Resim 1. Çin İmparatoriçesi Cixi (慈禧太后).
1856 ile 1908 arasında Çin'i yöneten İmparatoriçe'nin geleneksel değerlerle modern dünyanın gerçekleri arasındaki tercihini, 1866 yılında çok gürültü çıkardığı ve imparatorların mezarlarını rahatsız ettiği için demiryolu yapımını yasaklamasından ve 1877 yılında yasak kalkınca da trenlerin atlar tarafından çekilmesini istemesinden anlayabiliriz. Batı'ya öğrenci göndermeyi de gene bu vizyonsuz İmparatoriçe durdurmuştur. Bunu Herkes Bilir Emrah Safa Gürkan
Yönetim
İsmail Ankaravî (Rusûhî), Kadızadeliler gibi dinde tasavvuf karşıtı püriten bir hareketin yükseldiği en tehlikeli dönemde Mevleviliğin entelektüel kalesi oldu. Yazdığı Mecmûatü'l-Letâif ve Matmûatü'l-Maârif (7 ciltlik dev Mesnevi Şerhi) o güne kadarki tüm şerhleri aşan bir şaheserdi. Ancak Ankaravî dışarıya karşı Mevleviliği savunurken, içeride çok ciddi bir tasfiye ve kıskançlık çemberindeydi. Kulekapı postu (şeyhliği) Mevleviliğin Pera'daki vitrinidir. Sırrî Abdi Dede, finansal gücüyle bu makamı kesin gözüyle beklerken Konya'daki Çelebi’nin dışarıdan Ankaravî’yi ataması, İstanbul'daki yerleşik derviş aristokrasisini sarstı. Kasımpaşa Mevlevihanesi’nin (1623) kuruluşundaki Venedik kerestesi ve Avrupa mermeri detayları, Abdi Dede'nin Konya'ya karşı bir "gösterişçi meydan okumasıydı". "Siz bana Galata’yı vermediniz ama ben kendi servetimle payitahtın en pahalı semtinde, Yenikapı'dan bile daha ihtişamlı bir merkez kurarım" mesajıydı bu. Konya’nın bu tek taraflı hamleye kızıp "Yıkın!" emri vermesi, tasavvufi teslimiyetten ziyade merkezi otoriteyi koruma refleksidir. Yenikapı Şeyhi Sabuhî Ahmed Dede’nin Sırrî Abdi’nin yanında durması ise tamamen Galata’nın (ve dolayısıyla Ankaravî’nin) İstanbul’da tek güç olmasını engelleme stratejisiydi. Ankaravî hem entelektüel dehasıyla hem de Konya'nın desteğiyle gelmişti; Yenikapı ve Kasımpaşa ise yerel elitlerin desteğine sahipti. 1866 yılında kurulan Meclis-i Meşayıh (Şeyhler Meclisi) ile tarikatlar devlet bürokrasisine bağlanınca, İstanbul'daki güç dengesi tamamen değişti. Konya uzak bir taşra merkezine dönüşürken, Yenikapı Mevlevihanesi sarayla, bürokrasiyle ve Meclis-i Meşayıh ile kurduğu organik bağlar sayesinde Mevleviliğin Asitanesi haline geldi. Yenikapı tayfası güç tekelini eline alınca, geçmişteki o 17. yüzyıl rekabetinin
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Honore Daumier, Don Quixote and Sancho Panza, 1866-1868
Metternich’in Viyana Kongresi (1815) ile kurduğu "Restorasyon" düzeni, tıpkı bugün bahsettiğimiz o küresel statüko gibi, zamanı durdurabileceğini ve devrimci dalgaları statik bir baskıyla bastırabileceğini sanıyordu. Ancak tarih, statik yapıların dinamik zekâlar ve toplumsal zorunluluklar karşısında ne kadar çabuk parçalandığının örnekleriyle dolu. Bismarck (Prusya) ve Cavour (Piyemonte) örnekleri, bugün tartıştığımız o "küresel sömürgeci/güvenlikçi" yapıların nasıl bir içsel ve dışsal baskı altında çatlayabileceğine dair çok önemli dersler veriyor. Metternich, Avrupa’yı "eski rejim" (ancien régime) kodlarıyla dondurmaya çalışırken, Cavour ve Bismarck sahneye "Realpolitik" ile çıktı. Cavour ve Bismarck, değerlere veya kutsal ittifaklara değil, somut güce ve sanayiye dayalı bir birleşmeyi savundu. Metternich’in temsil ettiği Avusturya-Macaristan’ın o hantal, çok uluslu ve feodal yapısı; önce Garibaldi ve Cavour ardından Bismarck’ın modern, sanayileşmiş ve milliyetçi Prusya disiplini karşısında Sadowa’da (1866) çöktü. Bu, bugünün "hantal ve bürokratik" Batı bloklarının, enerji ve teknoloji tabanlı yeni güç odakları karşısında yaşayabileceği sarsıntıya çok benziyor. Almanya ve İtalya’nın siyasi birliğini sağlaması, Avrupa’daki güç dengesini kökünden sarstı. Fransa (III. Napolyon)'nın Bismarck karşısında aldığı ağır yenilgiyle (Sedan), kıtadaki mutlak hakimiyetini yitirdi ve içsel bir istikrarsızlığa sürüklendi. Britanya, "Muhteşem Yalnızlık" (Splendid Isolation) politikasını terk etmek zorunda kaldı. Çünkü artık karşısında denizlerde ve sanayide kendisini tehdit eden devasa bir kara gücü (Almanya) vardı. O dönemin "kırılgan enerji bağımlılığı" kömür ve demirdi. Bismarck, bu kaynakları kontrol eden bir gümrük birliği (Zollverein) üzerinden prenslikleri birbirine
1000Kitap
Padişah Abdülaziz Han'ın tahttan indirilme fetvasını imzalayan da ne gariptir ki Topkapı Mevlevihanesi (O dönem ki Mevlevî Asitanesi sayılıyordu) Şeyhi Osman Selahaddin Dede tarafından imzalanmıştı. Abdülaziz Han tarafından Şeyhülislamlığa bağlı olarak 1866 yılında resmi olarak kurulan Meclis-i Meşayih'in ilk reisi de Osman Selahaddin Dede idi. Tarikat merkezlerinin İstanbul'a getirilmesi fermanının altında imzası bulunanlardandı.
Alıntı
Hafi zikir yapan tarikatlar arası Derviş geçişkenliği 1826 yılına dek olağan biçimde sürdü. Ancak 1826 yılında kapatılan Bektaşi tarikatı ve yan kollarının dervişlerinin diğer tarkatlara katılması olağan biçimde süren tarikat düzenlerini değiştirdi. 1866 yılında Abdülaziz Han'ın emriyle resmi olarak kurulan Meclis-i Meşayıh, bu durumu düzeltmek için çareler aradı, ancak kadim Tarikatların merkezlerinin İstanbul'a taşınma mecburiyeti bile bu durumu çözmedi. Bektaşilik etkisi bütün tarikatların kurallarını farklılaştırdı. Cehri zikir yapan tarikatlar çok farklı enstrümanları zikirlerinin içine dahil ettiler.
Tasavvuf