(189)Ve göklerin de, yerin de mülkü Allah Teâla’nındır. Ve Allahü Tealâ her şeye hakkıyle kadirdir. (190)Şüphe yok ki göklerin ve yerin yaradılışında ve gece ile gündüzün ihtilafında elbette tam akıl sahipleri için açıkça deliller vardır. Sure-i Âli İmran
Sayfa 520 - Âli İmran suresi
اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ لَاٰيَاتٍ لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِۚ Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiblerine şüphesiz deliller vardır. [Âl-i İmran : 190] اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru. [Âl-i İmran : 191]
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
akıl sahipleri için!!!
akıl sahipleri için âyetler ve dersler vardır. Al i İmran, 190
Sayfa 140·Kitabı okuyor
Din
Çetin Altan'ın siz Nobel'i aldığınızda yazdığı bir yazı var, onu hiç unutmuyorum: "Bayrakların direklerini ne kadar yükseltir­ seniz yükseltin, bayraklar o ülkeden ilk kez Nobel almış yazar kadar görünemiyor dünyadan." demişti. Sizin pek çok kitabınız dünyanın pek çok diline çevrildi. Şimdi de bu Masumiyet Müzesi dizisi 190 ülkede yayınlanıyor. Çok da tanıtım yapıldı. Masumi­ yet Müzesi dizisi reklam panosu Nişantaşı meydanına hakimdi. Rahmetli Çetin Altan'ı saygıyla anıyorum. Onu söylediği zaman Çetin Altan, Türk askeri garnizon ve bölgelerinde çok yüksek di­reklere büyük bayraklar asma modası vardı, Çetin Altan, zekasını göstererek "edebiyat da bir bayraktır" demeye getiriyor. Benim babam yaşında olan Çetin Altan'ın, Yaşar Kemal'in ve Aziz Nesin'in dostluğunu kazanmış olmaktan gurur duyarım.
Sayfa 337 - YKY yayınları 2026
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
S.F.I.O.'nun "Section Française de l'Internationale Socialiste" in kısaltması olduğunu hatırlıyorum. 190 Sim Copans'nın caz programlarını hatırlıyorum. 191 "Cow-boy"un "sığır çobanı” anlamına geldiğini öğrendiğimde ne kadar şaşırdığımı hatırlıyorum. 192 Bisikletçi Louis Caput'yü hatırlıyorum. 193 Robespierre'in, sonradan albaylığa terfi eden jandarma eri Merda tarafından çenesinin kırıldığını hatırlıyorum. 194 "C'est assez, dit la baleine, j'ai le dos fin, je me önbellek à l'eau" ve "Racine boit l'eau de la fontaine Molière"yi görebiliyorum.
Sayfa 50·Kitabı okudu
Hayata Dair
Roma'da bir kimsenin rüştünü kazanma yaşı 25'ti. Bu uygulama, İÖ 190 yılı dolaylarında çıkarılan Lex plaetoria adlı yasal bir düzenlemeyle yürürlüğe girdi. Roma toplumunda yirmi beş yaşını doldurmamış olanlara 'küçükler' denilmekteydi. Küçüklerin, hukuki ehliyet bakımından ergenliğe erişip erişmediklerine bakılıyordu. Bunun ikiye ayrıldığını görüyoruz: 1) Ergenliğe erişmemiş küçükler, 2) Ergenliğe ulaşmış küçükler. Roma'da fizyolojik olgunluğa erişme yaşı kızlarda 12, erkeklerde ise 14 olarak saptanmıştır. Bu görüşün yasayla belirlenmesi imparator Justinianus zamanında olmuştur. Roma'da, 0-7 yaş arasında çocuğun kendisini ifade etmekten yoksun olduğu kabul ediliyordu.
Sayfa 109
Toplum