Zira bütün ihlaslı ve imanlı insanlar, ismen ayrı olsalar da, hakikatte yekvücutturlar. Aynı teknede, aynı maya ile yoğurulup, çeşitli kalıplarla cemiyette yekpareleşirler.
Bir milletin romantizmini idrak edebilmesi, neticede de kendi varlığından haberdar olabilmesi için, gözünün, körlükten görücülüğe dönmesi;
kulağının da sağırlıktan duyuculuğa çevrilmesi lazım.
600 sene Osmanlı tahtında oturmuş idare ve iktidarlarının yekunu içindeki şan ve şeref sahifeleri ağır basan bir hanedan azasını kadını erkeği, çoluğu çocuğu ile üç gün içinde memleketten sürüp çıkarmayı reva görmüş kararda şahsen bir gûna taksirim yoksa da, hadiseye, "Beni adem yek diğerinin azasıdır" diyen Şirazlı Sadi'nin anlayışı merkezinden bakınca, elbette benim, bizim, hepimizin ve herkesin bu muamelede bir mesuliyet ve utanç payı olmalı idi.