173- Güneş batarken namaz kılmamak gerektiği
174- Boğa, aslan, kartal suretinde meleklerin var olduğu iddiası
175- Cebrail’in 600 kanadına ilişkin açıklamalar
172. Hem Rabbin, Âdemoğullarından yani bellerinden zürriyetlerini alıp çıkarıp da onları kendilerine karşı tanık tutarak, "Rabbiniz değil miyim?" diye şahit gösterdiği zaman, "Belâ: Evet dediler, şahidiz." Kıyamet günü, "Bizim bundan haberimiz yoktu." demeyesiniz.
173. Yahut, "Ancak önceden atalarımız Allah'a ortak koştular, biz ise onlardan sonra gelen bir nesil idik. Şimdi o batıl dini, asılsız inancı kuranların yaptıkları yüzünden bizi helâk mi edeceksin?" demeyesiniz...
174. Ve işte biz ayetleri böyle ayrıntıları ile anlatıyoruz ve gerektir ki dönsünler.
Al-i İmran 173:Onlar (Allah ve Resûlü'ne bağlanmış öyle kimselerdi) ki halk kendilerine: "(Düşmanlarınız olan) insanlar size karşı ordu topladılar, o halde onlardan korkun." deyince, bu (söz) onların imanlarını artırdı da: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!" dediler (ve sefere çıktılar).
Michel de Certeau, mekânı kullanmak [/mekâna uğramak]
"çocukluğun coşkun ve sessiz deneyimini tekrarlamaktır: Yerde
[/yer söz konusu olduğunda], öteki olmak ve ötekine geçmektir"
(s. 164) diye yazmaktadır. Çocukluğun coşkun ve sessiz deneyimi ilk seyahatin deneyimidir, [yani] farklılaşmanın ezelî deneyimi olarak doğumun, mekânın ilk kullanımı olarak yürüme deneyiminde ve kendi imgesiyle ilk özdeşleşme olarak aynanın deneyiminde tekrarlanan, kendini kendi olarak ve öteki olarak tanılamanın deneyimidir. Her anlatı çocukluğa dönmektedir. "Mekân anlatıları" ifadesine başvurduğunda Certeau hem yerleri "geçen" ve
"düzenleyen" anlatıları ("Her anlatı bir seyahat anlatısıdır.."s. 171)
hem de anlatının yazılmasıyla tesis edilen (".. okuma, bir işaretler sisteminin -bir anlatının- tesis ettiği yerin kullanımı tarafından üretilen mekândı" s. 173) yeri kast etmektedir.
Yerler ve yer-değiller arasındaki ayırım yerin mekâna olan karşıtlığından geçmektedir. Michel de Certeau ise yer ve mekân kavramlarının burada zorunlu bir ön şartı tesis eden bir analizini sunmaktadır. Kendi adına, "yerleri" "mekânlarla", "yerleri""yer-değillerle" karşılaştırdığı gibi karşılaştırmamaktadır. Onun için mekân
"kullanılan bir yer", "hareketli şeylerin bir kesişmesidir": Şehircilik tarafından geometrik olarak 'yer’ diye tanımlanan sokağı mekâna dönüştüren [orada] yürüyenlerdir. Yerin, belirli bir düzende birlikte var olan unsurların bütünü olarak ve mekânın bu yerlerin hareketli şeyin yerinin değiştirilmesi üzerinden canlandırılması olarak bu paralelleştirilmesine, onun terimlerini netleştiren çok sayıda gönderme eşlik etmektedjr. İlk gönderme (s. 173) Phénoménologie de la perception adlı eserinde "geometrik" mekândan, esasen
"bir ortamla irtibatlı olarak" konumlandırılan bir varlığın dünyasındaki bir ilişki deneyiminin yeri olan, "varoluşsal" mekân olarak
"antropolojik mekânı" ayıran Merleau-Ponty' yedir.