Sence en büyük zaman kaybı nedir kendini başkalarıyla karşılaştırmak dedi köstebek “İşin doğrusu hep resim olsun istiyorum, birer ada gibiler, sözcüklerin denizinde onlara sığınabiliriz.” (s.8) “Tilki genellikle sessiz ve hayat onu incittiği için temkinli.” (s.9) “Maceraları baharda, bir an kar yağarken öbür an güneşin çıktığı bir zamanda geçiyor, hayat da biraz böyle – bir anda değişebiliyor.” (s.10) “‘Aslında herkes el yordamıyla ilerliyor.’ O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin.” (s.11) “‘Başarı ne sence?’ diye sordu çocuk. ‘Sevmek,’ dedi köstebek.” (s.19) “‘Çok sevdiğin bir söz var mı?’ diye sordu çocuk.Evet,’ dedi köstebek.Neymiş?’ ‘Başta başaramazsan biraz pasta ye.’ ‘Anladım, işe yarıyor mı peki?’ ‘Her seferinde.'” (s.21) “‘Sence en büyük zaman kaybı nedir?’ ‘Kendini başkalarıyla karşılaştırmak,’ dedi köstebek.” (s.24) “‘Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?'” (s.25) “‘Tanıdığım yaşlı köstebeklerin çoğu, keşke korkularımızı daha az dinleseydik, hayallerimize daha çok kulak verseydik diyor.'” (s.27) “‘Daha az korksak nasıl olurduk bir düşünsene.'” (s.29) “‘Sahip olduğumuz en büyük özgürlüklerden biri, olaylara nasıl tepki verdiğimiz.'” (s.35) “‘Anda nasıl yaşanacağını öğrendim.’
Duygu ve Düşünce
“(Yâ Muhammed,) hem kendi günahın, hem de erkek ve kadın müminlerin günahları için Allah’tan bağışlanma dile!” (Muhammed, 47/19.)
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
74 petrol krizi dış kaynakla ötelendi / 77’de tam kriz yaşandı.
Ecevit hükümeti iki yıl boyunca önceki iktidarın ağır ekonomik mirasıyla uğraştı. Beynelmilel sermaye çevreleri, hatta Ecevit’in dost bilerek destek için başvurduğu Avrupalı sosyal demokrat hükümetler, yeni kredi kanallarının açılmasının ön-koşulu olarak IMF ile standart bir istikrar politikası çerçevesinde anlaşmayı talep ediyor; hükümet ise, bunalımın faturasını emekçi sınıflara yıkan bu türden bir programı bir “siyasi intihar” olarak görüyor ve direnmeye çalışıyordu. Ancak iktidar, bunalım koşullarında uygulanabilecek bir “alternatif politika”ya ne kuramsal, ne de politik bakımdan hazır değildi. Dolayısıyla bir yandan IMF kökenli telkinlere kısmi (ve gecikmiş) ödünler veren; öte yandan ithalat tıkanmalarından ve piyasadaki genel kargaşadan kaynaklanan güçlükleri, fiyat kontrolleri ve polisiye önlemlerle karşılamaya çalışan çelişkili iktisat politikaları izlendi. Sonuç, yemeklik yağlardan benzine kadar uzanan bir dizi temel malda kuyruklar ve (malın cinsine göre değişen boyut ve biçimlerde) karaborsaların oluşması ve genel fiyat düzeyinin 1978’de yüzde 53, 1979’da yüzde 64 oranlarında artması oldu. 1977 sonunda Demirel hükümeti tarafından 17.50 TL’den 19.25 TL’ye çıkarılmış olan doların resmî kuru, Ecevit hükümetince 1978 Şubatında 25 TL’ye, 1979 Haziranında 47 TL’ye çıkarılıyordu. Böylece, 1946, 1958, 1970 yıllarındaki gibi istisnai bir operasyon sayılan devalüasyon, 1977’den itibaren her yıl, gerekirse birkaç kez başvurulabilecek olağan bir ayarlama haline gelmekteydi. Demirel ve daha sonra Ecevit hükümetlerince yapılan devalüasyonlar IMF tarafından yetersiz operasyonlar olarak değerlendirilmişlerdi; zira bunlar, standart IMF modelinin öğeleri olan, fiyatlar serbest bırakılırken ücretlerin ve tarımsal desteklemenin dondurulması ve toplam talebin parasal önlemlerle
74 petrol krizi kıvılcım oldu ama yangının büyümesinin nedeni Türkiye’nin zaten ithalata ve dış dövize bağımlı bir sanayileşme modeline sahip olmasıydı.·Kitabı okuyor
