Enteresandır ki, o zaman ki yönetimin bu tavrı, bu gelişmeler, İslam'a ve müslümanlara karşı alınan bu engelleyici, köstekleyici, kahredici ve topyekün imhaya yönelik tedbirler, içinde bulunduğumuz ortama da tıpatıp uymaktadır. Özellikle cumhuriyet dönemi ve yakın tarih siyaseti ve 1997 sonrası yıllardaki resmi uygulamalar, Ekber Şah devri yönetimini andırmaktadır. Her ikisi de tam bir resmi ideoloji, baskı, zulüm ve dayatma siyasetidir.
İşte, sözünü ettiğimiz o yönetim, birçok ulemayı da yanına almış ve desteklerini sağlamış iken, İmam-ı Rabbanî'yi karşısında buldu. İmam-ı Rabbanî ki, dalkavuk, tavizci ve batıl ideolojiler yanlısı olmadığı gibi "Allah'ın dininin aziz kılınmasından ve yüceltilmesinden başka bir gayesi ve onun aşağılanmasından başka bir korkusu" olmayan bir kimse idi.