Kıbrıs meselesi Türkiye için 1950'de aniden gökten inmedi. 1878'de Rus tehdidine karşı adanın geçici olarak İngiltere'ye kiralanması ve ardından 1881'de İngilizlerin adada yaptığı ilk resmi nüfus sayımıyla birlikte, Osmanlı Hariciyesi adadaki nüfus dengelerini ve Türk varlığını her an takip etti. Lozan’da (20. ve 21. maddeler) adanın İngiltere’ye ilhakı çaresizce tanınmış olsa da Ankara, adadaki Türklerin mülkiyet ve vatandaşlık haklarını her zaman diplomatik bir koz olarak masada tuttu. Dolayısıyla Zorlu dönemi, sıfırdan bir dava yaratma dönemi değil; zaten var olan ama jeopolitik nedenlerle "uyuyan" bir dosyanın, şartlar olgunlaşınca raftan indirilmesidir. Menderes hükümetinin Kıbrıs politikasını, içerideki çöküşten bağımsız okumak imkansızdır. DP, 1957 seçimlerinde meclis çoğunluğunu korusa da oyları %57'den %47'ye geriledi ve psikolojik üstünlüğü kaybetti. 4 Ağustos 1958'de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ağır devalüasyonlarından biri yapıldı. Dolar 2,80 TL'den 9,00 TL'ye fırladı. Dış borçlar ödenemez hale geldi ve IMF kapısına ilk kez gidildi. Ekonomik enkazı ve toplumsal muhalefeti bastırmak için Vatan Cephesi kuruldu, radyo ilanlarıyla yapay bir kutuplaşma yaratıldı. Hemen ardından da muhalefeti ve basını tamamen susturmayı amaçlayan Tahkikat Komisyonları devreye sokuldu. Böyle bir iç siyasi cehennemde, Kıbrıs meselesi Menderes için adeta bir can simidi oldu. Londra ve Zürih müzakereleri, içerideki ekonomik perişanlığı ve antidemokratik uygulamaları perdelemek, milliyetçi algıyı konsolide etmek için "Ya Taksim Ya Ölüm" mitingleriyle iç politikaya malzeme edildi. Emperyalist güçlerin sömürgelerini boşaltması, onların "iyilikseverliğinden" değil, küresel güç dengelerinin zorlamasındandı. 1956 Süveyş Krizi'nde ABD ve SSCB, İngiltere ile Fransa’ya haddini
1000Kitap
Henry David Thoreau Henry David Thoreau (r. 12 Temmuz 1817 in Concord, MA 6 Mayıs 1862 Tamze) - Amerikalı yazar, şair ve transandantalist filozof. Yaşam çizgisi Thoreau, kalemci John'un oğlu, Fransız göçmenlerin soyundan gelen Thoreau ve D. Cynthia. Dunbar doğdu ve hayatının büyük bir kısmını Concord, Massachusetts'te geçirdi. 1837 yılında Harvard Üniversitesi'nden mezun oldu ve Concord'da devlet okulu öğretmeni oldu. Kısa süre sonra Ralph Waldo Emerson ile arkadaş oldu. 1836 ile 1843 yılları arasında Transandantalist Kulübü'nün en önemli üyelerinden biriydi. \n1840-1844 yılları arasında Thoreau, R.W. Emerson, Th. Parker ve Margaret Fuller ile birlikte şair ve deneme yazarı olarak giriş yaptığı Kulübün resmi organı The Dial'ı yayınladı. o anarkoprimitizmin timsaliydi. Sivil itaatsizliği güce karşı mücadele ve doğal çevreye saygı için destekledi (esneklikçi biriydi). Aynı zamanda köleliğe karşı çıkan ve ABD yasalarını yasallaştıran ateşli bir kölelik karşıtıydı. 1845 yılında, Concord ormanlarında bulunan Walden Pond üzerinde inşa ettiği bir kulübeye taşındı. İki yıllık yalnızlığı boyunca, en ünlü eseri Walden'ı yazdı, İngiliz aktivistlere örnek oldu, daha sonra İşçi Partisi'nin kurucuları. Tüberkülozdan öldü. Bir aile kurmadı. Çalışmalar 1849: Concord ve Merrimack Nehirlerinde Bir Hafta 1849: Sivil İtaatsizlik Görevinde - makale 1854: Massachusetts'te kölelik 1854: Walden veya Woods'ta Yaşam - bir roman-günlüğü ve aynı zamanda bir kompozisyon koleksiyonu 1860: Obrona Kapitana Johna Browna (A Plea for Captain John Brown) 1863: Geziler (Geziler) 1863: İlkesiz yaşam (Prensipsiz yaşam) - kompozisyon 1864: Lasy Maine (Maine Ormanları) 1865: Cape Cod - bir seyahat günlüğü 1881: Wczesna wiosna w Massachusetts (Early Spring in Massachusetts) 1884: Lato (Yaz) 1882: Zima
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ebû Talha radıyallâhü anh şöyle buyurdu: Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, iki alaca koç kurban etti. Birincisinde “Bu, Muhammed ve Ehl-i Beyt’i içindir”; diğerinde, “Bu da bana iman eden ve beni tasdik eden ümmetim içindir” buyurdular. (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr) 12 Mayıs 2026 25 Zilkâde 1447 Fazilet Takvimi Mekteb-i Sultânî (Galatasaray Lisesi)'nin kuruluşu (1868) Fransa'nın Tunus'u işgali (1881) Hemşirelik Haftası (12-18 Mayıs)