Alıntı
[*]فَاعْلَمْ اَنَّهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ [*]"Bil ki Allah'tan başka ilâh yoktur." (Muhammed Sûresi, 47:19. Ayet-i Kerime Meali)
Sayfa 208 - Rnk Neşriyat, İstanbul - 2023
Din
Görebildiğimiz kadarıyla Hazreti İbrahim, kendi inançlarını sağlamlaştırma çabasından başlayarak babasıyla, kavmiyle ve hatta Nemrut‘la mücadelesinde ağırlıklı olarak akli izah ve ikna yöntemine başvurmuştur. Bu yöntem, bazen kainatı hikmetle gözlemleme (En’âm,6/75-79), bazen sorularla düşündürme (Şuarâ, 26/69-82), bazen görsel deliller isteme ya da hazırlama (Bakara, 2/260; Enbiyâ, 21/56-66), bazen duygulara hitap etme (Meryem, 19/41-45), bazen de münazara ve cedel yoluyla (Bakara, 2/258) ortaya çıkmıştır. Yani Hazreti İbrahim, akla ve kalbe giden bütün yolları kullanmıştır. … Mücadelesinin sonunda kavmi onu ateşe attığında, âlemlerin Rabbi olan yüce Allah ateşe “ Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve selamet ol” buyurmuş (Enbiyâ, 21/69)ve onu kurtarmıştır. Ardından Hazreti İbrahim yaşadığı şehri terk etmiştir. Olayların bu aşamasını anlatan ayetler, onun ahlakının nasıl bir yüceliğe ulaştığını gösterir. Kimseyle kavga etmeden, kimseye küsmeden, alınganlık ve kişiselleştirme gibi çocukça davranışlara girmeden; tam aksine, babasına ve kavmine esenlik dileyerek, onlar için dua ederek oradan ayrıldığını görürüz (Meryem, 19/47-48; Şuarâ, 26/75-89; Saffât, 37/98-99). İşte Kur’an‘ın Hazreti İbrahim ile ortaya koyduğu insan modeli; dönüştürmek için bütün yolları deneyen, başaramadığında ise ne dönüşen olma rahatlığını seçen ne de kurban rolüne sığınan; aksine her koşulda sağlam bir karakter sergileyen örnek insandır.
Sayfa 51
Din
Allah Rahim’dir
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Hep beraber Allah’ın isimlerini anlamaya çalışıyorduk. Allah’ın isimlerini anlamak; Allah’ı, Allah’ın kendini tanıttığı gibi tanımaya çalışmak demektir. Bu yüzden Allah’ı tanımaya çalışırken Fatiha’daki isimlerle tanımaya başladık; ama Fatiha’daki isimleri anlamaya çalışmadan önce temel olan, öz olan, anlaşılması gereken, yaratılışın sebebi olan ismi; yani Allah’ın sevmesiyle ilgili olan Vedud ismini anlamaya çalıştık. Vedud isminin; seven, sevilmeyi isteyen, sevilmeye layık olan anlamına geldiğini söyledik. Sonra nüzul sırasına göre Fatiha’daki isimlere başladık. Fatiha tam olarak inmiş olan ilk suredir. Alak Suresi’nin ilk beş ayeti ilk inen ayetlerdir; ama tam olarak inen ilk sure Fatiha Suresi’dir. Bu yüzden işe Fatiha Suresi’yle başladık. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha ümmül kitaptır (kitapların anasıdır), Kur’an’ın özetidir, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah) buyurur. Kur’an’ın anlaşılması için önce Fatiha’nın anlaşılması gerekir. Biri Fatiha’yı öz olarak bilir, öğrenirse Kur’an’ı özetle anlamış olur. Bunun için biz de Allah’ı isimlerinden tanımaya çalışırken Fatiha’yla, Allah’ın Fatiha’daki isimleriyle tanımaya başladık ve önce onları kısaca öğrenelim, dedik. El hamdu lillâhi rabbil âlemin:(Fatiha /1) “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir.” Rabbimizi Fatiha’daki isimleriyle tanımaya çalışırken ilk önce bu ayette geçen, Hamid ismini, devamında Rab ismini, sonra da “er rahmânir rahîm”(Fatiha /2) ayetinde geçen Rahman ismini anlamaya çalışmıştık. Şimdi biraz da Rahim ismini anlamaya çalışacağız
Sayfa 113·Kitabı okuyor