Puan vermedi·80 syf.··
2022 91. kitabı
Gençlerle Başbaşa, Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’in (1893-1967) en bilinen ve en çok okunan eseridir. 1949’da yayımlanan kitap, yazarın gençlik üzerine verdiği konferanslardan derlenerek genişletilmiş, gençlere yönelik babacan bir nasihatname (rehber) niteliğindedir. Küçük hacimli (yaklaşık 80 sayfa) olmasına rağmen Türkiye’de defalarca basılmış, Milli Eğitim Bakanlığı’nın “100 Temel Eser” listesine girmiş ve öğretmenlere de tavsiye edilmiştir. Ali Fuad Başgil, Samsun’un Çarşamba ilçesinde doğmuş bir hukukçu, anayasa profesörü, siyasetçi ve düşünürdür. Paris’te hukuk eğitimi almış, İstanbul Üniversitesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapmıştır. Cumhuriyet dönemi aydınları arasında Osmanlı mirasını modern döneme taşıyan, liberal ve muhafazakâr değerleri harmanlayan bir isim olarak öne çıkar. Kitap, onun akademik birikimini, hayat tecrübelerini ve gençlere karşı duyduğu sorumluluğu yansıtır. Kendisi eseri “fikrî çalışma atölyesinin genç ve tecrübesiz çırakları için bir rehber” olarak tanımlar. Eser 7 bölümden oluşur: 1 Muvaffak Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları — Tembellik, kötü arkadaş ve kötü örnekler. 2 Muvaffak Olmanın Şartları — İrade, disiplin, sabır. 3 Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerindeki Tesiri — Karakter eğitimi ve irade terbiyesi (teorik bölüm). 4 Muvaffakiyet (Başarı). 5 Verimli Çalışma. 6 Çalışma Hayatının Kanunları. 7 Muvaffak (Başarılı) Olmanın Kanunları. Başgil, gençlere hitaben samimi ve motive edici bir üslupla konuşur. Başarının sadece zekâyla değil, azim, irade, disiplin ve ahlak ile mümkün olduğunu vurgular. Zekâ ilmin kaynağı, irade ise amelin (eylemin) kaynağıdır der. Bilgi yetmez; irade ile uygulanmalıdır. Ana Temalar ve Mesajlar Tembellik ve Kötü Alışkanlıklar: Başarının en büyük düşmanı tembelliktir. Fedakârlık şarttır; uykudan,
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
8/10
·48 syf.··
2026 11. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 04:35
Nabizade Nazım bir Osmanlı aydını ve şehirlisi olarak Antalya’nın Kaş bölgesine askeri bir görev için gitmiştir. Burada Osmanlı devleti tarafından kendisine bölgenin topografyasını ölçmesi görevi verilmiştir. Bununla birlikte Nabizade Nazım Demre yöresinin Beymelek köyü ahalisinin kültürünü yakından gözlemleyerek Antalya’nın Yörük geleneklerini bu romana yansıtmıştır. Karabibik romanı bu yönüyle Türkiye tarihinde ilk köy konulu romandır. Nabizade Nazım edebi anlayışında Osmanlı-Türk aydınlarının kendi gelişmişlikleri çevresinde toplumun genelindeki yoksulluğa ve cehalete kayıtsız kalmamanın bir gereği olarak kendisini realizmin içinde bulmuştur ve bu anlamda edebiyatta toplumsal realizmi savunur. Diğer yandan köylü edebiyatı yönüyle de natüralizmi vurgular. Bu romanda Karabibik adlı köylünün tarlasını verimli hale getirmek için borç para almayı planlayarak bir çift öküz satın almayı düşünüp geçim derdine düşmesi ve 30 yaşına gelmesine rağmen bir türlü evlenmemiş olan tembel, kilolu ve obur olan kızı Huri ile yaşadığı baba-kız ilişkisi toplumsal gerçekliği dışa vurmaktadır. Diğer yandan Karabibik’in Demre yöresindeki eğitimli gayrımüslim ahaliyi görüp kendi cehaletinden dolayı onlar karşısında kendisini ezik hissetmesi üzerine yaşadığı mahcubiyet de dönemin Osmanlı kırsal hayatında Türk toplumu sosyolojisini gözler önüne sermektedir. Karabibik aldığı borçla öküz sahibi olduktan sonra kızı Huri’nin Hüseyin adında biriyle evlenmesini sağlayarak onun mürüvvetini de görmüştür. Romanın yazarı Nabizade Nazım kemik veremine yakalanarak hayatını 31 yaşında kaybetmiştir. Vefat ettiği yıl 1893'tür.
