“Birtakım mekteplerimiz var; birçok şeyler öğretiyoruz. Fakat hep eksik olan bir memur kadrosunu doldurmak için çalışıyoruz. Bu kadro dolduğu gün ne yapacağız? Çocuklarımızı muayyen yaşlara kadar okutmayı adet edindik. Bu çok güzel bir şey! Fakat günün birinde bu mektepler sadece işsiz adam çıkaracak, bir yığın yarı münevver hayatı kaplıyacak. O zaman ne olacak? Kriz.”
Halkınızın gerçek anlamda hizmetkarı olun. Halka canlı, gerçek vaazlar verin. Asırlardır olduğu gibi, ikiyüzlü bir şekilde tekrarlayıp durduğunuz ruhsuz kelimelerden oluşan sıkıcı, itici din adamı diliyle konuşmayın..
Malesef öyle. Ama hoca deyip meydana çıkanlar buna sebep. Allahu alem din tacirliği yapıyor bir çoğu. Çok şükür samimi ve ilmi kuvvetli hocalarımız da var. Şarlatan mı ilim adamı mı bu ikisinin ayrımına iyi varmamız gerekiyor. Sanırım bize de feraset sahibi olmak düşüyor. Bu millet malesef dinle çok sömürüldü. İnşallah bundan sonra daha bilinçli bir din anlayışına sahip, neye inandığını bilen, inandığıyla amel eden bir toplum haline dönüşürüz.
"Allah’ım! Dinimi güzelce yaşat ki o benim güvencemdir. Dünyamı düzelt ki o benim geçim kaynağımdır. Ahiretimi hazırla ki o benim son durağımdır. Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle. Ölümümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle."
(Müslim, "Zikir", 71)