İyilik gördüğü ve tuzunu ekmeğini yediği kapıyı unutmak, Türk için, affedilmez iman ve ahlak noksanlarından biri sayılırdı. Onun için de Türk, "Bir fincan kahvenin kırk yıl hakkı vardır" demiştir.
Bir kere daha anladım ki, Türk Milleti yalnız rejim değiştirmekle kalmamış, sırtındaki vatan, iman, an'ane ve tarih zırhını da deldirmiş. İşte bu açılan delikten de oluk oluk milli ve manevi değerleri yad ellere kaçırmış.
Başımızı çevirip Türk'ün en az bin senelik geçmi-
şine baktıktan sonra, gözlerimizi bugüne gezdirecek olsak: "Ne imişiz, ne olmuşuz?" demekten gayri söylenecek söz bulmak güç, belki de muhal.
Neden o zirvelerden bu çukurlara indik? Neden yeri göğü titreten sesimiz kısıldı? Neden sadaka ver diğimiz milletlerin ianesine el açmış bulunuyoruz?" diye dört duvar arasında söylenmeyi bırakmak ve bu suallerin altında çöreklenmiş gaflet ve hatalarımızı yakalayıp, dolu dizgin, üstlerine gitmemiz gerekmez mi?