Al Qadisiyya (1981)

Hilâl

@hilalozmn
·
Merak ettirdi
“Yaklaşık iki yıllık sıkı ve yoğun bir çalışmanın ardından, Kâdisiyye, 1981'de Irak ve Mısır'da vizyona girdi. Sinemalarda Kâdisiyye' nin gösterime sunulduğu tarihte, İran-Irak Savaşı çoktan başlamıştı. İran topraklarının İslâmlaşmasının anlatıldığı bir filmin, tam da İran'ın Irak topraklarında siyasî emellerini yüksek sesle dile getirmeye başladığı bir zamanda seyirciyle buluşması, Kâdisiyye'yi bir propaganda malzemesine dönüştürmüştü. Filmin teknik açıdan ve anlattığı hikâye yönünden -neredeyse- kusursuz oluşu, en azılı Saddam karşıtlarını bile Kâdisiyye konusunda Irak yönetimini tebrike zorluyordu. Aradan geçen uzun zamana rağmen, 2014 Kahire Film Festivali'nin açılış filmi olarak seçilmesi de, Kâdisiyye'nin Arap sinema aleminde edindiği müstesna yeri gösteriyordu.”
Sayfa 80 - “Şehit Saddam”
Ne büyük trajedi...
"Ne büyük bir trajedi: Çürüyüp gidecek beden özenle beslenirken, ebedî yaşayacak ruh ihmal ediliyor." İnsan Nasıl Kaybeder? İmam Gazali Mesud Topal
Reklam
Empati
Bir Dinozorun Anıları Bence Mina Uygar sosyalizmi ve ekonomik eşitliği çok güzel anlatmasına rağmen ciddi bir empati eksikliği olduğunu düşünüyorum; bu da çocukluğundan beri gelen ünlü çevresi, ekonomik durumunun iyi olması ve sahip olduğu kaynaklar nedeniyle feministliğe anlam veremediğini anlatırken kendisi de itiraf ediyor. Ssyalizm in birütopya olduğunu ve bu ütopyanın gerçek olabileceğini savunurken zaman gereği gerçekçi olamadığını o yüzden vatanseverleri namussuz olarak nitelendirdiğini düşünüyorum çünkü özellikle onun zamanında milliyetçilik akımının etkisi ile gerçekleşen savaşlarla her devlet kendi milletiolarak var olmuş ermeniler rumlar nüfus çoğunluğu yaratarak ülkesibnin topraklarını almaya çalışmış bir türk için kendisinin betimlediği ve yaşadığı sosyalizm tarihe ihanet ve siyaset iki yüzlülüğüne benziyor ki güncedeki chp olayları ve kürt sorununun yeniden celallenmesinin cevabı gibi geliyor. Ayrıca kitabın bir yerinde Atatürk'ün yaşlı bir teyzenin saçlarını överek yavaşça yazmasını çıkarması, ilk başta garip gelse de, sonuç olarak az zamanda çok işler yapmanın sürekli alttan alarak olamayacağını, sonuçta 1981'de bile Cumhuriyet'in ve Türkiye'nin kurulmasının Türk Devrimi olarak betimlendirilmesi, bunun da bir devrim olması şaşkınlığımı bitirdi, anlaşılabilir kıldı benim açımdan.
Duygu ve Düşünce
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair
Esat Oktay Yıldıran (1949-1988), 12 Eylül Darbesi sonrasında Diyarbakır E Tipi Askeri Cezaevi'nde görev yapan ve tutuklulara yönelik sistematik, ağır insan hakları ihlalleri ve işkencelerle bilinen bir ş*refsiz subaydır. 1981-1983 yılları arasında cezaevi iç güvenlik amiri olarak görev yaptığı dönem, tutuklulara yönelik fiziksel ve psikolojik işkence yöntemlerinin (darp, tecrit, zorla marş okutma, köpek saldırıları ve cinsel taciz dahil) sistematik olarak uygulandığı karanlık bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Bu dönemde çok sayıda tutuklu hayatını kaybetmiş veya ağır travmalara maruz kalmıştır.
Henry David Thoreau Henry David Thoreau (r. 12 Temmuz 1817 in Concord, MA 6 Mayıs 1862 Tamze) - Amerikalı yazar, şair ve transandantalist filozof. Yaşam çizgisi Thoreau, kalemci John'un oğlu, Fransız göçmenlerin soyundan gelen Thoreau ve D. Cynthia. Dunbar doğdu ve hayatının büyük bir kısmını Concord, Massachusetts'te geçirdi. 1837 yılında Harvard Üniversitesi'nden mezun oldu ve Concord'da devlet okulu öğretmeni oldu. Kısa süre sonra Ralph Waldo Emerson ile arkadaş oldu. 1836 ile 1843 yılları arasında Transandantalist Kulübü'nün en önemli üyelerinden biriydi. \n1840-1844 yılları arasında Thoreau, R.W. Emerson, Th. Parker ve Margaret Fuller ile birlikte şair ve deneme yazarı olarak giriş yaptığı Kulübün resmi organı The Dial'ı yayınladı. o anarkoprimitizmin timsaliydi. Sivil itaatsizliği güce karşı mücadele ve doğal çevreye saygı için destekledi (esneklikçi biriydi). Aynı zamanda köleliğe karşı çıkan ve ABD yasalarını yasallaştıran ateşli bir kölelik karşıtıydı. 1845 yılında, Concord ormanlarında bulunan Walden Pond üzerinde inşa ettiği bir kulübeye taşındı. İki yıllık yalnızlığı boyunca, en ünlü eseri Walden'ı yazdı, İngiliz aktivistlere örnek oldu, daha sonra İşçi Partisi'nin kurucuları. Tüberkülozdan öldü. Bir aile kurmadı. Çalışmalar 1849: Concord ve Merrimack Nehirlerinde Bir Hafta 1849: Sivil İtaatsizlik Görevinde - makale 1854: Massachusetts'te kölelik 1854: Walden veya Woods'ta Yaşam - bir roman-günlüğü ve aynı zamanda bir kompozisyon koleksiyonu 1860: Obrona Kapitana Johna Browna (A Plea for Captain John Brown) 1863: Geziler (Geziler) 1863: İlkesiz yaşam (Prensipsiz yaşam) - kompozisyon 1864: Lasy Maine (Maine Ormanları) 1865: Cape Cod - bir seyahat günlüğü 1881: Wczesna wiosna w Massachusetts (Early Spring in Massachusetts) 1884: Lato (Yaz) 1882: Zima
Reklam
Reklam