Fazilet Takvimi
Şu bir gerçek ki, güzel ruhlar yalnızca melankolikler ve hassas olanlar arasından çıkıyor; bu Marchenoir ise şeytan kadar sert!Léon Bloy, Le Désespéré, 1881
Alıntı
Salih Bozok d. 1881-ö. 1941
ATA'NIN ÖLÜMÜYLE DÜNYAM YIKILDI Maddi manevi hiç bir kuvvet, hiç bir mucize artık O'nu kurtaramayacaktı. Saraya uykuda yürüyen adamlar gibi gelip gidiyordum. O günlere ait hiç bir hatıramı tesbit emeye muvaffak olamadım. Birisi belki adımı sorsa cevap verecek halde değildim. Yalnız Atatürk'ün öldüğü günü hiç unutamıyorum. Hekimler büyük ölünün odasından çıktıkları zaman yüzüm kimbilir nasıl korkunç bir hal almış ki operatörü Mim Kemâl Bey telâşlanarak : «Nereye gidiyorsun?» diye sormaya mecbur oldu. «Hiç, dedim, gidiyorum. İşim bitti artık» Fakat M. Kemâl Bey bırakmadı. Kolumdan tutarak aşağıya kadar indirdi. Kalbim iki değirmen taşı arasına düşmüş bir buğday tanesi olsa, ancak bu kadar ezilirdi. Ne ağlayabiliyor, ne konuşabiliyor, ne de konuşulanları anlıyordum. Bir ara büsbütün kendimden geçmişim. Odadan deli gibi fırladım. «Nereye!» diye arkamdan koştular. «Şimdi geliyorum!» dedim. Fakat bundan sonrasını hiç ama hiç hatırlamıyorum. Gözlerimi açtığım zaman kendimi hastanede buldum. Tanıkların notu : Evet, Salih Bozok kendisini hastahanede bulmuştur. Çünkü Atatürk öldüğü an odasına girmiş ve o büyük adamın ellerini öpmek suretiyle ona veda ettikten sonra aşağı kata inerek boş bulduğu muhafız kumandanı İsmail Hakkı Tekçe’nin odasına kendisini atmıştır. Birkaç saniye sonra mezkûr odadan 'bir silâh sesi işitenler kapıyı açıp da içeri girdikleri zaman onu kanlar içinde yerde bulmuşlardır. Tabancasından kalbine sıktığı bir kurşun onu yere yıkmıştı. Hep Atatürk'ün Yanında Yaveri Atatürk'ü Anlatıyor Gazi'nin yanı başındaki en güvenli liman, siper arkadaşı ve sadakatin timsali Salih Bozok. Aramızdan ayrılışının yıl dönümünde saygıyla..
Alıntı
Doğan Acvıoğlu'nun "Türkiye'nin Düzeni" adlı eserinde Osmanlı'nın ekonomik düzenini şu şekilde aktarıyor; "Saray erkanı, (II.Abdülhamid dönemi) demiryolu, tramvay, elektrik ve gaz tesisleri imtiyazlarını yabancı şirketlere peşkes çekerek büyük kârlar sağlamışlardır." 1854'de Kırım Savaşı'yla birlikte Osmanlı 42 kez borç almıştır. Bu borçların 13'ü II. Abdülhamid döneminde alınmış, Muharrem Kararnamesiyle 20 Aralık 1881 mali iflas ederek Düyun-ı Umumiye İdaresi kurulmuş, vergiyi yabancı güçler toplamıştır. Yani devlet içinde devleti oluşturulmuştur II.Abdülhamid yönetimi. Yine 1571 de Venedik'ten aldığımız Kıbrıs Adasının 307 yıl sorna 4 Haziran 1878'de İngiltere'ye koşulsuz vermiştir. 1897'de Osmanlı-Yunan savaşında, Türk ordusu Yunanı yenmiş ancak yabancı devletlerin II. Abdülhamid'i tehdit etmesiyle askerî zaferle savaştan çıkan Türk ordusunun galibiyeti diplomatik mağlubiyetle sonuçlanmıştır. II. Abdülhamid 33 yıllık padişahlığı döneminde 1876-1909 arasında 1 Milyon 806 km² toprak kaybetti. Bu Türkiye'nin 2 katıdır. (Türkiye Cumhuriyeti 783.562 km²) Bu tabloya bakınca acaba Cumhuriyetin ilk döneminde ki sert eleştirlerin büyük haklılık payı yok mudur?

Poyraz

@Diagrotes_Kantaire
·
"Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in İzmir’in Ödemiş ilçesindeki söylevi de iktisadi alandaki Türkleştirme uygulamalarının göstergelerinden biri niteliğini taşımaktadır. Esat Bey, Cumhuriyet Halk Fırkası üyesi olmasının gerekçelerinden birinin bu fırkanın, ülkenin maddi ve manevi varlıklarını, yabancıların elinden toplayarak Türk ulusuna teslim etmesi olarak göstermiştir. Yakın zamana kadar demiryollarında ve vapurlarda ülkenin bütün ekonomik işletmelerinde, egemenliğin Türk olmayanların kontrolünde bulunduğunu, bu tabloyu Cumhuriyet Halk Fırkasının değiştirdiğini öne sürmüştür. Önceden yabancıların hükmü altında amelelik yapan Türklerin bağ, bahçe ve mülk sahibi konumuna geldiğini söylemiştir. Yine fırkanın esasen efendi olan Türk ulusuna mevkisini iade ettiğini açıklamıştır. Bu yurdun efendisinin Türkler olduğunu, öz Türk olmayanların, Türk ülkesinde yalnızca hizmetçi, köle olmaya haklarının bulunduğunu ifade etmiştir(Hakimiyeti Milliye, 19 Eylül 1930, s.3. )." Bir Türkçünün Cumhuriyeti syf - 68 gastearsivi.com/gazete/hakimiye...
Türkçülük