8/10
·125 syf.·
2026 13. kitabı
Kitap 5 ayrı kişinin ağzından anlatılan 5 bağımsız öyküden oluşuyor. Moda’da kedisiyle yaşayan, birkaç uzun ilişki yaşayıp sonucunda hepsiyle arkadaş kalmış, hayatında derin yaralar olan, boş zamanlarında salonun lambasının sarı ışığı altında kitap okuyup örgü ören birinin hayatından kesitleri anlatır gibi bir havası vardı kitabın. Bir kadın yazarın ürünü olduğunu hissedebiliyorsunuz satırlarda dolaşırken. Yazarın anlatımına o kadar bayıldım ki, aktı gitti resmen. Hafif kasvetli bir kitap olduğundan sonbaharda okumanızı öneririm. Ayrıca son öyküde bir hata olduğunu düşünüyorum. Başta babalarının öldüğünden bahsettikten sonra bir anda annelerinin yasını tuttuklarını okuyoruz. Birkaç kez kontrol ettim, acaba bir şey mi kaçırdım diye ama sanırım yazar önce babayı öldürüp sonrasında vazgeçip anneyi öldürmeyi karar verdi ve bu kısım düzenlenmedi. Belki de kaçırdığım bir kısım vardır, okuyanlar düşüncelerini paylaşabilirse çok sevinirim. Olay akışının bu kısımda tam oturmadığını düşündüğüm için 2 puan kırdım ne yazık ki.
Nohut OdaMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 201810,5bin okunma
10/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani… Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış. BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR. Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım. Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti. Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti. Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Aşkın Celladı ve Diğer Psikoterapi ÖyküleriIrvin D. Yalom · Remzi Kitabevi · 20199,4bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
•PİNBALL 1973•
7/10
·144 syf.··
2026 178. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 00:02
• KONUSU:Haruki Murakami’nin bu melankolik erken dönem romanı, 1970'lerin Tokyo'sunda geçmişin ve kayıpların gölgesinde yaşayan adsız bir anlatıcı ile dostu "Fare"nin, gençliğin masumiyetini ve takıntılı anılarını üç kollu eski bir langırt (*pinball*) makinesinin izini sürerek aradığı, caz tınılarıyla örülü gerçeküstü ve buruk bir yalnızlık hikayesidir. Haruki Murakami YORUMUM: 3 veya 4 kitaplık bir serinin, 2. kitabı. Yinede, kitapları bağımsız olarak da okumak mümkünmuş, ancak karakterlerin gelişimini ve hikayenin melankolik atmosferini tam yakalamak için sırayla okunması tavsiye edilirmiş. Ben seri olmadığını bilerekten bunu okudum. Zaten ince olan bir seriyi, en başından okurdum, ama... Neyse. Kitaba gelicek olursak, ben tam olarak ne anlattığını çözemedim. Pek anlamadığım bir eser oldu, o yüzden kötüdür, iyidir diye yorum yapamıycam. Belkide sırasına göre okumadığım için böyle oldu :/ Kitabı 50.sayfalara doğru biraz biraz anlamaya başladım. İkizler diye denilen karakterler var mesela, onların ne olduğunu çözemedim ve geminiye gidip sorunca anladım. İşte, karakterlerin hayat hikayesini okuyoruz tarzında birşey. Kitaba adını veren şeyide sonrada görüyoruz. Gerçek hayattaki bazı şeylerin adı geçiyor, bu yönden de biraz anlayamadım. Ne diyim ki. Her kitabı anlıycaz ve sevicez diye birşey yok. Birgünü tekrar okursam eğer, bağımsız bile olsa seriye en baştan başlarım.