KarabibikNabizade Nazım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202011,9bin okunma
Reklam
Anne Tanrı'ya inanıyordu baba inanmıyordu...
10/10
·600 syf.··
2026 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 14:44
yazar hakkında HANS FALLADA 21 Temmuz 1893'te Almanya'nın Greifswald şehrinde doğdu. Asıl adı Rudolf Wilhelm Friedrich Ditzen olan yazar, l 920'de çıkan Der ]unge Goedeschal adlı ilk romanından başlayarak Hans Fallada takma adını kullandı. Altı yaşındayken ailesi Berlinıe taşındı. l 909ıda bir kaza geçiren ve ertesi yıl tifo olan Falladaının aldığı ağrı kesicilerle hayatı boyunca sürecek olan uyuşturucu sorunu başlamış oldu. Okula uyum sağlayamayan ve kendini yaşıtlarından soyutlayan Fallada birçok kez intihara teşebbüs etti. Yattığı sanatoryumda edebiyatla ilgilenmeye başladı. l 929ıda Suse Isselıle evlendi ve çeşitli gazeteler ile kitaplarının yayıncısı Rowohltıda çalışmaya başladı. Adını l 93lıde yayımlanan Bauem, Bonzen und Bombenı1e duyurdu. l 932ıde çıkan Kleiner Mann - Was Nun? büyük bir başa­ rı yakaladı ve Yahudi yapımcılar tarafından filme çekildi. Bu, yazarın l 935ıte Nazi Partisi tarafından tehlikeli yazarlar listesine alınmasına neden oldu. Maddi sıkıntılar çeken yazarın l 940ılara gelindiğinde uyuşturucu ile alkol bağımlılığı iyice artmıştı. Suse Ditzen'le boşandıktan sonra l 944ıte Fallada eski eşine bir el ateş etti. Silahı ele geçiren Suse Ditzen yazarın kafasına vurarak onu bayılttı ve polisi çağırdı. Fallada, Nazilerin akıl hastanesine kapatıldı ve burada şifreli bir şekilde, otobiyografik sayılabilecek romanı Der Trinkenı yazdı. Nazi Partisiınin dağılmaya başladığı 1944 kışında serbest bırakıldı. Morfin bağımlılığı yüzünden hastaneye kaldırılan Hans Fallada bugün en popüler kitabı olan Herkes Tek Başı­ na Ölür'ü bitirdikten hemen sonra, 1947'de hayata veda etti. *** Herkes Tek Başına Ölür 2.Dünya Savaşı yılları faşizmin, Hitler'in ,gestaponun doruk noktasında olduğu yıllar ...yahudilerden çok Alman halkının üzerindeki baskıları anlatan bir roman. Herkesin
Herkes Tek Başına ÖlürHans Fallada · Ketebe Yayınevi · 2024596 okunma
10/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 11:03
1813-1893 yılları arasında yaşamış Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevî Hazretleri’nin “Câmiu’l - Mütûn” adlı eserinin tercümesi ve şerh kısmı birlikte verilerek bilinmesi gereken gerekli i’tikad, elfaz-ı küfr, tashih-i a’mal ve benzeri mevzularla alâkalı hükümleri ve incelikleri öğreten ve her Müslümana son derece lüzumlu ve faideli olan temel bir din kitabı.
