Mohandas Karamçand Gandi
Yıl 1893. Güney Afrika'dayız. Pretoria'ya giden trenin birinci mevki kompartımanında genç bir adam var. Hukuk tahsilini Londra'da yapmış. Etrafındakilerden saygı görmeye alışık vakur ve içine kapalı bir genç. Hintliden çok Avrupalı. Milliyetini gösteren yalnız başındaki sarıkla, derisinin rengi. Bu sakin delikanlıyı yakasından yakalayıp tarihin girdabına fırlatan, bir kondüktörün eli. Esmer olduğu için trenden atılan genç avukat mezelletin (alçalmanın, bayağılaşmanın) ne olduğunu o yolculukta öğrendi. Tokatlandı, tekmelendi, otellerden kovuldu. Acılar eriiti o elmasın cürufunu (dışığını). Bir vicdanla bir imparatorluk arasındaki cenk o gün başladı. Bir yanda, dövüşmekten çok dua etmek için yaratılmış narin Mohandas... Ötede, topları tüfekleriyle koca bir imparatorluk.
Sayfa 410·Kitabı okudu
Gerçekten de orta sınıftan, okulda spor yapan kızların çoğunun "kariyeri" evliliktir. Bu kadınlar büyük kentlerin yeşil banliyölerine yerleşirler. Hizmetçi, temizlikçi, aşçı ve dadı tutacak olanakları vardır. Kocaları trenle çalışmaya kent merkezine gider, onları boş zamanlarını değerlendirebilecekleri etkinliklerle baş başa bırakırlar; bu etkinlikler arasında tenisle golf önde gelir. Golf kulüpleri banliyölerde toplumsal ağın ayrılmaz bir parçası haline gelir, sayıları 19. yüzyılın sonunda hızla artar. Örneğin, Londra'nın kuzeyindeki Stanmore Golf Club'ın, kuruluşundan beri, kadınlara ayrılmış özel bir parkuru da bulunan bir bölümü vardır. Yıllara bakıldığında, kadınlar bu kulübün üyelerinin dörtte birini ya da üçte birini oluştururlar. Kulüpte erkeklerin bölümüne bağlı olsalar da kendi içlerinde özerk bir konuma sahiptirler. 1893'te kurulan Ladies Golf Union, Lady Margaret Scott'ın üç yıl arka arkaya kazandığı Kadınlar Arası Şampiyonayı başlatır; Scott golfü erkek kardeşleriyle birlikte öğrenmiş, sonradan evlenmek üzere yarışmayı bırakmış, sıradışı bir oyuncudur. Golf güçten ziyade kesinlik ve ritmi yansıtan, esnek ve incelikli bir hareket ister.
Düzeltilen, Çalıştırılan, Yetkinleştirilen Beden/İşlenen Beden 19. Yüzyılda Jimnastikçiler ve Sporcular/Kadınlarda Spor·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
…Bu olay tarihe Yafta Hadisesi olarak geçmistir. Misyonerlerin Merzifon karargâhında bulunan "Sklostil" aletiyle basılan bu Türkçe yaftalar (bildiriler), 01 Ocak 1893'te Orta Anadolu'daki birçok şehir, kasaba ve köye gönderilmiş, 06 Ocak 1893 (25 Kânunuevvel 1308) Cuma gecesi cami ve kilise kapıları başta olmak üzere birçok yere aynı anda asılmış veya dağıtılmıştır. Bu bildirilerin bazılarında Sultan Abdulhamid'in sonunun geldiği, yakında Batı’dan bir gücün (ingilizlerin) gelerek tıpkı Hindistanda oldugu gibi ülkeyi ve Müslümanları kurtaracağı, bazılarında da Ermenilere karşı cihat ilan edileceği, mallarının vagmalanacagi ve hepsinin kalçtan geçirileceği gibi ifadeler yer alıyor ve altında da "Vatansever İslamlar Komitesi" ibaresi bulunuyordu. Böylece Ermenilerle Türkler birbirlerine karşı kışkırtılarak Batılı büyük devletlerin müdahalesi amaçlanmıştı. Osmanlı Arşivinde de, Lord James Bryce'in Garabed Tomayan'a (?) şöyle dediğine dair bir belge bulunmaktadır "Ermeniler itibar istiyorlarsa böyle olmaz. Bir büyük karışıklık çıkarmalılar: Kimileri asılmalı ve kimileri kesilmeli. Türklerle kavgaya tutuşmalı ki biz de o zaman işin içine girip onların amaçlarına ulaşmalarına yardım edelim." Robert Kolej'in kurucusu Cyrus Hamlin de "Ermenilerin Tehlikeli Bir Girişimi" başlıklı makalesinde bu olayların "ihtilalci Ermeni Hınçak Partisi" tarafından tezgahlandığını, bu partinin önde gelenlerinden birinin kendisine "Ermenilerin Türkleri ve Kürtleri öldürmek ve köylerini yakmak için fırsat aradığını, sonra dağlara kaçacaklarını, bunun üzerine Müslümanların savunmasız Ermenileri katledeceğini, onların feryadına büyük devletlerin kayıtsız kalmayacağını ve tıpkı Bulgaristan'da olduğu gibi Ermenileri de hürriyetlerine kavuşturacaklarını söylediğini" ve "bunun aptalca bir hesap"
Sayfa 196·Kitabı okudu
"1893 yılında İstanbul'daki kolera sırasında Üsküdar, Gedikpaşa ve Tophane'de üç tebdirhane kurulmuştur. Böylece en yararlı koruyucu sağlık hizmetlerinden biri olan dezenfeksiyon Osmanlı'da uygulanmaya başlanmıştır."
