Arkadaşlar, sevgili arkadaşlarım, ben galiba büyük bir yanlışlık içindeyim diyerek hep daha büyük bir yanlışlık içine sürüklenen, hayat konusunda ziyadesiyle yeteneksiz fanilerdenim.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
yaralandıkça ne çok şeyi özlüyor insan...
gerekli, gereksiz ne varsa özlüyor.
çocukluğu değil.
genç günleri değil.
sadece eski evlerin arasında yokuş aşağı yürüdüğü sabahları.
ayaklarına dur diyemediği...
her şeye inandığı...
her şeyin mümkün olduğu sabahları..
bugünü dün, yarını çok önceden yıktıkları bu sabahlara ait değilim ben.
zaman akıyor, su akıyor, annem kapıdan sokağa çıkıyor.
ben evden çıkamıyorum..
bu kayıp sabahlar, benim sabahlarım değil.
büyüdüğünü, hiç yıkılmaz dediğin dağlar kendi kendini yıkınca anlıyormuş insan..
olacak gibi olanlar son anda olmayınca..
olmayacak olanın olmasına çoktan alıştım..
sevmeyi çok özledim...
Ama aşk, yanılsamaysa bile, bitmişse bile, belki de en çok o zamanlar, intikam hırsını ve nefreti de içinde barındırır. Kırgın aşıklar havsalaya sığmayacak canilikleri yapmaktan çekinmez bazen. Bazen de dışarıdan aptallık gibi görünebilen ve ancak diğer kırgın aşıkların anlayabileceği şeyler yaparlar.
HUSREV - Arzularım kendi kendisine ölüyor. Suçlu siz değilsiniz.
ZEYNEP - Arzu ölür mü?
HUSREV - Onu can sıkıntısından bunalanlar bilir. Hayatla aralarında cama benzer şeffaf bir engel vardır. Sinekler gibi çırpınırlar, bu cam delinmez.