Din
Ehl-i Sünnet İ'tikadıAhmed Ziyâüddin Gümüşhânevî · Bedir Yayınevi · 1994108 okunma
Oz büyücüsü ve alegorik dünyasının ekonomik uzantısı(alıntıdır )
Puan vermedi·144 syf.··
2026 46. kitabı
Tarihçi Henry M. Littlefield’in Oz Büyücüsü hakkındaki 1964 yılında yayımlanan “Popülizm Üzerine Bir Kinaye” isimli makalesine göre de Oz Büyücüsü’nde bahsi geçen “Sarı Tuğlalı Yol” altın standardını temsil etmektedir. Doğu’nun Kötü Cadısı ise ABD’nin doğu kıyısında insanlar üzerinde kontrol sahibi olan bankerleri ve iş adamlarını. Yazıda, pas tutmuş Teneke Adam’dan örnek verilerek Dorothy’nin onu yağlayana kadar bir yıl boyunca aynı pozisyonda kaldığı hatırlatılır. Littlefield, Teneke Adam’ın paslanmış eklemlerini, Amerikan Endüstrisi’nde 1893 yılında yaşanan ekonomik resesyon (durgunluk) sonrasını temsil ettiğini açıklar. Korkuluk ise Kansas’taki çiftçileri sembolize etmektedir. Korkuluk’un beyne ihtiyaç duyması da çiftçilerin “aptal” oldukları iddiasına bağlanır. Korkak Aslan da dönemin ABD Başkanlığı için mücadele eden Dışişleri Bakanı William Jennings Bryan’ın eserdeki sembolüdür. Jennings, 20. yüzyıl başlarında altın ve gümüş standartlarının ateşli bir savunucusudur. Amerika'da 1880-1896 arasında fiyat seviyesinde %23’lük düşüş batıdaki çiftçilerin doğudaki bankalara borçlanmasına neden olmuştur. Fiyat seviyesinin düşmesi bu borçların gerçek değerini de artırmış, bu da bankaları zenginleştirip çiftçileri fakirleştirmiştir. O dönemin “popülist” politikacılarının konuya getirdiği çözümse bedava gümüş para dağıtmak olur. Esasında piyasada altın standardı geçerli olduğu için o değerli madenin miktarı ekonomideki para miktarını ve dolayısıyla fiyat seviyesini belirlemekteydi. Bu nedenle siyasiler gümüşün de paradan sayılmasını talep etmişlerdi. Bu sayede para miktarı artacak, fiyat seviyesi yükselecek, çiftçilerin borcunun gerçek değeri de düşecekti. Bu tartışma 1890’ların en önemli tartışması oldu. Gümüş dağıtılmasının önemli savunucularından birinin Willim Jennings
Oz BüyücüsüL. Frank Baum · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202218,1bin okunma
9/10
·230 syf.··
2026 20. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2026 14:23
Payot'yu ötekilerden ayıran çok önemli bir yanı var. İradenin eğitimi konusunda ne iyimser ne de kötümser. Son derece gerçekçi, çözüm odaklı ve irade mekanizmasına yönelik güçlü bir gözlemci. Değişimde kilit noktalardan birisi şu: * düşünceler * duygusal haller * eylemler Bu üçü daima birbirini etkiliyor, birbirine dönüşüyor. Sorun sadece birini değiştirmeye çalışmak. Üçünü koordine etmek ve üçünü de her ne olursa olsunlar bizim seçtiğimizi unutmamak gerekiyor. Eğer bu üçünü senkronize ederek eşzamanlı yavaş, düzenli, disiplinli ve sabırlı biçimde yönetemezsek benlik bütünlüğümüz parçalanıyor ve başarısız tutarsız oluyoruz. Kendimize yabancılaşıyoruz daha da çok. Etrafımızda ve kendi içimizde birçok acının kaynağı da bu dengesizlik hali değil midir? düşüncemiz başka, duygumuz başka ve eylemimiz bambaşka olduğu için ıstırap çekiyoruz. Geçerliliğini yitirmiş bazı önerme ve önerileri de bulunsa, Jules Payot'un 1893 tarihli bu eseri halen fazlasıyla güncel ve fazlasıyla bizlere sesleniyor. Mutluluğun da gerçek çabanın da aslında kontrolde ve mücadelede saklı olduğunu dile getirirken, asıl sıkıcı hayatın kontrolsüz yaşanan hedonist bir hayat olduğuna dikkat çekiyor. Yapı itibariyle çağının öğrencilerine sesleniyor olsa da hayatın sürekli bir eğitim, sürekli bir gelişim içinde ilerlediğini düşünürsek her zaman okunabilecek ve her zaman bir şeyler alınacak bir kitap. Jules Payot
Edebiyat
İrade EğitimiJules Payot · İş Bankası Kültür Yayınları · 202338,4bin okunma
Reklam
Reklam