Sayfa 45 - Bilge Kültür Sanat Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tüm zamanını alan Sherlock Holmes karakterini karısının hastalığının sorumlusu olarak görüyordu. Karısıyla daha fazla vakit geçirebilseydi hastalığının belirtilerini önceden görebileceğini düşünüyordu. Tedavi için İsviçre'ye gittiler. Reichenbach Şelalesinin bulunduğu bölgeyi gezdiler. Engin genişlikteki şelalenin dibinde fokurdayan sularla buzlar birbirine karışıyor, anaforu andiriyordu. Bu görüntü Doyle'u o kadar etkilemişti ki artik kurtulmak istediği Sherlock Holmes'u öldürmenin yolunu böylece buldu. Nihai Sorun adındaki öyküsü 1893'de The Strand Magazine 'de yayımlanacaktı. Nihai Sorun'da Sherlock Holmes bas düşmanı Moriarty ile ölümüne dövüşürken ikisi birlikte Reichenbach Selalesinden aşağı yuvarlanır. The Strand Magazine'in editörü Doyle'a bir kez daha düsünmesi için yalvardı çünkü Sherlock Holmes'un ölümü dergi icin felaket demekti.
Sayfa 224·Kitabı okudu
İngilizlerin 2 Eylül 1898'de Umm Durman savaşında kullandıkları dünyanın ilk makinelı tüfeği bir Amerikan yahudisi olan Hıram Maxim'in icadıdır. Maxim 1840'ta ABD'de Sangewrville'de doğdu. Küçüklüğünden beri mekanik olan her şeye ilgi duymuştu. İlk icadı fare kapanıdır. Hıram'ın imal ettiği kapan, fareyi yakaladıktan sonra yeni bir fare yakalamak üzere otomatik olarak yeniden kuruluyordu. İleri yaşlarda pekçok icadın patentine sahip olan Maxim, 1881'de Paris sergisini gezerken bir İngiliz ona "çok para kazanmak istiyorsan öyle bir şey icat et ki, Avrupalılar birbirini daha kolay boğabilsin" demişti. Hı­ram Maxim bu uyarı üzerine Londra'ya taşınarak Hatton Garden' e yerleşti. Hıram Maxim burada küçük bir fabrikada dakikada 666 atış yapabilen tek namlulu bir piyade tüfeği geliştirdi. Ayrıca bu tüfekte kullanılacak dumansız barut icat etti. Her merminin tepme gücü, kovanın dışarı atılmasını ve yeni merminin yuvaya sürülmesini sağlıyor­du. Yeni silah ilk kez 1885'de tanıtıldı. 1891'de İngiliz ordusunda kullanılmaya başlana­cak bu olağanüstü silahı görmek için, içlerinde Galler prensinin de olduğu birçok kişi Hatton Garden'deki küçük fabrikaya koştu. Yaklaşık yüz piyade tüfeğinin ateş gücüne sahip silah, hem şimdiki Zimbabwe'de, Matabele Savaşı'nda (1893-94), hem de Güney Afrika Boerler Savaşı'nda İngiliz ordusu tarafından kullanıldı. Matabele'deki bir muharebede, sadece 50 İngiliz kolani askeri, 5000 Matabele savaşçısını dört adet Maxim'le püskürtmeyi başar­mıştı. Bu silahı İngilizlerden hemen sonra ordularına dahil eden ülkeler arasında, Avusturya, İtalya, Almanya, İsviçre ve Rusya vardı. 1905'e gelindiğinde ise Maxim otomatik makinalı tüfeği, 19 farklı ordu ve 21 donanma tarafından kullanılıyordu. Hıram'ın buluşu olan "makineli tüfek" gençliğinde