1000Kitap
Pinball 1973Haruki Murakami · Doğan Kitap · 20201,552 okunma
Çorap ören bir paladin düşünün :')
7/10
·360 syf.··
2026 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 02:32
Stephen, Çeliğin Azizi adı verilen tanrının paladinidir. Paladinler tanrılarına hizmet eden bir tür şövalyelerdir. Çeliğin Azizi yaklaşık 3 yıl önce aniden ve beklenmedik bir şekilde ölür. Tanrının paladinlerinin bir kısmı ya delirmiştir, ya kendini öldürmüştür ya da bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştır. Hayatta kalmayı yedi paladin becerir ve bunlardan biri de Stephen'dir. Tanrısız kalan paladinlere Sıçan tarikatı kucak açar ve paladinler hayata tutunmak için bir amaç elde ederler. Tanrısının ölmesinin üstünden 3 yıl geçmesine rağmen Stephen, kendine bir amaç edinememiştir. Ruhundaki boşluğu dolduramadan hayatına boş bir kabuk olarak devam eder. Ta ki Grace ile karşılaşana kadar. Grace, Analık haydutlarından kaçarken kendini paladinin kolları arasında bulur ve ikili bu şekilde bir tanışma yaşarlar. Grace bir parfümcüdür ve Stephen'in kokusuna hayranlık duyar. İnsanın aklına erkek kokusu denilince odunsu ve baharatlı bir koku düşer. Ne var ki Stephan sadece zencefilli kurabiye gibi kokar. :D Bu ikili bir araya gelince siz düşünün gerisini. Gerçekten bu kadar güzel uyumlu, birbirini tamamlayan bir çift çok ender bulunuyor kitaplarda. Ben diyaloglarını okurken hep bir tebessüm eşlik etti bana. Stephen'in korkularını yıkması, Grace'in artık kaçarak bir yere varamayacağını anlaması ve en sonunda da birbirlerine teslim olmaları çok güzel işlenmişti. :') 7 puan vermemin sebebi ise aksiyonun yok denecek kadar az olmasıydı. İşin içinde tanrılar olunca ben beklentiyi biraz yükselttim sanırım. Ama ona rağmen kitap su gibi aktı. Rs döneminde olduğum şu günlerde bana ilaç gibi geldi. :') 2.kitap çıkmak üzereymiş, çıktığı gibi alıp okumayı planlıyorum. Çünkü bu ikilinin başına neler gelecek merak içindeyim. Kitapla kalın.
1000Kitap
Paladin'in AşkıT. Kingfisher · Eksik Parça Yayınları · 20267 okunma
3/10
·336 syf.··
2026 15. kitabı
Nerden başlasam bilemiyorum. Öncelikle 336 sayfalık kitap 200 sayfa olabilirdi ve puanım üçten altılara kadar çıkabilirdi. Neden böyle söylüyorum. Çünkü karakterlerin hissetmiş oldukları duyguları çok fazla betimledi ve beni empati kurmaktan kopardı. Kitabı bi kere yarım bırakıp araya başka bir kitap alarak bitirdim, yoksa bitiremezdim. Olay güzel, mahalle sıcaklığı hissediliyor fakat kitap kapağında da olan 2 genç dışında yan karakterlerin hikayelerine çok değinilmedi diye hatırlıyorum. Oysaki o mahalleyi sıcak hissettirmek bence bu şekilde olurdu o zaman da puanım 7-8 olurdu :)
Salkım Sokak No:3İclal Aydın · Artemis Yayınları · 02,537 okunma
5/10
·288 syf.··
2026 17. kitabı
Öncelikle kitapta altını çizdiğim yerlerle başlamak istiyorum: “Birkaç sene önce olsa hayal dahi edemeyeceği işin başına gelmiş olması ona hayrete düşüyordu. Gelecekte ne olacağını hiç kimsenin bilemeyeceği söylemi doğruydu.” Bu kitapta nedense tek bir yerin altın çizmişim. Bu satırları çizmemde hep inandığım “nerden biliyoruz altının üstünden güzel olmadığını” cümlesi olabilir. Çünkü cesaret en büyük lütufumuz ve onunla harikalar yaratabiliriz. Kitap iyi hisset serisi olarak geçiyor sanırım çünkü kapağında öyle yazıyor. Kitabı okurken sanki kitap evinin içindeymişim gibi çok huzurlu hissettim. Yani yazarın kalemi çok akıcıydı, zorlama kelimesi yoktu ve anlam bütünlüğü harikaydı. Kitap evinin insanları birleştirici bir yan olması çok hoşuma gitti. Ayriyeten karakterlerin hepsi baş karakter gibiydi; herkesin birbirinden bağımsız hikayesi vardı ve onlara da yazar bizi tanık etti, ben böyle romanları çok seviyorum. Sadece kitapta bahsedilen yazar ile aralarında geçen ilişkiyi daha derinlemesine görmek isterdim, o kısım kitabı bambaşka bir yere götürebilirdi diye düşünüyorum. Ve 2 puan daha fazla verirdim :) Dediğim gibi ortamdan uzaklaşmak ya da sahilde uzanarak sakin bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitap tercih edilebilir.
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma