Osmanlı'dan Cumhuriyet'e JANDARMA Timaş Ocak 2020 ist.
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Türk Jandarma Teşkilatlanması hakkında çalışılmış olduğu “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e JANDARMA : Kuruluş – Teşkilat ve Mücadele (1903-1938) muazzam bir ana kaynak eserdir. 3bölümden oluşmaktadır. 1.bölümü, Modern Jandarmaya Giden Yol, 2.bölümü, Savaş, mütareke-mücadele, Birinci Dünya Savaşı’nda Jandarma, 3.bölüm Cumhuriyet Devri Jandarma Teşkilatı olarak ana başlıklar üzerinde 137 yerli ve yabancı ve devlet arşivleri, resmi raporlar oluşturulmuş kaynak ve 6 adet resmi kurum arşiv 9 adet resmi yayınlanan evraklar 10 adet süreli yayınlar dergi ve gazeteler çok harika baş yapıt olarak özenle hazırlanmış mihenk taşı baş ucu eserdir. Bu alanda muazzam ana kaynak olan şahane eserde, erken dönemdeki Jandarma Teşkilatlanması ile başlıyor ardından Birinci Cihan Harbi, Mondors Mütarekesi ve Milli Mücadele Dönemi sonra da Türkiye Cumhuriyeti Dönemi’ne uzanan teşkilatlanma tarihi üzerine çalışılmış bir eserdir. Hele özellikle son sayfalarında ise harika kağıt ile basımı olan kuruluşundan günümüze Jandarma Teşkilatı’nın harika üniformaları da sergilenmektedir. Üstelik içinde ise muhtelif tablolar ve harika matematik cetveller de mevcuttur. Ana kaynaktır mihenk taşıdır.
Tarih
Osmanlı'dan Cumhuriyet'e JandarmaSüleyman Tekir · Timaş Yayınları · 202023 okunma
10/10
·224 syf.··
2026 22. kitabı
“1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” İşte Sabahattin Ali’nin kaleminden Kuyucaklı Yusuf eserinin ilk cümlesi… Daha ilk satırdan insanı içine çeken, sarsıcı bir başlangıç. İlk cümlesinde ölümle açılan bir romanın içinde daha neler yaşanacağını siz düşünün… Kitabı bitirdiğimde, yazarın bunca olayı sadece 224 sayfaya nasıl sığdırabildiğine gerçekten çok şaşırdım. Her sayfasını ayrı bir merak ve heyecanla okudum. Oldukça akıcı bir dile sahipti; özellikle betimlemeler sayesinde olaylar, kişiler ve mekânlar gözümde bir bir canlandı. Hiçbir yere tam olarak ait olamamış, sessizliğiyle konuşan Yusuf’un hikâyesi beni derinden etkiledi. Annesi ve babasının ölümüne şahit olan, buna rağmen dimdik durmaya çalışan bir çocuk… Kaymakam Salih Bey tarafından evlatlık alınmasıyla birlikte Yusuf’un hayatı bambaşka bir yöne evriliyor. Bundan sonrasında ise o evde gelişen olaylara, ilişkilerin kırılganlığına ve dönemin toplumsal düzenine şahit oluyoruz. Sabahattin Ali, bir yandan Yusuf’un iç dünyasını anlatırken bir yandan da toplumdaki çürümeyi, adaletsizliği ve güç dengelerini gözler önüne seriyor. Ne yazık ki çoğu zaman haklı olanın ya da ezilenin değil, parası ve gücü olanın söz sahibi olduğu bir düzenle karşılaşıyoruz. Kitapla ilgili konuşmak, tartışmak istediğim o kadar çok şey var ki… Ama spoiler vermemek için bu duyguma hâkim olmaya çalışıyorum. Mayıs ayında böylesine güzel bir eseri okuduğum için hem çok mutluyum hem de kitabın boğazımda düğümlenen o hüzünlü etkisini hâlâ taşıyorum. Benim gibi okumakta geç kaldıysanız, daha fazla beklemeyin derim. Siz Kuyucaklı Yusuf’u okudunuz mu? Yusuf’un sessizliği sizde nasıl bir iz bıraktı?
1000Kitap
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,6bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
7/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 16:57
Merhaba arkadaşlar. Jules Verne serüvenimiz kaldığı yerden devam ediyor. Dünyanın Hakimi (Efendisi) eserinde bizleri neler bekliyor. Hızlıca başlayalım. Bu eserde bizler özellikle hızlı arabaların konu edildiği bir döneme geçiyoruz. Kitap 1904 yılında yayımlandığı için araba bulmanın güç olduğu bir devirde adeta hızlı araçların gündeme getirilmesi bile Jules Verne’nin düşünce gücünü açığa çıkarıyor. Bu defa Amerika’ya uzandığımız eserde bizler Carolina – Morganton'a konuk oluyoruz. Burada insanlar yüksek ses nedeniyle uykularından uyanırken aynı zamanda da Great Eyrie adındaki bir dağdan gelen parlak ışıklara şahit oluyorlar. Hemen Washington emniyetinden Müfettiş Strock da görevlendirilir bu konuda ve detaylara bakmak için harekete geçer. Onun göreve gelmesi sonrası çok hızlı bir araba yanında aynı şekilde bir gemi, uçak ve denizaltı da hikayeye dahil oluyor. Tam, bu hikaye nereye gidiyor diye sorgularken bir de gizemli diyebileceğimiz ‘Ulusa Sesleniş’ konulu diyebileceğimiz mektuplar ortaya çıkıyor. Kitaba devam ettiğimizde Jules Verne’nin çok farklı düşündüğünü, 4 farklı bölgedeki 4 farklı aracın 4 ayrı mesaj ama genelden baktığımızda da bir bütünlük içeren gönderme yaptığını gözlemliyoruz. Burada biraz ‘Biyoloji’ işin içine girdiği için 4 element olarak değerlendirme yapıldığını ve kitabın buna göre şekillendiğini ekleyelim. Ancak çok önemli bir detay var ki bundan mutlaka bahsetmemiz gerekiyor. FBI olarak bildiğimiz büronun öncü kuruluşu olan Soruşturma Bürosu 1908 yılında kurulurken Verne kitabı bundan birkaç yıl önce kaleme alıyor. Yani tamam teknolojik yenilikler hadi biraz beklenti biraz hayal gücüyle denk geldi diyebiliriz ama bu noktada bu kadar ufak ve önemli bir detayı es geçemeyiz. Verne bence yalnızca tahmin yürütmüyordu. Bildiği kısımlar da vardı.
Dünyanın HâkimiJules Verne · Alfa Yayınları · 2021185 okunma
Gençlik her zaman gençtir. Sadece Yaşlılık yaşlanır.
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 12:44
Bir Dilim Biftek - Jack London Giriş "Gençlik her zaman gençtir. Sadece Yaşlılık yaşlanır." Jack London 12 Ocak 1876'da San Francisco'da dünyaya geldi. Fakir ve geçinmek için zorlu şartlar altında çalışmak zorunda kalan Jack London, onun kitap okuma tutkusu sayesinde büyük bir unvana sahip oldu ve sayısız eserler bıraktı. London'ın hayatı çalkantılı süreçler yaşamıştır. Gençliğinde denizcilik ile uğraşmış ve bazı eserlerin ilham kaynağını buradan almıştır. Jack London'ın en önemli eserleri; Vahşetin Çağrısı (1903), Beyaz Diş (1906), Demir Ökçe (1908), Martin Eden (1909) Bu kitap, "Bir Dilim Biftek" ve "Meksikalı" adında iki ayrı hikayeden oluşmaktadır. İki boksörün hayat hikayelerinin önemli bir bölümüne yer verilmiştir. Bir Dilim Biftek Tom King, uzun yıllar boyunca boks yaparak geçimini sağlayan yaşlı ve tecrübeli bir boksördür. Evli ve iki çocuk sahibi olan Tom ailesine geçindirmek amaçlı bir boks maçına çıkmak ister. Eğer bu maçı kazanırsa büyük bir para ve hep arzuladığı bir dilim biftek yiyebilecektir. Fakat Tom artık yaşlanmıştır ve son zamanlarda boks yapmamaktadır. Zamanın en iyi boksörlerinden birisi olan Tom, profesyonelce hareket eder, saha içinde gaddar ve tecrübeli ancak saha dışında çok sakin ve ağır hareket etmektedir. Gençliğindeki kadar atik olmasa da, 'yaşın bitse de işin bitmediğini' kanıtlayan muazzam bir ring tecrübesine sahiptir. Tom boks maçına gitmek için üç kilometre boyunca yürür. Karşılaşacağı boksör azmin ve hırsın bir bütünü gibi ve gençliğin verdiği heyecan ile Sandel adında bir boksördür. Gençliğin ve tecrübenin karşılaşacağı bu amansız rekabet, iki hayatı da önemli derecede etkileyecektir. Eğer Sandel kazanırsa ününe ün katacak herkes onu nasıl önemli birini yendiğini
Edebiyat
Bir Dilim BiftekJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20213,119 okunma
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
George Orwell’in "1984" romanı, bireyin devlet aygıtı karşısındaki mutlak çaresizliğini ve hakikatin sistematik imhasını konu alan sarsıcı bir distopyadır. Yazarın bizzat şahit olduğu totaliter rejimlerin bir izdüşümü olarak kurguladığı evrende, "Büyük Birader" figürü üzerinden toplumun her an izlendiği, "Düşünce Polisi" ile zihinlerin denetlendiği ve "Yenisöylem" aracılığıyla dilin (dolayısıyla düşüncenin) sınırlandırıldığı bir düzen hâkimdir. ​Roman, Okyanusya’nın kasvetli başkenti Londra’da, Hakikat Bakanlığı’nda çalışan Winston Smith’in rejime karşı içten içe duyduğu nefreti bir günlük tutarak somutlaştırmasıyla başlıyor. Julia ile yaşadığı yasak aşk ve O'Brien üzerinden kurduğu sahte umut bağı, Winston’ı trajik bir sona sürükler; 101 Numaralı Oda’da yaşadığı ağır işkencelerle ruhu kırılan Winston, sonunda celladına âşık hâle getirilerek, sistemin kusursuz bir dişlisine dönüştürülür. ​Winston, geçmişin izlerini arayan "son insan" prototipidir; Julia bu başkaldırıyı daha fiziksel ve anlık hazlar üzerinden yaşarken, O'Brien entelektüel sadizmin ve sistemin sarsılmaz mantığının ürkütücü bir temsilcisidir. ​Orwell "1984"'de gücün, sadece güç için istendiği bir geleceğe dair dünyayı uyarmayı hedeflemiş. Tarihin sürekli yeniden yazılmasıyla hafızasızlaştırılan bir toplumun, mantıksal çelişkileri aynı anda kabullenme yetisi olan "Çiftdüşün" ile nasıl köleleştirildiğini anlatıyor. Yazar; demokratik değerlerin kırılganlığına dikkat çekerken, propagandanın gerçeği nasıl eğip bükebileceğini göstermektir. ​1903-1950 yılları arasında yaşayan, asıl adı Eric Arthur Blair olan George Orwell, adaletsizliğe ve baskıcı yönetimlere karşı duruşuyla tanınan, İngiliz bir gazeteci ve yazardır. Anlatım tarzı; süsten uzak, çıplak, doğrudan ve okuru rahatsız edecek kadar gerçekçidir.
1000Kitap
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,1bin okunma
8/10
·127 syf.··
2026 41. kitabı
Merhaba arkadaşlar sizlere güzel bir kitap yorumuyla geldim. . . Bugün bu serimizde Marie Curie'yi tanıyoruz. Marie Curie 7 Kasım 1867–4 Temmuz 1934 radyoaktivite alanında öncü araştırmalar yapmış ve bu araştırmaları sonucunda Nobel Ödülü'ne layık görülmüş Polonyalı-Fransız fizikçi ve kimyagerdir. Marie Curie, polonyum ve radyum elementlerini keşfederek radyoaktivite biliminin temelini atmış, uranyumun radyoaktif özelliklerini bulmuştur.Ayrıca, I. Dünya Savaşı sırasında yaralı askerlerin tedavisi için kullanılan taşınabilir X-ray (röntgen) cihazlarını, yani "Küçük Curie'ler"i icat etmiştir. Nobel Ödülü alan ilk kadın,1903 yılında fizik dalında bu onura layık görülen Marie Curie'dir.Radyoaktivite üzerine yaptığı öncü çalışmalarla tanınan Polonya asıllı Fransız fizikçi ve kimyager, aynı zamanda iki farklı bilim dalında (1903 Fizik, 1911 Kimya) Nobel Ödülü kazanan ilk ve tek kişidir. Marie Curie, uzun yıllar boyunca radyoaktif maddelerle korumasız çalışması sonucu maruz kaldığı yüksek radyasyona bağlı olarak gelişen aplastik anemi (bir tür kan kanseri/kan hastalığı)nedeniyle 4 Temmuz 1934'te hayatını kaybetti. Marie'nin "Bir kadının eğitimi,tüm toplumu eğitir fikri onun için yön veren bir ilkedir." Sadece bir bilim insanı değil birçok kişinin hayatına dokunan biridir.
Marie CurieKathleen Krull · Martı Çocuk Yayınları · 2020350 okunma