandırdığı etkiye odaklanırız. Bendeki süreç de ne zaman okursam okuyayım böyle işledi. Bunu verebilmek de alabilmek de ayrı meziyet. Öte yandan yazarın ağırlığı ve iş bilir oluşu başka bir husus. Bir diğeri de çeviri işin kalitesi. Okurken kaybolmuş hissetmedim, yeterli geldi. Yine de özgün metinde yer alan bazı dizeleri merak edip
Şiir
SonelerWilliam Shakespeare · Kapra Yayıncılık · 202011,1bin okunma
9/10
·904 syf.··
2026 1. kitabı
Fyodor Dostoyevski’nin kitaplarını bitirdiğimde içimde derin bir hüzün beliriyor. İnsanları o kadar güzel anlatıyor ki, bu hüzün kalbimin en derin ve ulaşılması zor yaralarına dokunuyor. “Yangın zihinlerde, evlerin çatılarında değil.” (sf. 650) Ecinniler, Dostoyevski’nin romanları arasında bana göre en zor olanlardan biriydi. Yaklaşık 600 sayfa boyunca “kitap ne zaman başlayacak?” diye düşündüm. Ancak son 200 sayfada zirveye çıkan anlatımı, eseri adeta bir başyapıt hâline getiriyor. “Dünyayı dize getirmek istiyorsan, önce kendini dize getir.” (sf. 154) Eser, 1870’lerin Rusya’sında değişim arayan bir toplumu anlatır. Bu değişim, karakterler üzerinden derinlemesine işlenir. Ahlaki çöküşün bireyler üzerindeki etkisi, nihilizm düşüncesinin gençleri nasıl etkilediği ve modern dünyanın dönüşümünün topluma yansımaları güçlü bir şekilde ele alınır. Aynı zamanda eser; din, ahlak, inanç, psikoloji, aile, aşk ve siyaset gibi pek çok temayı yoğun bir biçimde işler. Karakter sayısının fazla olması, zaman zaman olayların ve ilişkilerin karışmasına neden olabilir. Nikolay Stavrogin ve Ivan Şatov beni en çok etkileyen karakterler oldu. İnsan, yaşadığı sürece hatalar yapar; ancak sevdiği ve değer verdiği insanlar onu iyileştirebilir. Şatov’un iyileşmesi ve bir anlamda “kazanan” olması buna güzel bir örnekken, Stavrogin’in iyileşememesi onu kaybeden taraf yapıyor. Bu düşünsel yoğunluğu yüksek, derin ve etkileyici eseri herkese tavsiye ederim. Fyodor Dostoyevski
Roman
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Sessizliğin Paradoksu: Anlaşılmayanın Yükü
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
“Bir şey dediğimde, yine de hiçbir şey demiyorsam bu hep ironidir.” (s. 150) Kierkegaard’dan okuduğum ikinci kitaptı. Açıkçası metne uyum sağlamam kolay olmadı, sık sık geri dönüşler yapıp bazı yerlerde durup yeniden okumam ve yer yer metin üzerine düşünerek araştırarak ilerlemem gerekti. Bu yüzden, bu kadar emek verdiğim bir okumayı bir incelemeyle taçlandırmak istedim. “İbrahim şöyle diyecek olsaydı: Hiçbir şey bilmiyorum, yalan söylemiş olurdu. Bir Şey diyemez çünkü bildiğini söyleyemez.” (s. 150) Bu kitapta İbrahim’in neden konuşamadığı, trajik kahraman ile İbrahim arasındaki fark ve etiğin açıklayamadığı o paradoksal tekillik olmak üzere üç farklı tema baskındı. Kitap ana eksende İbrahim’in neden konuşamadığı sorusuna odaklanıyor. Kierkegaard bu susma eylemini basit ve zarif bir suskunluk ya da şiirsel bir kapalılıktan öte bir imkânsızlık olarak sunuyor. İbrahim’in neden açıklanamaz bir figür olduğunu göstermeye çalışıyor. Metinde bu düşüncesini yer yer bazen keskin ifadelerle dile getiriyor: “İbrahim susar çünkü konuşmaktan acizdir.” (s. 84). Hatta başka bir yerde: “Çok şey der de bir tek şey bile diyemez.” (s. 144) diyerek İbrahim’in sessizliğini, psikolojik bir susma değil de söylenebilir olanın sınırına gelmiş bir dilsizlik olarak nitelendiriyor. Estetik birey (kahraman figür); bazen birini korumak, incitmemek ya da bir aşkı kollamak için susabilir. Ama İbrahim’in sessizliği bu türden bir gizlilik değil ortak dile çevrilemeyen bir paradoksun sonucu. Bu yüzden trajik kahraman ağlayabilir, anlatabilir, teselli bulabilir ama İbrahim konuşsa bile yine de asıl söylemesi gereken şeyi söyleyemez. Kitabın trajik kahraman ile İbrahim ayrımına odaklandığı kısımlar en etkileyici teması. Kierkegaard’ın İbrahim’i trajik kahraman yerine etiğin sınırlarını aşan
Felsefe
Korku ve TitremeSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 20152,256 okunma
8/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2026 00:49
William abimizin kaleminden dökülen her duyguyu ve her hali dizelerinde taşıyıp ahenkle anlatan 154 sonelik bu şiir kitabımız 126 sonesi sarışın soylu bir abimize geri kalan sonelerde esmer bir ablamıza yazılmış ama bence sarışın abiye yazdığı soneler daha ekmekli olmuş o bariz yani şiir severlerin kesinlikle okuması gereken bir dünya klasiğidir bizim için adam o kadar yazmış okunur
SonelerWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,1bin okunma
Reklam
Reklam