Resulullah (s.a.v) şöyle dua ederdi: "Ey kalpleri (dilediği tarafa) çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerinde sabit kıl." ¹ Ashab-ı Kiram: “Siz de kalbinizin çevrilmesinden korkuyor musunuz?” diye sorduklarında; Efendimiz: "Beni bundan ne emin edebilir ki. Kalpler, Allah-u Teala'nın iki kudret parmağı arasındadır. Dilediği şeklide çevirir."² buyurmuştur. ________________________ ¹ Tirmizî, Deavat, 89, 124 İbn Mace, Mukaddime, 13. ² Müslim, Kader, 17; İbn Mace, Mukaddime, 13; Dua, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 182; VI, 251, 302; Hakim, Müstedrek, IV, 321; Beyhakî, Şuabu’l-iman, I, 475
Sayfa 497 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Beyt Gönlün bildiği şeyler yaratılan şeylerdir. Dudaktan çıkanlar ise sözlerdir. Ben gönül ile seni nasıl bileyim ve dil ile seni nasıl tarif edeyim. "Senin güçlü olan Rabbin onların vasıflandırmalarından münezzehdir. Peygamberlere selâm olsun. Alemlerin Rabbı olan Allah'a hamd olsun." (Saffat Suresi, 180-182)
Din
Reklam
Bir hadis...
“Kendi ayıbı, insanların ayıbını araştırmaktan kendisini alıkoyan, elindeki fazla suyunu ihtiyaç sahiplerine dağıtan ve gereksiz sözden dilini tutan kimseye müjdeler olsun." _____________________________ Tabarani, el-Kebir, II, 65; İbnu Ebi’d-Dünya, es-Samtü, No;44; Beyhaki, Sünen-i Kübra, IV, 182; Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, X, 229.
Sayfa 391 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Selam olsun bütün peygamberlere! Saffat /181 Her türlü yalnızca alemlerin Rabbi olan Allah'ın hakkıdır. Saffat/182
Din
Prof. A.J. Toynbee'nin (Türk Dili, Sayı: 182) bu konudaki görüşü şöyle: "1920'lerde Türk toplumu ya gelişecek ya da ölecekti . Her ne pahasına olursa olsun yaşamayı yeğlemiştir. Bunun­la birlikte Türkiye'de tek parti yolu, hiçbir zaman faşist­nazi-komünist tipi bir diktatörlük biçimini almamıştır."
Ebban b. lyaş’ın Enes b. Malik’ten rivayet ettiği bir hadis:
“Ey insanlar! Sanki dünyada ölüm, bizden başkasına yazılmış, sanki ibadet etmek, bizden başkasına vacip olmuş, sanki öldüğünü ilan ettiğimiz ölüler, sefere çıkıp, kısa bir süre sonra bize dönecek gibi, onları kabirlerine yerleştiriyor ve miraslarını yiyoruz. Sanki onlardan sonra bizler, ebedi olarak kalacağız gibi bütün öğüt veren şeyleri unuttuk. Bütün musibetlerden emin mi olduk? Kendi kusuruyla meşgul olması, insanların ayıplarıyla ilgilenmekten onu alıkoyan, harama bulaşmadan kazandığı malından infak eden, fakir ve miskinlere merhamet eden, fıkıh ve hikmet ehliyle beraber olan kimseler müjdeler olsun. Yine nefsinin kibrini kıran, ahlâkını güzelleştiren, içini ıslah eden ve insanlarda kötülüğünü bulaştırmayan kimselere de müjdeler olsun. Aynı şekilde ilmiyle amel eden, malının fazla olanını hayra sarf eden, dilini ihtiyaç olmayan boş konuşmalardan tutan, sünnetle yetinip bidatlara bulaşmayan kimseye de müjdeler olsun.“ __________________________ Ebu Nuaym, Hilye, III, 202; Bezzar, Müsned, No:3225; İbnu Asakir, Tarih, Cilt: 58, shf: 250-253; Beyhâki, Sünen-i Kübra, IV, 182. (Hadisin bir kısmı) Kandehlevi, Hayatu’s-Sahebe, V, 35.
Sayfa 317 - Semerkand Yayıncılık, 2. Baskı, Aralık 2003 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okudu
Reklam
Reklam